(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekilinin 10.09.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin yakını olan .........'in askerlik görevini yapmakta iken, Hakkari İli, Çukurca İlçesi Sivritepe mevkiinde teröristlerle girişilen çatışmada kaybolduğunu, basından .........'in Kuzey Irak'ta yasadışı PKK Örgütünün kampında tutulduğunu öğrendiklerini, ..........'dan Kızıl Haç Kanalı ile kurtarılması için bir mektup gönderildiğini, bir daha kendisinden haber alınamadığını, muhtemelen çatışmalarda yaşamını yitirmiş olduğunu, ..........'ın Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesince gaipliğine karar verildiği ve kararın 18.3.1999 tarihinde kesinleştiğini, müvekkillerinden anne ve babanın oğullarının desteğine muhtaç olduklarını, tüm davacıların olay nedeniyle elem ve üzüntü duyduklarını, toplam 25.000.000.000.TL. maddi ve manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettikleri anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını olan J.Er. .........'in Hakkari 118 nci Jandarma Sınır Alay Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken, 20.07.1992 tarihinde Hakkari Çukurca Sivritepe Mevkiinde teröristlerle çıkan çatışma sonucu kaybolduğu, basın haberlerine göre teröristlerce Kuzey Irak'a kaçırıldığının anlaşıldığı, en son kendisinden 17.08.1992 tarihinde haber alındığı, bu tarihten 5 yıl geçtiği halde kendisinden haber alınamayınca Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılarak gaiplik kararı istenildiği, Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.12.1998 gün ve E.1997/437, K.1998/307 sayılı kararı ile ........'in gaipliğine karar verildiği ve bu kararın 18.3.1999 tarihinde kesinleştiği, davacılara 7.2.2000 tarihli onay ile 13.119.500.000.T. Nakdi tazminat ödendiği, anne ve baba'ya T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce 01.07.1994 tarihinden itibaren vazife malullüğü aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare ilk savunmasında davacıların manevi tazminat istemiyle ilk kez 16.10.1997 tarihli dilekçe ile idareye başvurduklarını, idarece cevap verilmediğini, en geç 14.02.1998 tarihine kadar dava açması gerektiğini, 05.05.1999 tarihli ikinci idari başvurunun geçirilen dava açma süresini ihya etmeyeceğinden bahisle süre itirazında bulunmuş ise de davacıların yakını hakkında verilen ve kesinleşen gaiplik kararına kadar ........'in yasal olarak sağ kabul edildiğinden, gaiplik kararından önce yapılan idari başvurunun geçerli olmadığı, gaiplik kararının 18.03.1999 tarihinde kesinleşmesi üzerine 05 Mayıs 1999 tarihinde idareye yapılan müracaatın ve bu müracaata (60) gün içinde cevap verilmemesi üzerine 10.09.1999 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde açıldığı sonucuna varılarak davalı idarenin süreye ilişkin itirazına itibar olunmamıştır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların yakını olan J.Er .........'in asayişle ilgili askeri bir görevin ifası sırasında teröristlerle girişilen silahlı çatışma sırasında teröristlerce kaçırıldığı ve kendisinden 17.8.1992 tarihinden sonra hiç haber alınamadığı ve gaipliğine karar verildiği hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Olayın meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez. Zarar doğrudan doğruya idarenin bir eyleminden doğmayıp idarenin dışındaki bir olaydan kaynaklandığı açıktır. Zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı kesilmediğinden kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adalet, eşitlik, hak ve nasafet kurallarına uygun düşeceğinden davacının zararlarının bu esaslara göre karşılanmasının gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilip Mahkememize ibraz edilen 10.11.2000 tarihli bilirkişi raporunda davacı anne ve babanın maddi zararlarının sadece sağlanan maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı ayrıca kendilerine 11.042.245.833.TL. ayrı ayrı nakdi tazminat yararı sağlandığı maddi tazminat hak edişlerinin mevcut olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna davacılar vekili bilirkişi raporuna itibar edilmeden talepleri gibi karar verilmesini talep ettiği anlaşılmış olup Kurulumuzca ilmi veriler ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun olarak düzenlendiği anlaşılan bilirkişi raporu uyarınca tatbikat yapılmıştır.
Tüm davacıların olay nedeniyle duydukları ve ilerde duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir. Ancak ödenen nakdi tazminat maddi ve manevi zararların karşılığı olarak ödenmekte olduğundan davacı anne ve babanın maddi zararlarının tümünün nakdi tazminat dışında sağlanan yararlarla karşılandığından ödenen nakdi tazminatın manevi zararlarının karşılığı olarak ödendiği, ödenen nakdi tazminat miktarlarının ise emsal olaylarda takdir olunan manevi tazminat miktarlarının üzerinde olduğu anlaşılmakla davacı anne ve babanın manevi tazminat isteminin de reddine karar verilmiştir.
Davacıların maddi tazminat istemleri reddedilmiş ise de, bu karar davacıların istemlerinde haksız olduğundan değil, haklı görülen istemlerinin dava tarihinden sonra T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan vazife malullüğü aylığı ve ödenen tütün ikramiyesi ise karşılanmış bulunmasından kaynaklandığı, Emekli Sandığı işleminin beklenmesi halinde dava açma süresinin geçirilebilecek olduğundan dava açılmasının bir hukuki zorunluluk olarak belirtilmesi karşısında maddi tazminatla ilgili davalı idarenin reddedilen miktar üzerinden Avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ilişkin davalı idare isteminin reddi cihetine gidilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat miktarı nazara alınarak davacı baba ile davacı anne .........'ın maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
2- Takdiren davacı kardeşler ........., ........., ....... ........, .........'a ayrı ayrı 270.000.000.er TL. (ikiyüz yetmişer milyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına gaiplik kararının verildiği 22.12.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzde elli), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış) yasal FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Dava adli yardımlı görülmüş olup, davalı idare 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf bulunduğundan harç alınmamasına YER OLMADIĞINA,
5- Dava adli yardımlı görüldüğünden davalı idare tarafından sarf edilen posta pulu giderlerinin davalı idare üzerinde BIRAKILMASINA,
6- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 20.000.000.TL.(yirmi milyon TL.) bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
7- Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca hesabedilen 73.850.000.TL. (yetmiş üç milyon sekizyüz ellibin TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri üzerinden hesabedilen (Tarifenin 11 nci maddesi de gözönünde tutularak) 73.850.000.TL. (yetmişüç milyon sekizyüz elli bin TL.) Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE,
9- Dava duruşmalı görüşüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarı için yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı idare aleyhine Avukatlık ücretine hükmedilmesine YER OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy