(211 S. K. m. 18)
Davacı, 28.06.1999 tarihinde Edremit Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip 05.07.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Erzurum Askerlik Dairesi Başkanlığının 20 Mayıs 1999 tarihli yazısı ile kişilik haklarının asılsız bir takım iddialarla ağır bir şekilde zarara uğratıldığını, isnatların gerçekleşmesinin maddi imkansızlık nedeniyle mümkün olmadığını, iddiaların hiç bir delille belgelenmemiş, soyut dayanaksız ve delilsiz olup gerçeği yansıtmadığını, isnatlarla ilgili hiçbir soruşturma geçirmediği gibi iddialarla ilgili idari veya adli ceza almadığını, iddiaların Kurmay Başkanının kişisel husumetinden kaynaklandığını, isnatların doğruluğunun belirlenebilmesi için hakkında idari soruşturma başlatılmasını istemesine rağmen hiç bir çalışma başlatılmadığını, T.C. Anayasasının Özel hayatın gizliliği ve korunması başlıklı 20 nci maddesinin 1 nci fıkrasında herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulmaz. Adli soruşturma ve koğuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır. hükmüne yer verildiğini, Anayasanın 32 nci maddesinin 1 nci Fıkrasında ise Düzelme ve cevap hakkı ancak kişilerin haysiyet ve şerefine dokunulması veya kendileri ile ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır. hükmüne yer verildiğini, 38 nci maddesinde de suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Kuralı getirildiğini, idari soruşturma veya adli koğuşturma yapılıp sonuçlandırılmadan kişilerin özel yaşamının gizliliğine dokunulmayacağını, suçluluğu hükmen sabit olmadan masuniyet karinesine aykırı olarak henüz iddia niteliğinde olan hususlarda savunma dahi tanınmadan kendisine yazı gönderilmesinin kişilik haklarını ağır bir şekilde zarara uğrattığını, Binbaşı rütbesinde bir üst subay olarak bu tür isnatlarla itham edilmesinin moral ve motivasyonunun bozduğunu, kendisini ve ailesini depresyonlara varabilecek psikolotik etkilere maruz bıraktığını, garnizon çapında onur ve itibarını ağır şekilde zedelediğini, yaşama sevincini azalttığını, eşinin haysiyet ve gururunu kırdığını, aile birliğini ve bütünlüğünü etkileyip sosyal çevre intibakını bozduğunu, çocuklarının kendisine güvenlerini değiştirecek zemin oluşturduğunu belirterek çektiği manevi elem ve ızdırabın karşılığı olarak iki milyar TL. manevi zararın yazının kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile idare tarafından Gizli gizlilik derecesi ile gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının, Ardahan Askerlik Şubesi Başkanı olarak görevli bulunduğu 01.05.1999 günü saat 20.00 sıralarında bağlı bulunduğu Erzurum Askerlik Dairesi Başkanlığından izin almaksızın, Ardahan 25 nci Mknz. Piyade Tugay Komutanlığı emrinde görevli bir astsubayla birlikte Hopa'ya gittiği, 02 Mayıs 1999 günü saat 03.30. sularında Ardahan'a dönerlerken astsubay tarafından kullanılan aracın Hopa-Borçka karayolunda Borçka'ya 8 km. Mesafede dere yatağına yuvarlanması sonucu araçta bulunan astsubayın vefat ettiği aynı araçta bulunan davacı ile Ukrayna uyruklu bir bayanın kurtuldukları, ölüm olayı nedeniyle 25 nci Mknz. P. Tuğ. K. lığı tarafından yaptırılan, idari tahkikat sonucunun davacının T)ağlı bulunduğu Erzurum Askerlik Dairesi Başkanlığına bildirildiği, yaptırılan idari tahkikat sırasında davacının da ifadesine başvurulduğu, 25 nci Mknz. Tugay Komutanlığının yazısına atfen davacının, 02 Mayıs 1999 tarihinde 03.30 sularında Hopa-Borçka karayolunda meydana gelen trafik kazasında izinsiz olarak garnizonu terk ettiğinin tespit edildiği, daha öncede garnizonu müteaddit defalar terk ettiği ve bunu alışkanlık haline getirdiği, ayrıca askeri adap ve terbiye kurallarına uymayan davranışlar içinde bulunduğu, uyarılara rağmen sık sık Ardahan Askeri Gazinosunun kapanış saatini ihlal ettiği, aşırı alkollü şekilde gazinoyu geç saatlerde terkettiği, bu hususlarla ilgili olarak Tugay Komutanı adına Kurmay Başkanı tarafından iki defa ikaz edildiği, kendinden küçük rütbeli personel ile aşırı samimiyet diyalog içinde bulunduğu, bu personel ile barda devamlı içki içtiği zaman zaman onları disiplinsizliğe sevkettiği, başta İl Emniyet Müdürlüğü olmak üzere resmi kurum ve kuruluşlarla ve il esnafı ile sürekli sürtüşme içinde olduğu, mesai bitiminden sonra hemen hemen devamlı alkollü olarak dolaştığı, hayat kadınlarına karşı zaafının olduğu, Ardahan İl Merkezinde çevre ile ve ilçelerde bu tür kadınların bulunduğu otel, kafeterya, bar ve pavyonlara sık sık gittiği ve bu tür kadınlarla yakınlık kurmaya çalıştığının Tugay Komutanlığınca bildirildiği, tutum ve davranışlarının müstakil görev yaptığı Ardahan Askerlik Şubesi Başkanlığına hiç yakışmayacak hareketler olduğu, hareketlerini kontrol etmesi, bu tür davranışlarda bulunmaya devam ettiği tespit edildiği takdirde hakkında gerekli işlemin yapılacağının bilinmesinin Erzurum Askerlik Dairesi Başkanlığının 20 Mayıs 1999 tarihli yazısıyla davacıya özel ve kişiye özel gizlilik derecesiyle bildirildiği, davacının ayrıca 01 Mayıs 1999 tarihinde garnizonu izinsiz terk etmek suçundan savunması alınmak suretiyle 17 Mayıs 1999 tarihinde Erzurum Askerlik Dairesi Balkanı tarafından yedi gün oda hapsi cezasıyla cezalandırıldığı, davacının, 20 Mayıs 1999 tarihli ikaz yazısı nedeniyle iki milyar TL. manevi tazminat istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır.
İdare, hukuka aykırı eylem ve işlemlerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Manevi tazminat malvarlığı dışındaki hukuksal değerlere, kişilik haklarına yapılan saldırılar ile meydana getirilen eksilmenin giderilmesi olarak tanımlanabilir. Amacı, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem veya işlemle verilen acıları ve üzüntüleri kısmen dindirmek, bozulan ruhsal dengeyi yeniden sağlamak kırılan yaşama arzusunu tazelemek, yaşama yeniden bağlanmaktır.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten idarenin, halin icaplarına gereksinmelerine göre; hizmeti devamlı ve en iye şekilde topluma arzetmesi ve hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlendiğini gösterir. Davalı idarenin ajanlarının kamu hizmetinin ifası sırasında ve hizmetin ifasından dolayı hizmetten ayrılması söz konusu edilmeyen fiillerinden kaynaklanan zararlardan sorumlu olacağı Anayasanın 129/5 ve 125 nci maddelerinin amir hükmüdür.
Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 18 nci maddesi Amir; maiyetine disiplin bozan fiil ve hareketlerinden dolayı disiplin cezaları verir. hükmünü amir olup, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 3 ncü maddesi Disiplinin azıcık dahi bozulduğunu veya gevşediğini sezen her amir bunun maddi ve manevi sebeplerini araştırarak gidermeye ve disiplinin korunması için icabında kanun ve nizamlar dairesinde her türlü tedbirleri almaya ve yetkilerini tamamıyla kullanarak disiplini sağlamaya mecburdur. hükmünü amir bulunmaktadır.
Bu açıklamalara göre, davacının durumu değerlendirildiğinde; askerlikle bağdaşmayan tutum ve davranışlarının savunma ekinde gönderilen belgelerle tespit ve teyit edilen davacının durumunu öğrenen amirinin, bu tutum ve davranışlarını kontrol altına almadığı ve bu tür davranışları devam ettiği takdirde hakkında gerekli işlemin yapılacağına dair kişiye özel ve özel gizlilik dereceli 20 Mayıs 1999 tarihli yazısıyla davacıyı ikaz etmesinin disiplin amirinin hak ve yetkisi içinde bulunduğu hatta bu hak ve yetkinin askerlikle bağdaşmayan tutum ve davranışını öğrenen ve gören her üst ve amirin buna müdahale ile düzeltme ve gereğini yapma hak ve gereği olduğu, davacının amiri tarafından ikaz edilmesinin tamamen yasal hak ve yetkinin kullanılması sınırları içinde kaldığı, hukuka ve mevzuata aykırı olmadığı, dolayısıyla davacının iddialarına itibar olunmayarak manevi tazminat verilmesi yönündeki isteminin reddine karar verilmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının manevi tazminat istemiyle açtığı davanın REDDİNE,
2- 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
3- Davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince 135.000.000 TL. (YÜZOTUZBEŞMİLYON TL.) Avukatlık Ücretinin davacıdan alınarak, davalı idareye VERİLMESİNE,
4- İdare tarafından Gizli gizlilik derecesi ile gönderilen bilgi ve belgelerin aynı gizlilik derecesiyle idareye İADESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy