(2709 S. K. m. 125)
Davacılar Vekilinin 24 Mayıs 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 6 Eylül 1999 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; davacıların yakını Astsb.Üçvş ..........'nin Araban-Akbudak Jandarma Karakol Komutanı olarak, 28.3.1998 tarihinde çıktıkları devriye görevi dönüşü, kendi kullandığı araç ile geçirdiği trafik kazası neticesinde vefat ettiği, müteveffanın alkollü olarak araç kullandığı ve aracın devrilmesinde asli kusurlu bulunduğu, kusur durumunun askerlik mesleğini düzenleyen mevzuat açısından da değerlendirilmesi gerektiği, dinlenen tanıklardan müteveffanın çok alkollü olduğu, şoförün, müteveffanın, aracın anahtarını ver, sen arkaya geç emrine uymaması ve anahtarı vermemesi gerektiği, zira konusu suç olan ve açıkça kazaya neden olacağı görülen bu durumda şoförün anahtarı vermemesi ve müteveffadan sonra gelen rütbeli Uzm.J.Çvş. ..........'in duruma müdahale etmesi gerektiği, hem şoförün ve hem de Uzm.J.Çvş.'un kusurlu oldukları müteveffa ile birlikte bu idare ajanlarının da kusurlu bulundukları, diğer idare ajanlarının bu kusurları nedeni ile ölüm olayı ile hizmet arasıdaki illiyet bağının mevcut olduğu, davacıların zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği, davacıların olay sebebiyle destekten yoksun kaldıkları ve çok büyük üzüntü duydukları belirtilerek, davacı eş .......'ye 9.000.000.000 TL. Maddi, 300.000.000 TL. Manevi, davacı çocuk ..........'e 7.000.000.000 TL. Maddi, davacı çocuk ...........'ye 6.000.000.000 TL. Maddi, davacı anne ve babaya ayrı ayrı 2 şer Milyar TL. Maddi, 300 er Milyon TL. Manevi, davacı kardeş'e 200 Milyon TL. Manevi Tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayı müteakip yapılan adli tahkikat sonunda 5 nci Zrh.Tug.K.lığı Askeri Savcılığının 8.10.1998 tarih ve 1998/995-1779 Esas ve Karar Sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararının tetkikinden, ARABAN İlçe Jandarma Komutanlığına ait AKBUDAK J.Krk.K. J.Astsb.Üçvş. .........'nin 28.03.1998 günü saat 12.00-18.00 saatleri arasında aynı Karakola ait 727040 Plaka No.lu Land-Rover aracı ile ve yanında Uzm.J.Çvş. ......... ve Jandarma Erleri ........, ........, ........., .......... ve .......... oldukları halde Motorlu Köy Devriyesi olarak görevlendirildikleri bu göreve aynı gün saat 14.00.'da J.Astsb ........'nin emri ile hareket edildiği, Fıstıklı Dağ Köyüne gelindiğinde J.Astsb. .........'nin aracı köy girişinde bırakarak yanına Uzm.Çvş. ........ ve muhafız olarak J.Erleri ........... ve ...........'ı alarak geçici Köy Korucusu olan ...........'nin evine gittikleri, evin girişinde J.Erlerini muhafız olarak bıraktıktan sonra eve giren J.Astsb. ..........'nin buruda alkol aldığı, aynı evden saat 18.00 sıralarında sarhoş bir halde aracın bulunduğu yere gelen J.Astsb. .........nin 7270, 40 Plakalı Land-Rover aracının şoförü ..........'dan silahını alarak aracın arkasına geçmesini istediği, aracın direksiyonuna geçen J.Astsb. .........'nin toprak yolda ve yağmur yağdığı halde aracı hızlı bir şekilde kullanmaya başladığı, aracın arkasında bulunan J.Erlerinin J.Astsb. .........'nin aracı yolda kaydırmaya başladığında aralarında Kaza yapacağız, hakkınızı helal edin şeklinde konuştukları, bir süre geçtikten sonra aracın kaymaya başlaması üzerine J.Astsb. ..........'nin firene basmasına rağmen aracın daha da çok kaymaya başladığı, müteakiben de takla attığı, aracın ters bir vaziyette yolun kenarında durduğu, araçta bulunanların arka kapı ve sağ ön kapıdan dışarıya çıktıkları, J.Astsb. .........'nin koltukla arkasında bulunan tüfeklik arasında sıkıştığı, koltukların sökülmesi suretiyle dışarıya çıkarılan J.Astsb. ........'nin durumunun iyi olmadığı ancak nabzının attığının tespit edildiği, araçta yaralı durumda olanların ARABAN Merkez Sağlık Ocağına getirtilerek ilk müdahalenin burada yapıldığı, J.Astsb. .........'nin hayati tehlikesinin mevcut olduğunun tespit edilerek GAZİANTEP'e sevk edildiği, J.Astsb. ..........'nin ARABAN İlçe J.K.lığına ait 727041 Plakalı Ford Transit aracı ile GAZİANTEP'e gönderildiği, GAZİANTEP'e hareket eden aracın aynı gün saat 21.00 sıralarında YAVUZELİ İlçesi yakınlarındaki bir viraj alamayarak takla atmasını müteakip yolun kenarındaki taşlara çarparak durduğu, ve kaza sırasında yaralı J.Astsb. ........'nin araçtan fırladığı, bir başka araç ile GAZİANTEP Özel Sani Konukoğlu Tıp Merkezine getirilen J.Astsb. .........'nin buraya ölü olarak duhul ettiği tespit edildiği; Müteveffa J.Astsb. ..........'nin emir ve talimatlara aykırı olarak alkollü bir şekilde askeri aracın direksiyonuna geçmekle ve kullandığı araçta teknik bir arızanın bulunmaması nedeniyle 8/8 oranında kusurluğu olduğu, müteveffanın alınan kan örneklerinden Adana Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca yapılan incelemede %144 mgr. Alkol bulunduğunun tespit edildiği; Müteveffaya ait ceset üzerinde Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan otopsi sırasında kesin ölüm sebebinin ilk kaza sırasında meydana gelen kafa travması sonucunda oluştuğunun belirtildiği, Askeri Savcılığımızca ölümün birinci kaza etkisiyle mi, ikinci kaza etkisiyle mi yoksak müşterek etki neticesinde olup olmadığının tespiti için bilirkişi olarak dinlenen GAZİANTEP Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı ve Adli Tıp Uzmanı Yrd.Doç.Dr. ........., özetle raporunda birinci kaza nedeniyle J.Astsb. .........'de oluşan ve ciddi şok tablosu yaratan lezyonlara ikinci kaza kazadaki travmanın eklenerek müşterek etki ile ölümü meydana getirdiklerinin veya ikinci kazanın mevcut tabloyu inzimam ederek ölüme neden olduğunu gösterecek hiçbir tıbbi bulgunun mevcut olmadığı, ölüm olayı ile ikinci trafik kazası arasında illiyet bağı kurulamadığı, tüm bilgiler ışığında, Otopsi sırasında tespit edilen ve ölüme neden olan Beyin kanaması ve beyin ödemi palalojilerinin birinci kaza sonrasında tespit edilen Merkezi Sinir Sistemi kaynaklı ağır şok tablosuna neden olduğu, dolayısıyla J.Astsb .........'nin ölümünün geçirdiği birinci kaza sırasında oluşan Beyin kanaması ve ödemi tablosuna bağlı olarak meydana geldiği belirtildiği, değerlendirildiğinde müteveffa J.Astsb. ..........'nin askeri aracı alkollü halde tedbirsiz ve dikkatsiz şekilde kullanması sonucu ölümü olayında hiç kimsenin kusurunun kastının, ikna ve yardımının bulunmadığı, ölüm olayında üçüncü kişilere atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
Davacılar Vekili müteveffanın aracı kullanmasına kalkışmasında diğer bilinci yerinde olan rütbeli Uzm.J.Çvş. ile araç sürücüsünün engel olması gerekirken olmamaları ve davacılara 2330 Sayılı Kanun gereğince Nakdi Tazminat ödenmesinin olayda illiyet bağının kesilmediğini iddia etmiş ise de; müteveffanın Karakol Komutanı Astsubay olup belirtilen kişilerin amiri durumunda olduğundan müdahale etmelerinin mümkün olmadığı, belirtilen şahısların amirine müdahale edemedikleri için aynı aracın içinde aynı tehlikeyi geçirdikleri, davacılara 2330 Sayılı Kanun gereğince Nakdi Tazminat ödenmesinin Mahkememizin bir olaya tazminat verilmesi gerekip gerekmediği yolundaki kıstaslarına etkisinin bulunmaması nedenleri ile davacı vekilinin itirazlarına itibar edilmemiş, müteveffanın görevli bulunan diğer şahısların amiri durumunda olduğu ve amirlik nüfuzunu kullanarak araç direksiyonuna geçtiği ve olayda tamamen kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için;
1- Bir zararın varlığı,
2- Zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması,
3- Zararlı sonuçla işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması,
Şartlarının birlikte tahakkuku gerekmektedir. Bu şartlardan birinin yokluğu, idarenin sorumluluğunu kaldırır. Bu nedenle, ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem veya işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illetini teşkil etmiyorsa, arada illiyet bağı mevcut değilse idarenin tazmin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır. Ortada bir zarar mevcut olmakla birlikte, müteveffanın amirlik nüfuzunu kullanarak araç direksiyonuna geçip olayda tam kusurlu olarak kendi ölümüne sebebiyet verdiği, olayın meydana gelmesinde İdarenin veya İdarenin kullandığı ajanların herhangi birisinin küsurunun bulunmaması sebebiyle, zararlı sonuç ile eylem arasında nedensellik bağı bulunmamaktadır. Bu bakımdan İdare hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 Maddesine göre bu ölüm olayından İdarenin sorumlu tutulamayacağı, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla;
1- Yukarıda açıklanan nedenlerle; hukuki dayanağı bulunmayan DAVANIN REDDİNE,
2- Davacılar tarafından peşin yatırılan 246.400.000 TL. (İKİYÜZ KIRK ALTI MİLYON DÖRT YÜZ BİN TL.) Harçtan 2.080.000 TL. (İKİ MİLYON SEKSEN BİN TL.) Başvurma Harcı ile 2.790.000 TL. (İKİ MİLYON YEDİ YÜZ DOKSAN BİN TL.) İlam Harcının toplamı olan 4.870.000 TL. (DÖRT MİLYON SEKİZ YÜZYETMİŞ BİN TL.) Harcın Mahsubu ile artan 241.530.000 TL. (İKİYÜZ KIRK BİR MİLYON BEŞ YÜZ OTUZ BİN TL.) Harcın istek halinde DAVACILARA İADESİNE,
3- Posta giderlerinin DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy