(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilinin 09.08.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 20 Ekim 1999 tarihinde kayda geçen cevap layihasında; davacının askerlik hizmetini yaptığı sırada gözündeki katarakt nedeniyle 1.1.1998 tarihin Gölcük Deniz hastanesinde ameliyat olduğunu, ameliyattan sonra çift görmeye başladığını, durumu doktoruna sorduğunda kullandığı ilaçlardan olacağının belirtildiği ve akabinde kendisine 45 gün hava değişimi verildiğini, davacının ameliyatından 12 gün sonra ameliyatlı gözündeki ağrı ve kızarıklık nedeniyle Ankara 600 Yataklı Mevki Hastanesine müracaat ettiği, ancak Merkez Komutanlığından şevki olmadığı için kendisini muayene etmedikleri, hemen Merkez Komutanlığına gittiğini, şevklerin her gün 13.00-15.00 saatleri arasında olduğu için sevk yapılmadığı bunun üzerine aynı gün GATA acil servise başvurduğunu, burada gözünü inceleyen doktorların ameliyatla takılan lensin tam yerine oturmadığını, çift görmenin bundan olabileceğini, aynı zamanda gözünün enfeksiyon kapmış olduğunu, acil müdahale yapılmazsa gözünü kaybedeceğini, müdahalenin ise ilk ameliyat olduğu Gölcük Deniz Hastanesinde yapılması gerektiğinin söylenmesi üzerine aynı gün İzmit'e hareket ederek gece 24.00 civarında Gölcük Deniz Hastanesine ulaştığı, sabahleyin ilk ameliyatı yapan doktorun muayene ettiğini ve gözünde enfeksiyon olduğunu görerek Endoftolmi teşhisi koyarak yoğun ilaç tedavisine başladığını, bir hafta sonra davacının İstanbul Haydarpaşa Askeri Hastanesine gönderildiğini, burada bir hafta tedavi yapıldıktan sonra ameliyat edildiğini, enfeksiyonun yoğun şekilde devam etmesi ve gözüne dört sefer dikiş atılmasına rağmen dikişlerin enfeksiyon nedeniyle attığını, sonuç alınamadığını, davacının daha sonra hava değişimine gönderildiğini, hava değişimi sonunda GATA Haydarpaşa Eğt. Hst.nin 19.6.1998 gün ve 8663 Sayılı raporu ile Askerliğe Elverişli Değildir raporu verildiğini, şu anda davacının gözünün hiç görmediğini, gerçi 7-8 yaşında iken gözüne batan bir metal parçası sonucu zamanla gözünde katarakt oluştuğunu, bunun askerliğini yapmasına engel olmadığını, doktorların beyanına göre takılan lensin tam oturmaması, enfeksiyon kapması üzerine yukarıda izah edildiği gibi acilen müdahale edilmesi gerekirken zamanında müdahale edilmemesi sonucu gözünü kaybettiğini, idari Hizmetin hem zamanında işlemediği ve hem de kusurlu işlediği belirtilerek davacının gözünü kaybetmesi nedeniyle 37.000.000.000.TL. maddi, 3.000.000.000.TL. manevi tazminatın rapor tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden; davacının askerlik hizmetini yapmakta iken gözünden rahatsızlanarak Gölcük Deniz Hastanesine sevk edildiği ve sol gözde travmatik katarak teşhisi ile Gölcük Deniz Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniğine yatırılarak 7 Ocak 1998 günü lokal anestezi altında planlı ekstra kapsüler katarakt ekstrasyonu ve introoküler lens implantasyonu uygulandığı, 13 Ocak 1998 tarihinde bir buçuk ay hava değişimi kararı verilerek taburcu edildiği ve hava değişimi esnasında gözünün bulanık görmesi ve gözünde kızarıklık olması üzerine resmi bir evrak ibraz etmemekle, tarih belirtmemekle birlikte kendi anlatımına göre önce Ankara 600 Yataklı Mevki Askeri Hastanesi başvurduğu, Merkez Komutanlığından şevki olmadığı için muayene edilmediği, bunun üzerine aynı gün Merkez Komutanlığına müracaat ettiği, sevk saati geçtiği için sevk edilmediği, bunun üzerine tekrar aynı gün Ankara- GATA acile müracaat ettiği, yapılan muayenesinde ameliyatta takılan lensin tam yerine oturmadığı için çift görme olabileceği ve gözünün enfeksiyon kaptığı, müdahalenin ameliyatı yapan Gölcük Deniz Hastanesinde yapılması gerektiğinin söylendiği, bunun üzerine aynı gün İzmit'e hareket ederek Gölcük Deniz Hastanesine gece saat 24.00 sularında müracaat ettiği ısrarı üzerine o gece hastaneye yatırıldığı, sabahleyin mesai ile birlikte ilgili Doktor gelince 27 Ocak 1998 günü kendisini muayene ettiği sol göz endoftalmi ön tanısı ile yoğun endoftalmi tedavisi uygulandığı ve netice alınamayınca 9 Şubat 1998 tarihinde GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniğine vitoktomi enfeksiyonu için şevkinin yapıldığı, sol göz psendöfoki+ endoftalmi ön tanısı ile göz kliniğine yatırılarak 11 Şubat 1998 tarihinde sol göze vitrektomi+ göz içi lensi çıkarılması ameliyatını takiben güçlendirilmiş antibioteral uygulandığı, bu tedavi sonunda 27.3.1998 tarihinde 1361 rapor numarası ile sonunda muayene kaydıyla bir ay hava değişimi raporu verildiği, bu raporunun bitiminde tekrar aynı hastanece 1 Mayıs 1998 tarih ve 1820 rapor numarası ile sonunda muayene kaydı ile bir buçuk ay hava değişimi raporu verildiği, bu raporun bitiminde ise 19.6.1998 tarih ve 2701 nolu Sıhhi Kurul raporu ile sol ftizis bulbi tanısı konularak askerliğe elverişli değildir kararı verildiği görülmüştür.
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki iddiası davacı ..........'in sakat kalmasının hatalı yapılan ameliyat ve hava değişiminde iken gözünde meydana gelen kızarıklık üzerine Ankara Mevki Hastanesine yaptığı müracaatı üzerine hemen tedaviye alınmayıp ameliyat olduğu, Gölcük Deniz Hastanesinde tedaviye alınmasına kadar geçen sürenin neden olduğu yolundadır.
Davacı vekilinin bu iddiasının doğru olup olmadığının belirlenmesi için davacının Gölcük Deniz Hastanesi ile GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde bulunan ameliyatı ve tedavisi ile ilgili tedavi evrakları ile raporlarının getirtildiği görülmüştür.
Yukarıda belirtilen bilgi ve belgelerin ışığında, yine yukarıda belirtilen davacı vekilinin iddiasının doğru olup olmadığı hususunda bilirkişi dinlenmesine karar verilmiş Hacettepe Üniversitesi tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Prof.Dr .........., Doç.Dr..., Yrd.Doç.Dr. .......... bilirkişi olarak tayin edilmişlerdir.
Dava dosyası ve ekleri bilirkişilere gönderilmiş, bilirkişilerin tanzim ettikleri 15 Eylül 2000 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden;
1- Davacının gözünün kaybının bünyesel bir rahatsızlıktan mı?
2- Ameliyat hatasından mı?
3- Son müracaatından itibaren iki gün gecikerek tedaviye alınmasından mı kaynaklandığı hususları aşağıdaki şekilde aydınlatılmaya çalışılmıştır.
Dosya kayıtlarından askerlik hizmetini yapan davacının travmatik katarakt nedeniyle Gölcük Deniz Hastanesinde sol gözüne 7 Ocak 1998 tarihinde ekstrakapsüler katarakt ameliyatı ve intraoküler lens implantasyonu uygulandığı, postoperatif erken dönemde görmenin bu gözde 0.3 düzeyine kadar yükseldiği, ancak hava değişiminin 13. gününde endoftalmi tanısı ile tekrar yatırılarak tedavi edildiği, 15 gün sonra GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde 11 Şubat 1998 tarihinde pars plana vitrektomi uygulandığı, intraoküler lensin çıkarıldığı ve yoğun antibiyotik tedavisi gördüğü saptanmıştır. 19.6.1998 tarihli sıhhi kurul raporunda sol ftizis bulbi tanısının konulduğu görülmüştür. Erken postoperalif dönemde görmenin artması ameliyatın problemsiz geçtiğini düşündürmektedir. Ameliyat ile ilgili tıbbi kusur saptanmamıştır. Ameliyattan iki hafta sonra saptanan endoftalmi olarak adlandırılan göziçi enfeksiyona katarakt ameliyatlarından sonra %0.057- %0.7 oranında rastlanmaktadır. Bu enfeksiyonun nereden kaynaklandığını kesin olarak söylemek mümkün değildir. Dosya kayıtlarından Gölcük Deniz Hastanesinde ve GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde endoftalmi için gereken tedavinin gereken zamanda yapıldığı saptanmıştır. Sonuç olarak ameliyatı yapmış olan doktorların hizmet kusuru yoktur. Buna rağmen gözün kaybedilmesi endoftalmide beklenen bir durum olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Bu bilirkişi raporuna davacı vekilince, mahkemece sorulan ikinci hususa cevap verildiği üçüncü husus olarak sorulan hava değişiminde iken gözünde meydana gelen kızarıklık üzerine Ankara'daki hastanelerin müdahale etmemesi nedeniyle gecikmenin davacının gözünün kabına neden olup olmadığı, keza olayın bünyesel olup olmadığı hususlarının açıklanmadığı yolundaki itirazı üzerine Kurulumuzca raporun içeriğinden ameliyat ve tedavi hatasının bulunmadığının bildirilmesi nedeniyle olayın bünyeden kaynaklandığı anlaşıldığından, her ne kadar ilk raporda gereken zamanda gereken tedavinin yapıldığı belirtilmesine rağmen daha da açıklığa kavuşması için davacının anlatımına göre Ankara Mevki Askeri Hastanesine müracaat ettiği gün en erken saat 09.00'da müracaat ettiği ve ertesi gün Gölcük Deniz Hastanesinde mesai ile birlikte saat 09.00'da ilk ameliyatı yapan doktorun muayene ederek tedavi başladığı anlaşıldığından tedavideki bu 24 saatlik gecikmenin davacının gözünün kaybına neden olup olmadığı hususunda aynı bilirkişilerden ek bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmesi üzerine Bilirkişilerin 18 Aralık 2000 tarihli ek bilirkişi raporunun tetkikinden;
Son müracaatından itibaren anlatıma göre takriben bir günlük (24 saat) gecikme ile tedaviye alınmasından mı kaynaklandığı hususu daha ayrıntılı olarak aşağıdaki şekilde aydınlatılmaya çalışılmıştır.
Tındoftalmi gözün ön ve arka kısımlarını içine alan bir inflamasyondur. Endoftalmide görme kaybı infeksiyon ajanının (mikroorganizmanın) çeşidine göre yaptığı hasara ve kişinin infeksiyona cevabına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Mikroorganizmanın hastalık yapma gücü virulans olarak adlandırılmaktadır. Endoftalmili bir gözün prognozunda (akibetinde) çeşitli faktörler rol oynamaktadır. Endoftamiye yol açan mikroorganizmanın virulansı bunların en önemlilerindendir. Dosya kayıtlarından davacının gözünden kültür için örnek alındığı görülmektedir, ancak herhangi bir infeksiyöz ajan üreyip üremediği hakkında bilgi mevcut değildir. Endoftalmilerde en geniş serilerde bile yaklaşık %30 oranında kültürlerde üreme olmamaktadır. Endoftalmi tanısı konduktan sonra ilk 72 saat içinde tedavi başlanmasının gereği ve önemi çeşitli yayınlarda vurgulanmaktadır. Ancak çok virulans bir mikroorganizma varlığında uygun tedavi en erken zamanda başlansa bile göz kaybedilebilmektedir. Bu nedenle davacının gözünün anlatıma göre takriben bir günlük gecikme ile tedaviye alınmasının gözün kaybına ne derece etkisi olduğunu dosya bilgileri ile kati olarak değerlendirilebilmek mümkün olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu ek bilirkişi raporunda Endoftalmi tanısı konulduktan sonra ilk 72 saat içinde tedavi başlamasının gereği ve önemi çeşitli yayınlarda vurgulandığının bildirilmesi, mikroorganizmanın hastalık yapma gücünün virulans olarak adlandırıldığı, endoftalmili bir gözün akıbetinde çeşitli faktörlerin rol oynadığı, Endoftalmiye yol açan mikroorganizmanın virulansinın bunların en önemlisi olduğu, ancak virulan bir organizma varlığında uygun tedavi en erken zamanda başlansa bile gözün kaybedilebileceğinin bildirilmesi nedeni ile ek bilirkişi raporu Kurulumuzca yeterli görülerek tedavide gecikme olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davacı vekilinin iddialarına itibar olunmamıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için;
1- Bir zararın varlığı,
2- Zararı doğuran işlem ve eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, 3.Zararlı sonuçla işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması, Şartlarının birlikte tahakkuku gerekmektedir. Bu şartlardan birinin yokluğu idarenin sorumluluğunu kaldırır. Bu nedenle, ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem veya işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illetini teşkil etmiyorsa, arada illiyet bağı mevcut değilse idarenin tazmin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır. Ortada bir zarar mevcut olmakla birlikte, davacının zararının idareye izafe edilebilecek herhangi bir kusurundan kaynaklanmadığı, yapılan cerrahi müdahalede herhangi bir ameliyat hatası bulunmadığından yapılan tedavide bir gecikme olmadığından davalı idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle;
1- Hukuki dayanağı bulunmayan davanın REDDİNE,
2- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 60.000.000.TL. (altmışmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
3- Davacı tarafından peşin yatırılan 362.080.000.TL. harçtan 2.080.000.TL. başvurma harcı ile 2.790.000.TL. ilam harcının toplamı olan 4.870.000.TL. (dörtmilyonsekizyüzyetmişbin TL.) harcın mahsubu ile artan 357.210.000.TL. (üçyüzelliyedimilyonikiyüzonbin TL.) harcın istek halinde davacıya İADESİNE,
4- Sarfedilen ve edilecek olan posta pulu masraflarının davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 244.500.000.TL. (ikiyüzkırkdörtmilyonbeşyüzbin TL.) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy