(1602 S. K. m. 43, 46) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekillerinden Av .................., 18.02.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacı Top. Astsb ..................'nin Gebze/Kocaeli HS.Top. A. 1. Top. Tb. K. lığı emrinde görevli iken 23.09.1995 tarihinde Eylül tatbikatı esnasında sabah sporu faaliyetinde icra edilen kitle sporlarından olan hat futbolunun erbaş ve erlere oynatılması, hakemlik hizmeti ve koordinasyonu görevini icra ederken sol gözüne şiddetli top çarpması sonucu yaralandığını, yapılan tedavilerden sonra GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulunun 28.02.1996 tarih ve 256 sayılı raporu ile B/9 F.5 TSK. SSY. KKK. lığına ait 11. Nolu çizelgeye göre yeniden sınıflandırılması uygundur. Kararı verildiğini ve sınıf değişikliği yapılarak ordu donatım sınıfına geçirildiğini, Balıkesir Edremit 19.P. Tuğ. Deş. Kt. K. lığı emrinde görevine devam ederken gözünden rahatsızlanarak askeri hastaneye sevk edildiğini, yapılan muayene ve tedavilerden sonra GATA Haydarpaşa Hastanesi Sağlık Kurulunun 01.03.1999 gün ve 271 sayılı raporu ile hakkında sol göz retina dekolmanı. Tedaviden faydalanmaz teşhisi ile D/9 F.5 TSK. lerinde görev yapamaz kararı verildiğini, 16.09.1999 tarihinde vazife malulü emeklisi olarak görevinden ayrıldığını, vazifesinin sebep ve tesiri ile görev esnasında yaralanıp malul hale gelerek maddi ve manevi zarara uğradığını, Anayasanın 125/son maddesi gereğince zararlı sonuç ile fiiller arasındaki illiyet bağı nedeniyle idarece objektif sorumluluk - kusursuz sorumluluk, ilkesi gereğince tazmininin gerektiğini, 02.12.1999 tarihinde idareye yaptıkları başvuruya cevap verilmediğini belirterek 24 milyar TL. maddi ve 1 milyar TL. manevi tazminata yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının Gebze 115. Top. A. 1 Top. Tb. K.lığı emrinde Top. Üçvş. Olarak görevli iken 23.09.1995 tarihinde sabah sporu faaliyetinde icra edilen kitle sporlarından hat futbolunun erbaş ve erlere oynatılması hakemlik hizmeti ve koordinasyonu görevini icra ederken sol gözüne top çarpması sonucu sol gözünden yaralandığı, yapılan muayene ve tedavileri neticesinde GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 27.12.1995 tarih ve 2008 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile sol göz tedaviden fayda görmeyen retina dekolması teşhisiyle C/9 sonunda muayene kaydıyla bir buçuk ay istirahat kararı verildiği, istirahatı sonrasında GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinin 28.02.1996 tarih ve 256 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile sol göz nüksretine dekolman teşhisiyle B/9 F.5 TSK. SSY. KKK. lığına ait 2 nolu çizelgeye göre yeniden sınıflandırılması uygundur kararı verildiği, bu karar üzerine Topçu Sınıfından Ordu donatım sınıfına geçirildiği, daha sonra Edremit 19.P. Tuğ. Dst. Kt. K. lığında görevliyken sevk edildiği Edremit Askeri Hastanesinin 13.11.1997 tarih ve 267 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile sol dekolman ameliyatlısı teşhisiyle B/9 F5 Sınıfı görevine devam eder. kararı verildiği, bilahare rahatsızlığı nedeniyle sevk edildiği GATA Haydarpaşa Hastanesinin 01.03.1999 tarih ve 271 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile sol göz retina dekolması (tedaviden faydalanmaz) teşhisiyle D/9 F5 Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz. %25 vücut fonksiyon kaybı mevcuttur. Fikren ve bedenen çalışabilir. Kararı verildiği, 05.05.1999 tarihinde onaylanan bu rapor üzerine 6 ncı dereceden vazife malulü olarak emekliye sevk edildiği ve 16.09.1999 tarihinde Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesildiği, 15.10.1999 tarihinden itibaren T.C. Emekli Sandığınca kendisine vazife malulü aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
Dava dosyası ile davacının Kuvvet Kıt'a özlük dosyasında mevcut astsubay olarak naspından itibaren tüm sağlık kurulu raporları GATA Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalında görevli üç öğretim üyesine incelettirilmiş, GATA K. lığının 31 Temmuz 2001 tarih ve GÖZ HST. AD:9029 -488-2001 tarihli yazı ekinde gönderilen raporda özetle; sol gözde dekolmanla sonuçlanan rahatsızlığın bünyesel olmayıp askerlik hizmeti sırasında top çarpması sonucu retinanın travmatik olarak yırtılması ile oluşabileceği, göze top çarpmasının dekolmanın ortaya çıkmasına yol açabileceği, dolayısıyla bu eylemin rahatsızlığı arttırıcı bir etkisinin açık olduğu, olay tarihi olan 23.09.1995 tarihinden, TSK. lerinde görev yapamaz Kararının verildiği 01.03.1999 tarihine kadar geçen süre içinde rahatsızlığın ilerlemesi, nüksetmesi ve emekli edilmesinde sol gözüne top çarpmasının etkisinin bulunabileceği tıbbi kanaati bildirilmiştir.
Davalı idarece davada süre aşımı olduğu ileri sürülmüş ise de; davanın; davacının emekliye sevk edilme işlemi nedeniyle uğranılan zararların tazmini nedeniyle açılan işlemden doğan tam yargı davası olmadığı, aksine davacının 23.09.1995 tarihinde sabah sporu faaliyetinde icra edilen kitle sporlarından olan hat futbolunun erbaş ve erlere oynatılması, hakemlik hizmeti ve koordinasyonu görevini icra ederken sol gözüne top çarpması sonucu yaralanıp malul hale geldiği ve GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesinin 05.05.1999 tarihinde onaylanarak kesinleşen 01.03.1999 tarihli TSK. lerinde görev yapamayacağına dair verilen Sağlık Kurulu raporuna göre emekliye sevk edildiği, davanın idari eylemden kaynaklanan tam yargısı olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının, TSK. lerinde görev yapamaz kararını içeren 01.03.1999 tarihli Sağlık Kurulu raporunun onaylandığı 05.05.1999 tarihinden itibaren 1602 Sayılı AYİM. Kanununun 43 ncü maddesinde belirtilen bir yıllık süre içerisinde idareye başvurma şartını 06.12.1999 tarihinde gerçekleştirdiği, müracaatına idarece cevap verilmemesi üzerine de 120 günlük süre içerisinde 18.02.2000 tarihinde dava açtığı, davada süre aşımı bulunmadığı anlaşılmakla idarenin bu yöndeki itirazlarına itibar olunmayarak davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre; İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru istek kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacının sol gözüne top çarpması sonucu yaralanıp TSK. lerinde görev yapamayacak şekilde malul hale gelmesinde idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de, kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden kaynaklanan eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğu, zararın hizmetin içinden doğduğu davacının da her hangi bir kusurunun bulunmadığı nazara alındığında davacının uğradığı zararların kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin içtihatlarıyla T.C. Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylıkları ve ödenen tütün ikramiyesi davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden, maddi tazminat isteyen davacıya vazife malulü aylığı bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce davacıya 15.10.1999 tarihinden itibaren 6 ncı derece Türk Silahlı Kuvvetleri vazife malulü olarak 142.609.000 TL. aylık tutarında maaş bağlandığı, 1.923.040.000 TL. Emekli ikramiyesi, 15.10.1999-30.11.1999 aylıkları olarak 213.915.000 TL., 1999 Aralık devre üç aylıkları olarak 427.827.000 TL. ve 2000 Ocak farkı 2 aylık olarak 42.782.000 TL. ödendiği, davacının görevi dışında ve görevle ilgisi olmayan bir sebepten yaralanması halinde 14 yıl 10 ay 22 gün hizmeti ve 6 ncı derece 3 ncü kademe (+1150) ek göstergesi dikkate alındığında görevden ayrıldığı 16.09.1999 tarihini takibeden 15.10.1999 tarihinde 107.880.000 TL. adi malul aylığı bağlanacağı, bağlanan aylıklarının 01.01.2000 tarihinde 124.060.000 TL. ye, 15.06.2000 tarihinde 128.580.000 TL. ye, 01.07.2000 tarihinden itibaren 141.900.000 TL. ye yükseltileceği, ayrıca 1.923.040.000 TL. emekli ikramiyesinin ödeneceği bildirilmiştir.
Davacının maddi zararının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının ve karşılanmayan zarar var ise bu miktarın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 30.11.2001 tarihli rapordan, davacının maddi tazminat hak edişinin 52.678.973.992 TL. olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. Mahkememizin yerleşik kararlarına, tespit edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşılan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılırken davacının maddi zarar olarak istemine uygun miktarda maddi tazminata, davacının vazife malulü aylığı bağlandığı 15.10.1999 tarihinde itibaren yasal faiz yürütülmek üzere hükmedilmiştir.
Davacı vekillerinden Av. S ...................., 28.12.2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; Resmi Gazetenin 4 Kasım 2000 tarih ve 24220 sayılı nüshasında yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 20.07.1999 tarih ve 1999/1-33 Esas ve karar sayılı kararına istinaden, davacının manevi tazminat miktarı aynı kalmak kaydıyla maddi tazminat miktarının 53.000.000.000 TL. olarak ıslah ettiklerini belirterek buna göre karar verilmesini talep etmiş olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesi kararında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 87 nci maddesindeki kuralın davacıları ikinci kez dava açmaya zorlaması nedeniyle hak arama özgürlüğünü kısıtladığından bahisle iptal edildiği anlaşılmaktadır. Adli Yargıda zaman aşımı süreleri dikkate alındığında bu süre içerisinde dava devam ederken bilirkişi raporları sonrasında ortaya çıkan tazminat farkının ikinci bir ek dava ile istenmesinden ibaretti. Oysa ki 1602 Sayılı Kanun gereğince Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan davalarda bir yıllık ve idari başvurudan sonra altmışar günlük süreler işlemektedir. Bu süreler geçirildikten sonra müddeabihin miktarının değiştirilemeyeceği yine 1602 sayılı AYİM. Kanununun 46/4 maddesinin amir hükmüdür. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ıslah talebi heyetimizce kabul görmemiştir.
Davacının olay nedeniyle duyduğu acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli ve tarihi, statüsü ve sosyal durumu, paranın alım gücü, sakatlık derecesi ve işletilecek yasal faiz göz önünde bulundurularak kendisine olay tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak davacı ....................' ye 24.000.000.000 TL. (Yirmidörtmilyar TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE,
Davacı ...............' ye takdiren 250.000.000 TL. (iki yüz ellimilyon TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE, Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacıya vazife malulü aylığı bağlandığı 15.10.1999 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzde elli), 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 23.09.1995 tarihinden 31.12.1997 tarihine kadar yıllık %30 (yüzde otuz), 01.01.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzde elli) 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutu.an idare aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,
Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 70.000.000 TL. (yetmişmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Davacı tarafından peşin yatırılan 290.000.000 TL. (iki yüz doksan milyon TL.) harcın istemi halinde davacıya İADESİNE,
Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 10.000.000 TL. (onmilyon TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 121.500.000 TL. (yüzyirmibirmilyonbeşyüzbin TL.) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince ve Tarifenin 11 nci maddesi de dikkate alınarak hesabedilen 25.000.000 TL. (yirmibeşmilyon TL.) Avukatlık Ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE,
KARŞI OY GEREKÇEM
Davacı manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmişler ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacının olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy