(1086 S. K. m. 237)
Davacı vekilinin 17.09.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 27.11.1994 tarihinde askerlik hizmetine başladığını, 27.05.1996 tarihinde terhis edilmesi gerekirken birliğince askerlik hizmeti sırasında kullandığı istirahat raporlarının TSK. Sağlık Muayene Yönergesinde öngörülen 3 aylık süreyi aşması gerekçe gösterilip süreyi aşan (89) gün ilave edilerek askerlik hizmetinin 19.08.1996 tarihinde sona ereceğinin bildirildiğini, raporlu geçen istirahat sürelerinin muvazzaflık hizmetinden sayılmaması işleminin iptali talebiyle AYİM.'de dava açtıklarını, yürütmenin durdurulmasına karar verilerek davacının 01.08.1996 tarihinde geçici terhis işlemine tabi tutulduğunu, davanın reddedilmesi üzerine noksan kalan askerlik hizmetini tamamlamak üzere asker edilmek istendiğini, daha önce 18 gün olarak tespit edilen eksik askerlik hizmetinin 40 gün olduğunun bildirildiğini, askerlik hizmetinin davacı hakkında Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinde devam eden yargılama sonuçlanıncaya kadar ertelenmesi taleplerinin idarece reddedildiğini belirterek noksan askerlik hizmetinin 40 gün olduğuna ilişkin, ayrıca noksan olduğu iddia edilen askerlik hizmetini davacıya yükleyen işlemin kaynağı olan ve Anayasa ile 1111 Sayılı Askerlik Kanununa aykırı hükümler taşıyan TSK Sağlık Muayene Yönergesinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin talebi AYİM 2 nci D.nin 20.10.1999 tarih Gensek No: 1999/1642, E.1999/667 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının 27 Kasım 1994 tarihinde askere sevkedildiği, birliğine katılmadan Bursa Merkez K.lığınca sevkedildiği Bursa 300 Yataklı Fizik Tedavi Hidroklimatoloji ve Rehabilitasyon Hastanesi Baştabipliğinden 15 gün istirahat aldığı, daha sonra 13.03.1995-18 Ocak 1996 tarihleri arasında biri Balıkesir Devlet Hastanesi, diğerleri Susurluk Devlet Hastanesince düzenlenmiş otuz adet rapor aldığı, istirahat sürelerinin izne çevrildiği ve 196 günlük istirahat süresinin 194 gününü memleketinde geçirdiği muhtelif tarihlerde toplam 46 gün olmak üzere kanuni izin kullandığı TSK Beden Eğitimi Spor Yönergesi (MY 170-1A)'nın 15 nci maddesinin (c) bendi uyarınca profesyonel asker futbolcu olması nedeniyle hafta sonu, resmi tatil ve yurtdışı müsabaka izinlerinin kanuni izinlerinden düşülmesi gerekliliği karşısında tatile rastlayan 16 günlük bölümün 46 gün olarak kullanmış olduğu kanuni izninden düşüldüğü ve sonuçta 30 gün izin kullanmış olduğu, idarece raporlu geçen söz konusu sürenin 90 günlük kısmının askerlik hizmetinden sayılıp kalan kısmının sayılmadığı, davacının raporlu geçen istirahat sürelerinin muvazzaflık hizmetinden sayılmama işleminin iptali istemiyle AYİM.'de açtığı davanın 2.D.nin 29.01.1997 tarih ve 96/500 E, 97/94 K. Sayılı kararıyla reddedildiği, hakkında Askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan açılan kamu davasının Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinde sürmekte olduğu anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinde davacı vekilinin 17 Haziran 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile Mahkememizde müvekkilinin 3 ayı aşan istirahat raporlarının hizmetten sayılmaması işleminin iptali ile dava açtığı ve AYİM 2 nci D.nin 29 Ocak 1997 tarih ve E.1996/500, K.1997/94 sayılı kararı ile idarenin 3 ayı aşan istirahat raporlarının hizmetten saymaması işleminde hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunma bulunmadığından Davanın REDDİ yönünde karar verildiği, davacı vekilinin Karar Düzeltme istemi AYİM 2 nci D.nin 7 Mayıs 1997 tarih ve E. 1997/320, K. 1997/399 sayılı kararı reddedilmiştir. Davacı vekilinin Yargılamanın Yenilenmesi istemi de yine aynı dairenin 8 Ekim 1997 tarih ve E.1997/433, K.1997/836 sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili esas itibarı ile müvekkilinin kalan askerlik hizmet süresinin 40 gün olduğu yönündeki idari işlemin iptalini, istemektedir. Ancak idare, Mahkememizin 29 Ocak 1997 tarihli kararında da belirttiği gibi davacının aldığı istirahat raporlarının prosedüre uygun olmadığını ve izinli olarak memleketinde geçirdiğini belirterek 3 ayı aşan kısmını askerlik hizmetinden saymayarak kalan sürenin tamamlatılması yönünde karar vermesi üzerine 40 günlük kalan sürenin tamamlatmak için davacıya tebligat yapmıştır. Görüldüğü gibi Mahkememizin bu konuda yargılama aşaması tamamlanmış kesin hükmü mevcuttur.
Kesin hüküm, tarafları, konusu, nedeni aynı olan bir davanın, kesinleşmiş bir yargısal kararla sonuçlandıktan sonra, bir daha yargı organları önüne getirilememesi, getirilmiş olsa bile esası görüşülmeden mahkemece reddedilmesi anlamını ifade etmektedir. Bir diğer anlatımla, bir davanın yargı makamınca dinlenebilir olması için, aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı dava nedenine dayalı olarak verilmiş bir kesin hüküm bulunmamalıdır. Aksi halde kesin hüküm, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237 nci maddesi uyarınca kesin kanıt sayılacağı için, aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı dava sebebine bağlı kalınarak açılacak davada davanın dinlenmezlik koşulunu oluşturacaktır. Açılacak ikinci dava koşulu yokluğu nedeniyle reddedilecektir.
Açıklama çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığında AYİM 2 nci D.nin 29 Ocak 1997 tarih ve E.1996/500, K.1997/94 kesin kararıyla sonuçlanan davanın taraflarının aynı olduğu görülecektir.
Tarafların, konusu, dayandığı nedenleri aynı olan ve önceden AYİM 2 nci D.nin kesin hükme bağlandığı anlaşılan iş bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kurulumuzca kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın kesin hüküm nedeniyle REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy