(926 S. K. m. 191, 201) (1602 S. K. m. 43)
Davacı 20.12.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; oğlunun askerde nizamiyede görevli iken bir başka er tarafından vurularak şehit edildiğini, bu nedenle şehitlik madalyası verilmesi için yaptığı başvurusunun davalı idare tarafından reddedildiğini belirterek, vatani görevini yaparken şehit edilen oğlunun şehitlik madalyasının verilmemesi işleminin iptali ile tazminat verilmemesine ilişkin işleminde iptalini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dava dosyası ve ekindeki tazminat dosyasının incelenmesinden, davacının oğlu J.Er ...........'in askerlik görevini Antalya-Serik-Belek Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde yapmakta iken 05.07.1998 tarihinde karakol nizamiye nöbeti esnasında aynı birlikte bulunan J.Er ..........'le aralarında geçen haksız tahrik teşkil eden davranışları sonucu ................ tarafından vurularak vefat ettiği, sanık ...........'ün 58 nci Er Eğt.Tüm.K.lığı Askeri Mahkemesinde yargılanarak 15 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı, davacı babanın 17.02.1998, 27.04.1998, 06.10.1998 tarihli dilekçelerle idareye başvurarak şehit övünç madalyası ve tazminat istediği, idarenin bu dilekçelere 17.03.1998, 27.04.1998, 22.10.1998 tarihli yazılar ile olumsuz yanıt verildiği ancak bu yanıtların davacıya tebliğ edildiğine dair hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı, ölüm olayı 2330 sayılı Kanun kapsamında yer almadığından bahisle davacıya nakdi tazminat ödenmediği anlaşılmaktadır.
Dava, askerlik hizmeti sırasında arkadaşı tarafından öldürülen oğlunun şehit sayılarak kendisine övünç madalyası ve olay nedeniyle tazminat verilmesi istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Mevzuatımızda şehit kavramını açıklayan bağlayıcı bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu konuda T.B.M.M.nin 927 sayılı yorum kararı mevcut olup bu kararda, harpte veya eşkıya müsademesinde her nev'i düşman silahı tesiri ile derhal vefat edenlerin şehit sayılacağı belirtilmiştir. Bu tanıma göre davacının oğlunun şehit sayılması olanaksızdır.
926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 191 ve 201 nci maddeleri arasında madalyaların çeşidi; savaş madalyası, şeref madalyası, övünç madalyası, üstün hizmet madalyası, istiklal madalyası olarak sayılmış ve kimlere nasıl verileceği belirtilmiştir.
Keza, Türk Silahlı Kuvvetleri Savaş Takdirnamesi, Madalya ve Nişan Yönetmeliğinin "Taltifleri başlıklı ikinci bölümünde hangi durumlarda madalya verileceği belirtilmiş, görevin sebep ve tesiri ile hayatını kaybeden asker kişilerin kanuni mirasçılarına övünç madalyası verileceği hükme bağlanmıştır.
Davacı ..........'in oğlu J.Er. ..........'in Antalya-Serik-Belek J.Karakol K.lığında 05 Temmuz 1996 tarihinde Nizamiye Nöbeti sırasında yanına gelen ve aralarında çıkan tartışma sonucu J.Er. ......... tarafından P.Tf. ile ateş edilerek vefat ettiği, dolayısıyla ölüm olayının görevin sebep ve tesiriyle meydana gelmediği anlaşıldığından madalya verilmesi ile ilgili olarak tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Tazminatla ilgili hususa gelince 1602 sayılı Kanunun 43 ncü maddesi İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesine dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde tam yargı davacı açabilirler hükmünü amirdir.
Bu hükme göre hakları ihlal edilenlerin eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekmektedir. Müteveffa J.Er ........... 05 Temmuz 1996 tarihinde vefat etmiştir. Olayın üzerinden iki yıldan fazla bir süre geçtikten sonra 06.10.1998 tarihinde idareye başvurarak tazminat istemesi ve red cevabından sonra 22.12.1998 tarihinde açılan davanın süre yönünden hukuka uygun olmadığı, yasal başvuru süresi geçtikten sonra yapılan başvuru ve alınan cevabın geçen süreyi ihya etmesinin mümkün olmadığı cihetle davanın tazminatla ilgili bölümünün süre yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davacının oğlunun şehit sayılmayarak kendisine şehitlik madalyası verilmemesi işleminin iptaline ilişkin yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE, tazminat isteminin reddine ilişkin işlemin iptaline yönelik davanın ise süre aşımı yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy