(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 6 Aralık 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili .........'in hacir altına alınmış olan oğlu ........'in sağlıklı bir şekilde vatani görevini yapmak üzere askere alındığını, komando er olarak askerlik görevini yaptığı sırada teröristlerle girdiği çatışmalar sebebiyle kendisinde bir takım ruhsal rahatsızlıklar baş gösterdiğini, oluşan zararın idarenin kusursuz sorumluluğu gereğince idarece karşılanması gerektiğini belirterek 5.000.000.000 TL. maddi, 1.000.000.000 TL. manevi olmak üzere toplam 6.000.000.000 TL. tazminatın hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı idarece ilk savunmada süre aşımı itirazında bulunulduğundan, Kurulumuzca öncelikle davanın süresi içinde açılıp açılmadığı hususu incelenmiştir.
Davalı idarece, davacı hakkında 23.08.1994 tarihinde verilen ve 6.11.1995 tarihinde KKK.lığı Sağlık Daire Başkanlığınca onanmak suretiyle kesinleşen sağlık kurulu raporu dolayısıyla, bu tarihten itibaren başlayan 1 yıllık dava açma süresinin geçirilmesinden sonra açılan davada süre aşımının bulunduğu ileri sürülmüş ise de, Türk Medeni Kanununun 14 ve 16 ncı maddeleri uyarınca mahcurların medeni hakları kullanma salahiyetinden mahrum olmaları, kanuni mümessillerinin rızaları olmadıkça bizzat kendi tasarruflarıyla iltizam edememeleri, davacının ruhsal rahatsızlığı sebebiyle mahkeme kararıyla 26.10.1998 tarihinde hacir altına alınarak babası ......'in vasi tayin edilmesinden ve aynı mahkemenin 26.10.1998 tarihli bir başka kararıyla vasisine dava açma konusunda husumet izni verilmesinden sonra, süresi içerisinde yapılan idari başvuruyu takiben 25.03.1999 tarihinde Ankara 7 nci idare Mahkemesinde, bu mahkemenin davanın görev yönünden reddi kararı üzerine 6.12.1999 tarihinde AYİM'de dava açılması karşısında davada süre aşımının bulunmadığı sonucuna varılarak davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dosyada mevcut belge ve bilgilerin incelenmesinden; davacının, 5.6.1993 tarihinde sevk edildiği Isparta Komd. Er Eğt.Tb. K. lığına 7.6.1993 günü, temel askerlik hizmetini takiben sevk edildiği 2.Komd. Tuğ. K. lığına ise 1.8.1993 tarihinde katıldığı, askerlik hizmeti sırasında rahatsızlanması üzerine sevk edildiği GATA Hastanesinde 12.12.1993 -. 22.12.1993 tarihleri arasında tedavi gördükten sonra 22.12.1993 tarihinde Konversiyon Bozukluğu tanısı konularak on beş gün istirahatle kıtasına taburcu edildiği, 4.1.1994 tarihinde yeniden sevk edildiği GATA Hastanesinde 4.1.1994 -14.2.1994 tarihleri arasında gördüğü tedavi sonucu 14.2.1994 gün ve 1960 sayılı rapor ile Psikonevrotik Reaksiyon (Karışık Tip) tanısıyla sonunda muayene kaydıyla 3 ay hava değişimi verildiği, Hava değişimi bitiminde başvurduğu Erzurum Mareşal ÇAKMAK Hastanesinin 18.05.1994 gün ve 1251 sayılı raporu ile Psikonevrotik Reaksiyon (Karışık Tip) tanısıyla SMK. İle 3 ay hava değişimi kararı verildiği, bu sürenini sonunda yeniden GATA Hastanesine sevk edildiği ve yapılan muayenesi sonucunda GATA Sağlık Kuruluşunun 23.08.1994 gün ve 13788 sayılı raporu ile Kronik Psikonevrotik Reaksiyon (Karışık Tip) tanısıyla B/16 F.l Askerliğe elverişli değildir. kararı verilerek terhis edildiği, Hopa Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.10.1998 gün ve 1998/165 Esas sayılı kararı ile babası .........'in davacıya vasi tayin edildiği ve aynı mahkemenin 26.10.1998 gün ve 1998/165 Esas, 1998/161 Karar sayılı kararı ile davacının vasisine dava açma konusunda husumet izni verildiği anlaşılmaktadır.
İdare Hukuk ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zarar doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla işlem ya da eylem arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Maddi olguda bu koşullardan birisinin yokluğu idarenin tazminle sorumlu tutulma yükümlülüğünü ortadan kaldırır. Orta yerde bir yoksa veya meydana gelen zarara idari eylem ya da işlemden doğmamış ise veyahut zararla idari işlem ve eylem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Dava konusu olayda çözümlenmesi gereken husus, davacıda saptanan ruhsal hastalığın, Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaptığı askerlik hizmetinin sebep ve etkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespitidir.
Dosyada mevcut Bolu 2 nci Komando Tugayı 1 nci Komando Tabur Komutanlığının 13 Ocak 1997 tarihli yazısından; davacı er ........'in 16.08.1993 tarihinde birliği ile OHAL Bölgesine intikal ettiği,. Temmuz -16 Eylül 1993 tarihlerinde Tatvan Bölgesinde, 17 Eylül 1993-08 Ekim 1993 tarihleri arasında Lice, Kulp, Silvan ve Hazro, 09 Ekim 1993-07 Ekim 1993 tarihlerinde Bingöl, Muş, Diyarbakır (Şenyayla), 08 Kasım 1993-29 Kasım 1993 tarihlerinde Genç, Lice, Kulp, Silvan ve Hazro'da icra edilen operasyonlara bizzat iştirak ettiği ancak bu operasyonlarda bölücü örgüt PKK. ile herhangi bir silahlı sıcak temasın yaşanmadığı, sadece Kasım 1993 ayı içerisinde Şenyayla bölgesinde uzaktan taciz olayı ile karşılaşıldığı, sonuçta yaralı ve şehit bulunmadığı anlaşılmıştır.
TSK. Mehmetçik Vakfından yardım talebinde bulunan davacıyla ilgili olarak, Vakıf Genel Müdürlüğünce, davacının GATA K. lığının 23.08.1994 gün ve 13788 sayılı Sağlık Kurulu raporunda belirtilen arızasının doğumsal veya askere sevk tarihinden önce geçirilen bir hastalık veya kaza sonucu meydana gelip gelmediğinin bildirilmesi hususunda GATA Komutanlığına yazılan yazıya verilen 29 Nisan 1997 gün ve Ruh. Hst. :9011.(94.39).97 sayılı cevabi yazıda; Psikonevrotik Reaksiyon (Karışık Tip) rahatsızlığının biyolojik, psikolojik, sosyal, doğumsal, genetik, gelişimsel, çevresel, ailevi etkenlerle ortaya çıkan hastalık olduğu, bu hastalığın ortaya çıkmasında ve alevlenmesinde askerlik hizmetinin tek başına bir etken olduğunu söylemenin mümkün olmadığı bildirilmiştir.
İş bu davanın açılmasından sonra, davacı hakkında verilen askerliğe elverişli olmadığına ilişkin rapor nedeniyle Milli Savunma Bakanlığınca yeniden görüşüne başvurulan GATA Komutanlığının 23 Mart 1999 gün ve Ruh. Hst.: 9011.(94.39) 7318 sayılı yazısında, Hastanın tıbbı dosyasındaki veriler hastada askere başladığından itibaren ruhsal sorunlar görüldüğüne işaret etmektedir. Ruhsal sorunların başlamasında ve seyrinde çocukluktan beri yaşanan olaylar, yetişme tarzı, genetik özellikler, sosyoekonomik düzey, çevresel koşullar gibi bir çok faktör rol oymayabilmektedir.
.........'in tıbbi dosyasındaki veriler ve raporlarındaki ruhsal bulgular yaşadığı ruhsal hastalığın tek nedeninin askerlik olmadığı yönündedir. Sonuç olarak, hastaya ait raporlar ve tıbbi dosyasındaki veriler, .........'in hastalığının oluşmasındaki belirleyici faktörün tek başına askerlik olmadığı kanaatini vermektedir. şeklinde görüş belirtilmiştir.
Davacının GATA hastanesinden celbedilen tıbbi dosyası içerisinde bulunan Psikiyatri ABD. Aile Görüşme Formunun incelenmesinde; annesinin uzun yıllar psikiyatri tedavisi gördüğü, halen rahatsızlığının devam ettiği, davacının istirahatlı olarak memleketine geldiğinde annesinin ilaçlarını içtiği, ölmeyince iple kendini öldürmek istediği, ancak kardeşleri tarafından kurtarıldığı, tahminen aile içindeki huzursuzluklar nedeniyle ölmek istediği yolunda bilgiler yer aldığı görülmüştür.
Açıklanan belge ve bilgiler ışığında davacının OHAL Bölgesinde teröristlerle girişilen silahlı çatışmalar nedeniyle ruhsal yönden rahatsızlandığına ilişkin beyanlarının herhangi bir delile dayanmadığı, genel ve soyut iddialar düzeyinde kaldığı, davacıdaki rahatsızlığın başlı başına askerliğin sebep ve etkisinden kaynaklanmadığı, hizmet ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, dolayısıyla idarenin tazminle sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla;
Hukuki dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy