(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 13.12.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin askerliğini yapmakta iken bel ağrısı şikayetleriyle İskenderun Deniz Hastanesine, oradan da GATA'ya sevk edildiğini, 18.12.1996 tarihinde geçirdiği Posterior Füzyon ameliyatı neticesi nöroloji defıcit (Cauda Eguina Sendromu) gelişmesi üzerine 19.12.1996 tarihinde Laminektomi ameliyatına tabi tutulduğunu, bu ameliyat sonucunda da Cauda Eguina Lezyonu kalıcı sekel bırakarak sonuçta ameliyat komplikasyonundan dolayı belden aşağısının felç ve ömür boyu başkasının yardımına muhtaç şekilde sakat kaldığını ileri sürerek davacının hizmet kusuru nedeniyle ömür boyu çalışma yeteneğini kaybettiğinden dolayı 60.000.000.000.TL. maddi zarara uğradığı belirtilerek 60.000.000.000.TL. maddi tazminat istemi ile işbu davanın açıldığı,
Davacının adli yardım istemi Dairemizin 22.12.1999 gün ve 1999/851 Esas Sayılı kararı ile reddi, keza yeniden vaki adli yardım isteminin de 16.2.2000 gün ve 1999/851 Esas Sayılı kararımızla reddi üzerine 31 Mart 2000 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile istediği maddi tazminat miktarını 47.000.000.000.TL. ye indirdiğini bildirerek, dava harcını bu miktara göre ödediği anlaşılmaktadır.
Davalı idare bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddini istemiş ise de, davacının evvelce açtığı dava ile bu davanın sebepler değişik olduğundan, keza bu son davanın sebebi olarak ileri sürülen ameliyat komplikasyonuna muttali olunduğu tarihten itibaren yasal süre içinde açılan bu davada sürenin geçirildiğine ilişkin itirazlara istinat edilmemiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre;
Davacının İskenderun Deniz ve Eğitim Alayında askerliğini yapmakta iken 28 Kasım 1996 günü sabah sporu sırasında engel atlarken düşerek belinden sakatlandığı ve bakıcıya muhtaç biçimde sakat kaldığı ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istemi ile açılan davanın, davacının askere gitmeden iki ay önce yüksekten düşme sonucu 4 kompesyon fraktürü ve buna bağlı olarak tedavi geçirdiği, tedavisi sırasında kendisine Lombosakral korse verildiği, korseli olarak askere gittiği, rahatsızlığının iddia edildiği gibi koşu veya hizmet esnasında meydana gelmediği gerekçesi ile Dairemizin 3.6.1998 gün ve 1997/921 E, 1998/504 K. Sayılı kararı ile Reddine karar verildiği, anılan kararın düzeltilmesi isteminin de 7.10.1998 gün ve 1998/757- 617 Sayılı kararımızla Red edildiği, keza yargılamanın yenilenmesine ilişkin isteminde 3.11.1999 gün ve 1999/546-756 Sayılı kararımızla Reddine karar verildiği,
Diğer taraftan davacıya T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce vazife malullüğü aylığı bağlanması istemi ile başvurulduğu, bu isteminin Emekli Sandığı Gn.Md.lüğünün 8.7.1999 gün ve 009 Sayılı işlemi ile red edildiği, anılan işlemin iptali istemi ile açılan davanın Ankara 3 ncü İdare Mahkemesinin 30.12.1999 gün ve 1999/755- 1445 Esas ve Karar Sayılı kararı ile Red edildiği,
T.C.Emekli Sandığı Gen. Md. lüğünün yukarıda belirtilen 8.7.1999 gün ve 009 Sayılı işleminde, davacının sakatlığının oluşmasında ameliyat komplikasyonun söz konusu olduğunu, bu nedenle olayın başlayışında da askerlik hizmetinin neden ve etkisi bulunmadığının belirtilmiş olması nedeniyle davacının sakatlığının GATA'da yapılan hatalı ameliyattan kaynaklandığı ileri sürülerek bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin aşamalardaki dilekçelerinde sakatlığın hatalı ameliyattan ve dolayısı ile idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürmüş bulunduğundan, davacının GATA'ya sevk edildiği 5.12.1996 tarihinden, ameliyatının yapıldığı 18 Aralık ve 19 Aralık 1996 tarihlerini kapsayan muayene, müşahede ve tüm ameliyat belgeleri getirtilerek yapılan ameliyatta hekim veya ameliyat hatası olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, Hacettepe Tıp Fakültesi Nöroşirurji Ana Bilim Dalında görevli öğretim üyeleri Prof.Dr .........., Prof.Dr .........., Doç.Dr .......... den oluşan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenmiş bulunan 25 Nisan 2001 tarihli bilirkişi raporunda ..........'e ait dosyadaki tıbbi bilgiler ve röntgen filmleri tarafımızdan ayrıntılı olarak incelendi. Elde edilen bilgilerden; hastanın, eski Ll kompresyon kırığı nedeni ile 18 Aralık 1996 tarihinde ameliyata alınarak Ll-2-3 transfediküler yolla füzyon yapıldığı anlaşılmaktadır. Ameliyattan sonra hastanın bacaklarında felç gelişmesi üzerine 19 Aralık 1996 tarihinde tekrar ameliyata alınarak omurilik ve/veya sinirleri rahatlatmak amacı ile dört mesafe laminektomi yapılmış ancak hastanın felcinde bir düzelme olmamıştır. İlk ameliyatın endikasyonu doğrudur. Yani hasta için gerekli olan ameliyat yapılmıştır. Ancak, ameliyattan sonra bacaklarında felç gelişmiş olması, ameliyat sırasında bir komplikasyon olduğunu göstermektedir. Böyle bir komplikasyon olağan değildir ancak nadir de olsa görülebilmektedir. Bu tür riskli ameliyatlarda böyle bir komplikasyonun görülmesi hekim yada ameliyat hatası olarak değerlendirilemez. Durumu bildirir bilirkişi raporudur denmektedir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş, bilirkişi raporunda bu tür riskli ameliyatlarda böyle bir komplikasyon görülmesinin hekim ya da ameliyat hatası olarak değerlendirilemeyeceğinin belirtilmiş bulunması karşısında, Kurulumuzca davacının sakat kalmasında hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılmış, davacı vekilinin iddialarına itibar imkanı görülmemiştir.
İdare Hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için, Bir zararın varlığı,
Zararı doğuran işlem ve eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, Zararlı sonuçla eylem veya işlem arasında illiyet bağının bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Anılan şartlardan birinin yokluğu idarenin sorumluluğunu kaldırır. Bu nedenle, ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari işlem veya eylemle ilgisi bulunmuyor, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illetini teşkil etmiyor ve arada illiyet bağı bulunmuyorsa idarenin tazmin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır. Olayımızda ortada bir zarar mevcut olmakla birlikte davacının zararının idareye izafe edilebilecek herhangi bir kusurdan kaynaklanmadığı ve dolayısı ile davalı idarenin tazminle sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, yukarıdaki açıklamaların ışığında; Hukuki dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy