(818 S. K. m. 47, 49) (2709 S. K. m. 120, 125) (2330 S. K. m. 6) (1136 S. K. m. 164)
Davacılar vekilinin 11 Haziran 1999 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilleri ......... ve ...........'ın oğlu, .........'nın kardeşi olan P.Kom.Er ...........'ın Yüksekova 1.Dağ Komando Taburunda askerlik görevini ifa ederken 27.11.1998 günü icra edilen operasyon sırasında içinde bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu şehit olduğunu, şehit erin anne ve babasının ailenin tek erkek çocuğu olması nedeniyle manevi olarak büyük acı ve ızdırap duyduklarını ve duyacaklarını, kardeşi olan müvekkilinin de aynı acı ve eleme duçar olduğunu bu nedenle müvekkillerinin duyduğu acı ve elem için anne ve babaya ayrı ayrı 1.000.000.000.er TL., kardeşe de 500.000.000.TL olmak üzere toplam 2.500.000.000.TL. nın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınması istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgelerden P.Kom.Er ...........'in 27.11.1998 günü askerlik görevini ifa ederken Kuzey Irak Basyan Mevkiindeki operasyon esnasında içinde bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu şehit olduğu ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği gibi Güneydoğu ve Doğu Anadolu da yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve asker kişi şehit olmuş veya yaralanarak sakat kalmıştır.
Taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden dolayı meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulup tutulmayacağı, idare sorumlu tutulacak ise sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
İdarenin sorumluluğunu düzenleyen Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrası İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararın ödemekle yükümlüdür denilmektedir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiştir. Esasların belirlenmesi ve meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır.
İdare, Güneydoğu ve Doğu Anadolu da güvenliği sağlamak amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir. İdarenin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından mücbir sebep olarak kabul edilemez. Bu faaliyetler sırasında kamu hizmetini ifa ederken idare ajanının zarara uğraması ile hizmet arasında nedensellik bağının bulunduğu açıktır.
Zararın meydana gelmesinde idarenin bir kusuru bulunmadığından, davacıların zararının doktrin ve mahkeme kararlarıyla gelişen Kusursuz Sorumluluk ilkesine göre davalı idarece karşılanması gerektiği Kurulumuzca kabul görmüştür.
Davacıların oğullarını ve kardeşlerini kaybetmiş olması nedeniyle gerek olay anında duydukları ve gerekse ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
2330 Sayılı Kanun gereğince anne ve babaya 18.02.1999 tarihinde ayrı ayrı 2.357.691.000.er TL. nakdi tazminat ödenmiş olup aynı kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminat nakdi tazminatı alanların maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacı anne ve babanın maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 14.01.2000 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden davacı anne ve babanın maddi zararlarının bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyeleri ile çok fazlasıyla karşılandığı, ayrıca davacı anne ve babanın ayrı ayrı 3.998.250.987.şer TL. nakdi tazminat yararı sağladıkları anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmediği görülmüştür.
Davacı anne ve babanın ayrı ayrı sağladıkları 3.998.250.987.şer TL. nakdi tazminat yararları bu iki davacının manevi zararlarının karşılığı olarak kaldığı ve maddi tazminat hesabında dikkate alınmadığından ve davacıların manevi zararlarının karşılığı olarak kalan bu nakdi tazminat yararları Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğundan davacı anne ve babanın manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat miktarı nazara alınarak davacılar anne ........... ile baba ..........'in manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
2- Davacı kardeş ..........'ya takdiren 360.000.000.TL. manevi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 27.11.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar %50 (yüzdeelli), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüzdealtmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- 492 Sayılı Kanunun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 15.000.000.TL. bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
6- Davacılar tarafından peşin yatırılan 24.580.000.TL.(yirmidörtmilyonbeşyüzseksenbin TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
7- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 6.750.000.TL.(altımilyonyedi-yüzellibin TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
8- Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nisbi olarak hesabedilen 36.000.000.TL. (otuzaltımilyon TL) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
9. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 36.000.000.TL. (otuzaltımilyon TL.) Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy