(1602 S. K. m. 20) (357 S. K. m. 23)
Davacı, 10 Ağustos 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile İdarenin savunması üzerine verdiği ikinci dilekçede özetle; Aydınlık Gazetesinin 1978 yılında TSK'ni yıpratıcı nitelikte bir neşriyat başlatarak birçok general, subay ve astsubay hakkında ipe sapa gelmez cunta oluşturma iddialarında bulunması, ağabeyini ve kendisini de örgüt bünyesinde göstermeleri üzerine o tarihte MSB. lığına müracaat ederek hakkında soruşturma yapılmasını istediğini, ayrıca ilgililer hakkında ceza ve tazminat davaları açtığını, gazete ve sorumlularının mahkum olduğunu, bu olaydan 20 yıl sonra Doğu Perinçek, Aydınlık Gazetesi, sözde iki mağdur ailesi ve avukat oldukları iddiasında olan üç kişinin İstanbul C. Başsavcılığına birer dilekçe vererek 16 Mart 1978 tarihinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Meydanında vuku bulan bir patlama olayı nedeniyle şahsını şikayet ettiklerini Aydınlık Gazetesinden öğrendiğini, Doğu PERİNÇEK, mağdur aileleri ve marksist kafalı üç avukatın bir mizansen hazırladıklarını, bu mizanseni hazırlamak için bir görevliye ihtiyaç duyduklarını, görevlinin hiçbir araştırmaya, soruşturmaya, konu hakkında bilgi edinmeye gerek görmeden dilekçeler üzerinden sanığı, suçun vasıf ve mahiyetini tesbit etmek suretiyle görevsizlik kararı verdiğini, bu kararı muhatabına tebliğ etmeden MSB. lığına gönderdiğini, kararın ne hikmetse Aydınlık Gazetesinin eline geçtiğini, olayı Aydınlık Gazetesinden öğrenince 23.05.1998 tarihinde MSB. lığına müracaat ederek hakkında ikinci defa soruşturma yapılmasını istediğini, MSB. lığının olayla ilgili yazışmaları yaptıktan sonra hadise ile ilgili hiçbir bilgi, belge ve beyan olmadığından hadiseyi atfı cürüm olarak nitelendirdiği ve soruşturmaya gerek olmadığından bahisle dosyayı işlemden kaldırdığını, durumun 23.05.1998 tarihinde tarafına tebliğ edildiğini, MSB. lığının bu yazısında bir yanlışlığa meydan vererek kendisine sanık sıfatını yakıştırdığını, yanlışlığın düzeltilmesi için 15.06.1998 tarihinde MSB.lığına başvurmasına rağmen bu güne kadar yanlışlığın düzeltilmediğini belirterek MSB.lığının 23.05.1996 tarihli cevabi yazısının son paragrafındaki sanık sıfatının idarenin bir eylem ve işlemi kabul edilerek iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dosyada mevcut belge ve bilgilerin incelenmesinden; davacı emekli Hakim Albay Baki TUĞ hakkında, 16.03.1978 tarihinde, İstanbul Üniversitesi önünde öğrencilerin üzerine patlayıcı madde atılması olayı ile ilişkisi bulunduğuna dair ihbar üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan araştırma sonucunda, adı geçenin hakim olduğu ve hakimler hakkında soruşturma yapmak görevinin Cumhuriyet Başsavcılığının görevine girmediği gerekçesiyle 03.02.1998 gün ve Hz. 1998/7641, K. 1998/37 sayılı karar ile görevsizlik kararı verildiği, söz konusu kararın Milli Savunma Bakanlığına intikal ettirilmesini takiben yapılan incelemede; Milli Savunma Bakanlığının 22 Mayıs 1998 gün ve MİY.: 37.2.98/As.Adl.İşl.Rap.Tet.Ş. sayılı yazısı ile soruşturma izni verilmesine gerek görülmeyerek, 357 sayılı Askeri Hakimler Kanununun 23 ncü maddesi uyarınca evrakın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, ancak anılan yazının 6 ncı maddesinde aynen, sonuç olarak yukarıda belirtilen atfı cürmi niteliğindeki beyan dışında sanık hakkında soruşturma açılmasını haklı gösterecek herhangi bir delil elde edilememiştir. Esasen, 16.03.1978 olan suç tarihi dikkate alındığında, TCK. nun 102/1 maddesi gereğince iddia konusu suç zamanaşımına uğramış bulunmaktadır ibarelerinin yazılması nedeniyle davacının bu yazıdaki sanık tabirinin çıkartılması için 15.06.1998 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına başvurduğu, idarece suskun kalınması üzerine iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Öğreti ve uygulamada baskın görüş olarak iptal davaları ancak, işlem tesis etmeye yetkili makamca alman kesin, uygulanabilir (yürütülebilir), idare hukuku bakımından hüküm ve sonuçlar doğuran işlemler hakkında açılabilir. Hakkında dava açılan işlem, belirtilen nitelikleri taşımıyorsa iptal davasına konu yapılamayacağından, açılan dava incelenmeden reddedilmelidir. Bu bağlamda, idarenin belli bir konuda tesis edeceği kesin işleme hazırlık olmak amacıyla, araştırma, inceleme yapmak, düzenlemelerde öngörülen durumların varit bulunup bulunmadığını aydınlatmak, belli konularda bilgi vermek ve bilgi almak için tesis ettiği işlemlerin iptal davasına konu yapılamayacağı öne sürülmektedir. Hazırlık işlemleri diye tanımlanan ve hukuk aleminde kesin ve yürütülebilir işlem olarak kabul görmeyen işlemlerin idari davaya konu yapılamayacağı görüşüne Kurulumuzca da iştirak edilmektedir. Nitekim 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare' Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde iptal davalarının idari işlemler aleyhine açılabileceği öngörülmüştür. Şu hale göre, idari davanın konusunu oluşturan idari işlemin yetkili makamca alınmış, kesin, yürütülebilir, hukuki hüküm ve sonuçlar doğuran özelliklere sahip işlem olması gerekir. Bu tanıma uymayan işlemlerle ilgili olarak açılan davalar dava koşulu gerçekleşmediği için incelenemezler.
Bu nedenle davacının davaya konu yaptığı sanık sıfatının kaldırılması isteminin davaya konu yapılabilecek türden bir idari işlem olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
Sanık; aleyhinde suç muhakemesi yapılan kişidir. Kural olarak, suç muhakemesi dava açmakla başladığı için, bir kimsenin sanık olması için aleyhinde dava açılmış olması yeterlidir. Buna karşılık bir kimsenin aleyhinde hazırlık soruşturması yapılması, hatta onun tutularak gözetim altına alınması, karakol veya hatta savcılıkta ifadesinin alınması durumlarında henüz o kişi daha resmen sanık olmamıştır; Çünkü üzerine bir hakim önünde suç atılmış değildir. (Prof. Dr. Öztekin TOSUN, Türk Suç Muhakemesi Hukuku dersleri, 1981, Cilt I, s.516)
Açıklandığı üzere, İdari makamlarca bir kimseye sanık sıfatının verilmesi mümkün değildir. Milli Savunma Bakanlığınca davacıya tebliğ edilen cevabi yazının bir yerinde hakkında sanık deyimi kullanılmış ise de, buradaki sanık sıfatının hukuki hüküm ve sonuçlar doğurması söz konusu olmadığından Mahkememizce incelenebilecek bir işlem veya eylem bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, inceleme kabiliyeti bulunmayan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy