(5434 S. K. m. 69)
Davacılar vekili 3 Eylül 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin oğlu P. Komd. Onb ....................' nın Hakkari- Yüksekova 1. Dağ Komd. Tb. Kh. Ds. Bl. de askerliğini yapmakta olduğu 14.4.1998 tarihinde, mevzide gözetleme faaliyeti icra etmekte iken nöbet arkadaşının dikkatsiz ve tedbirsizlik sonucu silahını ateşlemesi üzerine ağır şekilde yaralanarak bilahare vefat ettiğini, müteveffanın şehit sayılması konusunda davalı idareye yapılan başvuruya olumsuz yanıt verildiğini, oluşa göre müvekkilinin çocuğunun şehit sayılması gerektiğini, idarenin istemi red ederken dayandığı şehitlik yönergesinin emir niteliğinde bir düzenleme olup bağlayıcı bir niteliği bulunmadığını, tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürülerek işlemin iptali talep ve dava edilmiştir.
Olay günü Yüksekova 1958 rakımlı tepedeki 10 nolu mevzide 13.00 -18.00 saatleri arasında gözetleme yapmakta olan müteveffanın, nöbet arkadaşı ile birlikte bir ara taburu çevreleyen tel örgülerin yanına büyükbaş hayvanların gelmesi üzerine bunları kovalamak istedikleri, makineli tüfek nişancısı olan Onb. .........................' nın arkadaşına ait G-3 piyade tüfeğini alarak mevziden aşağı inip hayvanları kovaladığı, mevzi arkadaşı Er ...................' ında taş atarak hayvanların kovalanmasına yardımcı olduğu, attığı taşlardan birisinin davacıların yakını Onb. ......................' nın yanına düşmesi üzerine, Vedat'ın tüfeğinin kurma kolunu çekip bırakarak namluyu da arkadaşı ..................' e çevirerek seni vururum diye şaka yaptığı, daha sonra mevzie çıkıp tüfeği o hali ile mevziin duvarına dayayıp mevzide bulunan makineli tüfeğin mayonlarını silmeye başladığı sırada, ....................'ün mevzi duvarına dayalı bulunan G-3 piyade tüfeğini sol eliyle almak istediği, ........... ile .............. arasındaki G-3 piyade tüfeğinin namlusunun ............'a doğru kaymakta iken, ................' ün tüfeğin düşmesine engel olmak için tetik tertibatının bulunduğu kısımdan tüfeği yakalarken elinin tetiğe değmesi üzerine silahın ateş aldığı, çıkan merminin sol meme üzerinden davacıların yakını Onb ..............' ya isabeti ile yaralandığı, Yüksekova hastanesine kaldırıldığı, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak vefat ettiği, bilirkişi raporuna göre olayda ............' ın 5/8, müteveffanın 3/8 kusurlu oldukları Jandarma Asayiş Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 28.12.1999 gün 1999/863-804 sayılı kararı, Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 27.2.2001 gün ve 2001/185 sayılı kararları ile anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık yukarıda oluşu belirtilen olayda hayatını kaybeden müteveffa Onb ........' nın şehit sayılıp sayılmamasından kaynaklanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde şehit kavramı ile ne ifade edilmek istendiğinin, mevzuatımızda bunun tanımı bulunup bulunmadığının irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Mevzuatımızda şehitin tanımı yapılmamış olmasına rağmen, bazı yasalarda şehit' ten söz edildiği görülmektedir. Örneğin; Osmanlı Devleti zamanında yürürlüğe giren, ancak bazı maddesi halen uygulanabilmekte olan 1325 tarihli Askeri Tekaüt ve Maaş Kanunun da şehit kavramı geçmekte ise de, tanımı verilmemektedir. Keza 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 69 ncu maddesinin (d) bendinde ... 64 ncü maddede yazılı hallerde şehit olmuşsa ... ibarelerinin bu kavramı açıkladığı söylenemez.
Bu konunda TBMM. nin 927 sayılı yorum kararı ile, 4992 sayılı kanuna ek 5107 sayılı kanunun 2 nci maddesinin tefsirine lüzum ve zaruret olmadığına dair Heyeti Umumiye kararı bulunmaktadır.
(MSY:439-1) şehitlik yönergesinde bir tanım yapılmamış, Yönergenin 1 nci maddesinde amaç olarak, şehitliğe kimlerin gömüleceğinin belirlenmesi, şehitlik yerlerinin tespiti ve tescili ile bakım ve onarım işlemlerinin yürütülme esas ve usullerini tespit etmek olduğu belirtilmiş, 3 ncü maddesinde de yönergenin 7 nci maddesinde yazılı nedenlerden ölmüş olanlar (7 nci Md. f fıkrası hariç) şehitliğe gömülecekleri, Yönergenin 7 nci maddesinin (b) fıkrasında da; İç güvenlik görevlerinde (Disiplin ve ihmali görülenler hariç) veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenlerin veya yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın tesiri ile ölenlerin şehit defnedilecekleri belirtilmiştir.
Dava konusu olaya dönüldüğünde; Jandarma Asayiş Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 28.12.1999 gün ve 1999/863-804 sayılı kararı ile bu kararın temyiz incelemesi ile ilgili Askeri Yargıtay 3. D.nin 27.2.2001 gün ve 2001/185-182 sayılı ilamına (mahal mahkemesince verilen karar sadece 4616 sayılı şartla salıverme, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun uyarınca, sanık hakkında ki davanın ertelenmesinin gerekip gerekmeyeceğinin değerlendirilmemesi yönünden bozulmuştur.) göre; davacıların oğlunun nöbet hizmeti sırasında dikkatsizlik ve tedbirsizlikle öldürülmesi olayında müteveffanın arkadaşının tüfeğini alıp, şakalaşma sırasında tüfeği tam dolduruşa getirmek ve bu şekilde doldurduğu tüfeği o haliyle getirip mevzi duvarına dayamak suretiyle ölüm olayında 3/8 oranında kusuru ve dolayısı ile disipline aykırı davranışının bulunduğu, dolayısı ile müteveffanın durumunun TBMM. yorum kararına girmediği gibi, şehitlik yönergesinin 7 nci maddesindeki şehitliğe gömülecekler kapsamında da bulunmadığı dolayısı ile davalı idare tarafından tesis edilen işlemin hukuka uyarlı olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy