(1111 S. K. m. 1, 2) (2709 S. K. m. 10, 72) (2510 S. K. m. 3) (403 S. K. m. 6)
Davacı Vekilinin 13 Eylül 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 10.12.1999 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; davacının ailesi ile birlikte 1992 yılında Türkiye'ye giriş yaptığı ve 4.7.1994 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmek için başvuruda bulunduğu, davacının dedesinin ölümü nedeniyle Bulgaristan'a gittiği, ancak geri dönmek istediğinde askerliğini yapmadığı gerekçesi ile alı konduğu, 5.10.1995 ile 5.4.1997 tarihleri arasında vatandaşı olduğu Bulgaristan'da 18 ay er olarak askerlik görevini tamamladığı, Türkiye'ye döndüğünde Bakanlar Kurulunun 29.4.1997 tarih ve 1997/9343 Sayılı Kararnamesi ile Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığına kabul edildiği, Mudanya Askerlik Şubesi tarafından 22.11.1999 tarihinde askere sevk edileceğine dair çıkarılan celp için çağrı pusulasının 9.6.1998 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine verdiği 30.6.1999 tarihli dilekçe ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edilmeden önce Bulgaristan'da askerlik görevini yaptığı, bu nedenle Askerlik Kanunu hükümleri gereğince askerlik görevini yapmış sayılarak yedeğe ayrılması gerektiğini belirttiği, bu isteğinin reddedildiği, davacının Türk Vatandaşı olmadan Vatandaşlığında bulunduğu Bulgaristan'da askerlik görevini ifa ettiğinden kendisine 1111 Sayılı Kanunun 2 nci maddesinin 9 ncu fıkrasındaki düzenlemenin uygulanması gerektiği, bu fıkranın amacının çifte mükellefiyeti önlemek olduğu, bu fıkranın temelinde Anayasa'nın 10 ncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi yer aldığı, davacının askere sevk işleminin öncelikle yürütmesinin durdurulmasına ve işlemin iptaline karar verilmesi istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile davacının davalı İdarece gönderilen askerlik işlemlerine dair özlük dosyasının tetkikinden davacının ailesi ile birlikte 1992 yılında Türkiye'ye geldiği ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçmek için ailesi ile birlikte 4.7.1994 tarihinde başvurduğu, T.C. vatandaşlığına alınmadan dedesinin ölümü nedeni ile Bulgaristan'a gittiği, geri dönmek istediğinde askerlik çağı geldiği için Türkiye'ye gönderilmeyip 5.10.1995 tarihi ile 5.4.1997 tarihleri arasında Bulgaristan'da askerlik yaptığı ve terhisini müteakip Türkiye'ye döndüğü, Türkiye'ye döndükten sonra Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulunun 29.4.1997 tarih ve 1997/9343 Sayılı Kararı ile 403 sayılı Vatandaşlık Kanununun istisnai vatandaşlığa alınma başlığını taşıyan 7 nci maddesi gereğince Türk Soyundan olduğu için ecnebi (yabancı) statüsünde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına alındığı anlaşılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Vatan hizmeti başlıklı 72 nci maddesi aynen Vatan hizmeti her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı Kanunla düzenlenir. şeklindedir.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 1 nci maddesi ise; Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, iş bu Kanun mucibince askerlik yapmaya mecburdur. hükmünü amirdir.
1111 sayılı Kanunun 3358 Sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasında askerlik çağının nüfus kütüğünde yazılı olan yaşa göre yirmi yaşına girildiği senenin Ocak ayının birinci gününden başlayacağı, 41 yaşına girildiği senenin Ocak ayının birinci günü biteceği belirlenmiştir.
1111 sayılı Kanunun 2580 Sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesinin 10 ncu fıkrası Kanunen muhacir tanınmayan mülteciler ve ecnebilerden Türk Vatandaşlığına girenler vatandaşlığa alındıkları tarihte hangi yaşta iseler o yaştaki yerli erbaş ve er gibi askerliğini yaparlar. şeklinde düzenleme getirmiştir.
2510 sayılı İskan Kanununun 3. maddesine göre, Türkiyede yerleşmek maksadıyla olmayıp bir zaruret nedeniyle muvakkat oturmak için sığınanlara Mülteci, bir devletin ülkesinde bulunan ve o devletin vatandaşlığını iddiaya hakkı olmayan kimselere ecnebi (yabancı), Türkiyede yerleşmek maksadıyla dışarıdan münferiden gelmek isteyen Türk soyundan meskun veya göçebe fertler, aşiretler ve Türk Kültürüne meskun kimselere ise muhacir denilmektedir.
403 sayılı Vatandaşlık Kanununun A) Genel olarak vatandaşlığa alınma başlığını taşıyan 6 ncı maddesi aynen Aşağıdaki şartları taşıyan yabancılar Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk Vatandaşlığa alınabilirler. Vatandaşlığa alınmasını isteyen kişi,
a) Kendi Milli Kanununa, vatansız ise Türk Kanununa göre reşit olmalıdır.
b) Müracaat tarihinden geriye doğru Türkiyede 5 yıl ikamet etmiş olmalıdır.
c) Türkiyede yerleşmeye karar verdiğini davranışı ile teyit etmiş olmalıdır.
ç) İyi ahlak sahibi olmalıdır.
d) Genel Sağlık bakımından tehlike teşkil eden hastalığı bulunmamalıdır.
e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmelidir.
f) Türkiyede kendisinin ve geçimi ile yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire ve mesleğe sahip olmalıdır. biçimindedir.
Aynı Kanunun B) İstisnai vatandaşlığa alınma: başlığını taşıyan 7 nci maddesi ise Aşağıdaki hallerde 6 ncı maddenin (b) ve (c) bentlerindeki şartlar aranmaksızın yabancılar istekleri üzerine, İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla Türk Vatandaşlığına alınabilirler.
a) Türk Vatandaşlığını herhangi bir şekilde kaybetmiş olanların sonradan doğmuş reşit çocukları,
b) Bir Türk Vatandaşı ile evli olanlarla, bunların reşit çocukları,
ç) Türk soyundan olanlarla, eşleri ve reşit çocukları,
d) Türkiyeye sanayi tesisleri getiren sosyal, ekonomik alanlarda veya bilim, teknik veyahut sanat alanlarında olağanüstü hizmeti geçmiş veya hizmeti geçeceği düşünülen kimse,
e) Vatandaşlığa alınması Bakanlar Kurulunca zaruri görülenler şeklinde bir düzenleme getirmiştir.
Dava konusu olayımıza dönüldüğünde davacının Bulgaristan doğumlu olup Bulgaristan Vatandaşı olmasına rağmen Türk Soylu bir aileden geldiği için Bakanlar Kurulunun 29 Nisan 1997 tarih ve 1997/9343 sayılı Kararı ile ecnebi statüsünde Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığına kabul edilmesi nedeniyle 1111 Sayılı Askerlik Kanunu çerçevesinde muhacir kabul edilmesi mümkün değildir. Ayrıca davacının durumu 2510 sayılı İskan Kanununda tanımlanan muhacir kavramına uymamaktadır. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri incelendiğinde davacının durumunu düzenleyen tek Kanun maddesi 1111 sayılı Askerlik Kanununun 2 nci Maddesinin 10 ncu fıkrasıdır. Bu fıkrada belirtilen husus ise yabancıların vatandaşlığa alındığı tarihte hangi yaşta iseler o yaştaki yerli erat gibi askerliklerini yapacaklarıdır.
Davalı İdare de savunmasında davacıya 1111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin 10 ncu fıkrasının uygulanacağını kabul etmekte, ancak 1975 doğumlu olan davacının, kayıtlı bulunduğu Mudanya Askerlik Şubesi Başkanlığının davacının emsali olan 1975 doğumlu yükümlülerin genel sevkini Kasım 1995 celp döneminde yaptığından emsallerinin Haziran 1997 tarihinde terhis edildiği, davacının vatandaşlığa alındığı 29 Nisan 1997 tarihinde emsalleri askerlik hizmetine devam ettiğinden, davacının askerlik hizmetine tabi tutulması gerektiğini ileri sürmüş ise de; 1975 doğumlu olan davacının Türkiye genelindeki 1975 doğumlu emsallerinin Şubat 1995, Mayıs 1995, Ağustos 195 ve Kasım 1995 tarihlerinde askere sevk edildikleri, Şubat, Mayıs ve Ağustos 1995 tarihlerinde sevk edilen emsallerinin, davacının Türk vatandaşlığına geçirildiği tarih olan 29 Nisan 1997 tarihinde terhis edildikleri anlaşıldığından davacının vatandaşlığa alındığı tarihteki yaşı itibariyle emsallerinin Türkiye geneline göre düşünülmesi gerektiği, aksi halde değişik şubelere mensup olan aynı yaşta ve aynı anda vatandaşlığa alınan kişiler arasında eşitsizlik olacağı, bununda hakkaniyet ve nesafet kuralları ile bağdaşmayacağı cihetle Türkiye genelinde Kasım 1995 celbi dışındaki celplerin terhis edilmesi nedenleriyle davacının askerlik yükümlülüğüne tabi tutulmaması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacının askerlikten muaf tutulmaması işlemi sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka ve mevzuata uyarlı bulunmadığından İŞLEMİN İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy