(1602 S. K. m. 71)
Davacı vekilleri, 28.02.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının askerlik görevini ifa etmekte iken 17.04.1999 tarihinde Komutanlık bahçesindeki ot ve çimlerin biçilmesi sırasında bir başka erin kullandığı çim makinesinden sıçrayan taşın kendisine çarpması sonucu sağ gözünün tamamen, diğer gözünün de kısmen kör olduğunu, olayın meydana gelmesinde davacıya yüklenebilecek kusur bulunmadığını, kazanın çim makinesinin üretim ve kullanma hatasından doğduğunu belirterek 25.000.000.000 TL maddi, 25.000.000.000 TL manevi olmak üzere toplam 50.000.000.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte tazminini, müvekkilinin adli yardım hükümlerinden yararlandırılmasını dava ve talep etmiştir. Davacının adli yardım istemi Dairemizin 08 Mart 2001 gün ve Gensek No:2000/280, Esas No: 2000/172 Sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının Dz.K.K.lığı Malzeme Depo Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken, 17.04.1999 tarihinde ot mücadelesi için görevlendirildiği, davacının bu göreviyle ilgili olarak nöbetçi astsubayı ile konuştuğu sırada 6-7 metre uzaklıkta ot biçme işleminde kullanılan makineden fırlayan bir taşın yüzüne çarpması sonucu gözlerinden yaralandığı, tedavileri sonucunda hakkında GATA Haydarpaşa Askeri Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulunun 30.06.1999 gün ve 3192 Sayılı raporu ile sağ göz etizis bulbi (travmatik) tanısıyla D/9 F-1 Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiği, yaralanma olayıyla ilgili olarak Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığınca yapılan adli soruşturma sonunda tanzim edilen 30.12.1999 gün ve 1999/1343-1134 Esas ve Karar Sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararında; bilirkişi beyanına göre özetle, tüm çim biçme makinelerinde taş fırlatma riski olduğu, ancak olay sırasında kullanılan çim biçme makinesinin yan ve arka koruyucu plakalarının olmaması, normal çim biçme makinesine göre, biçilecek zeminle makinenin bıçağı arasındaki yüksekliğin fazla olması ve bahse konu çim biçme makinesinin çim sepetinin olmaması, yine bir başka çim biçme makinesinin kullanma kılavuzunda yazılı uyarıcı emniyet talimatına göre biçilerek zemin biçme işleminden önce tırmık vs. aletle temizlenerek çim biçme işlemine başlanması gibi taş fırlatma ihtimalini minumuma indirecek kurallara riayet edilmeden çim biçme işleminin yapılmış olması nedenleriyle, Seymen Komutanlığında icat edilen bahse konu makinenin yol açtığı yaralanma hadisesi riskinin standart ölçülerde imal edilen çim biçme makinelerine nazaran 5-6 kat daha fazla riskli olduğu mütalaa edilmiş ise de bahse konu olayda cezai sorumluluk yönünden kimsenin kasıtlı bir davranışı olmadığı, olayın tamamen bir kaza olduğu kanaatine varılarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği ve olayda davacının kusurunun olmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten idarenin halin icaplarına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arz etmesi, hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilebilmesi hizmetin kusurlu işlediğinin açık bir delilidir.
Davacının yaralanıp sakat kalmasına sebep olan ve birlik imkanlarıyla imal edilmiş bulunan çim biçme makinesinin yeterli vasıfta olmaması, gerekli tedbirlerin alınmaması nedenleriyle yaralanmanın meydana gelmiş bulunması idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle zararın idarece hizmet kusuru esaslarına göre karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanmaları veya ölmeleri halinde kendilerine yahut varislerine T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyesi olay sebebiyle sağlanan yarar olarak kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden, maddi tazminat isteminde bulunan davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 17.04.2000 gün ve 77.814.011 Sayılı yazısından T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 27.03.2000 gün ve 166596 Sayılı işlemi ile davacıya 01.12.1999 tarihinden itibaren 128.400.000 TL 5 nci derece TSK Vazife Malullüğü aylığı bağlandığı, bilahare bağlanan aylıkların memur maaş katsayısı artışına paralel olarak artmaya devamla 01.01.2000 tarihinde 147.660.000 TL'sına yükseltildiği, ayrıca 3480 Sayılı yasa uyarınca davacıya 1999 yılı itibariyle 1 ay için 28.771.000 TL tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmış ise karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve, re'sen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 29.03.2001 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinde; davacının maddi zararının sağlanan maddi yararlarla karşılanması nedeniyle maddi tazminat hak edişinin mevcut olmadığının indirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı davacı vekili tarafından; raporda davacının konfeksiyon işçisi olarak kabul edilmesine karşın hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılmasının yanlış olduğu, T.C. Emekli Sandığı Yasasındaki düzenlemenin sosyal amaçlı ve bağış niteliğinde bulunması nedeniyle gerçek kazançmış gibi gösterilmesinin yasa koruyucunun amacına aykırı bulunduğu yolunda itirazda bulunulmuş ise de davacının askerlik öncesi gelirinin asgari ücret düzeyinde bulunması, T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan davacının sırf askerlik hizmeti sırasında maruz, kaldığı olay nedeniyle T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi sıfatını alması ve bu sebeple aylık bağlanması karşısında davacı vekilinin itirazlarına itibar olunmamış, Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılarak davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Diğer yandan, yukarıda da işaret edildiği gibi Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığınca bağlanan maluliyet aylığı ve tütün ikramiyesi davacının maddi hak edişinden düşülmektedir. Davamızda davacının maddi tazminat talebi reddedilmiş ise de; bu ret hususu davacının isteminde haksız oluşundan değil, haklı görülen talebin T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve tütün ikramiyesi gibi gelirlerin mahsup edilmesi sonucu geriye hükmedilecek bir miktar kalmamasına dayandığından ve davacının davasını açtığı sırada vazife malullüğü aylığı henüz bağlanmamış olup davacının bu aylığın bağlanıp bağlanmayacağı hususundaki T.C. emekli Sandığı işlemini beklediği takdirde dava açma süresi geçirilecek olduğundan, dava açılmasının bir hukuki zorunluluk olarak belirlenmesi karşısında yargılama giderlerinin özellikle maddi. tazminat bakımından avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ilişkin davalı idare isteminin 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca reddi cihetine gidilmiştir.
Davacıya olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, davacının askeri ve sosyal durumu, zararın başlangıç tarihi olan olay tarihi ve olay tarihinden ödeme gününe kadar işleyecek yasal faiz göz önünde bulundurularak uygun miktarda manevi tazminat hükmedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı ..........'nın maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2- Takdiren davacı ..........'ya 800.000.000 TL (sekizyüzmilyon TL) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 17 Nisan 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzdeelli), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzdealtmış) yasal faiz yürütülmesine,
4- Dava adli yardımlı görülmüş olup davalı idare 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harca hükmedilmesine yer olmadığına,
5- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 20.000.000 TL (yirmimilyon TL) bilirkişi ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6- Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 68.000.000 TL (altmışsekizmilyon TL) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
7- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 68.000.000 TL (altmışsekizmilyon TL) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
8- Dava duruşmalı görülmekle birlikte reddedilen maddi tazminat miktarı için davalı idarenin aleyhe vekalet ücreti talebinin REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy