(1602 S. K. m. 43)
Davacı vekili 20 Ağustos 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 54. Mknz.P.Tug.Muh. Bölüğünde Müh.Er olarak askerlik hizmetini yaptığı sırada 16 Temmuz 1998 tarihinde Bölük Astsubaylığına vekalet eden Muh.tek.Kd.Bçvş. ..........'nın direktifi ile bölük deposunda atılı bulunan bir varili su deposu olarak kullanmak üzere oksijen kaynağı ile musluk taktırması işlemi esnasında patlama meydana geldiğini, müvekkilinin ayaklarının kırılmasına ve çıkan alevler nedeniyle de yüzü ve vücudunun yanmasına sebep olduğunu, halen tedavi görmekte olan davacının henüz iyileşmediğini, vücudundaki yanık ve kırıklar nedeniyle tamlığından ne kadar kaybettiğinin belli olmadığını, tedavisine GATA tarafından devam edildiğini ve son olarak da 2 ay süreli hava değişimi verildiğini, müvekkilinin halen işine dönemediği ve çalışamaz durumda olduğunu, olaya neden olan astsubay hakkında dava açıldığını ve halen sürmekte olduğunu, 16.06.1999 tarihinde davalı idareye tazminat talebinde bulunulduğunu ancak idarece cevap verilmeyerek talebin zımnen reddedildiği belirtilerek 20.000.000.000.TL. maddi, 2.000.000.000.TL. manevi olmak üzere toplam 40.000.000.000.TL. tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 54 ncü Mknz.P.Tug.Mu.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapan davacı ...........'in 16 Temmuz 1998 tarihinde, bölük astsubayı Mu.Tek.Astsb.Kd.Bşçvş. .........'nın emir ve direktifi ile suların sık sık kesilmesi nedeniyle erat tuvaletlerinde su deposu olarak kullanılmak amacıyla musluk takılmak üzere 55 galonluk yağ bidonunun oksijen kaynağı ile delinmesi işlemi sırasında bidon içinde oluşan gazın patlaması sonucu bidon alt tabanı koparak davacının ayaklarını bilek üzerinden kırdığı, yüzünde ve göğsünde çeşitli yanıklar oluştuğu, ilk müdahaleyi müteakip Edirne Devlet hastanesine, daha sonra Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine oradan da GATA Haydarpaşa Hastanesine sevk edilerek tedavisine başlandığı anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin 15.06.1999 tarihli dilekçe ile idareye başvurduğu, başvuruya cevap verilmemesi üzerine 20.08.1999 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile iş bu tam yargı davasını açtığı anlaşılmakta ise de, davacı hakkında verilmiş kat'i bir sağlık kurulu raporu olmadan başka bir ifade ile kesin zarar tespit edilmeden henüz tedavisinin devam etmekte olduğu aşamada ön karar tesisi için idareye yapılan başvurunun kamunun öngördüğü anlamda bir başvuru sayılamayacağından, buna dayanılarak açılan tam yargı davasının da erken açılan dava niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı hakkında tedavi sonunda sağlık kurulu tarafından tanzim olunacak kesin raporun alınmasından ve bu raporun ilgili makamlar tarafından onaylanmasından itibaren 1602 Sayılı Kanunun 43 ncü maddesi gereğince bir yıl içinde ilgili kuruma müracaat ederek ön karar tesisi ile bu kararın tebliğinden itibaren altmış gün içinde yeniden tam yargı davasının açılabileceği hususunun davacı vekiline hatırlatılması da uygun görülmüştür.
Bu itibarla zamanından önce açıldığı tespit olunan ve bu nedenle inceleme kabiliyeti bulunmayan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy