(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 24 Ocak 2000 tarihinde Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesine verildiği ve 4 Şubat 2000 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle ;
Müvekkillerinin yakını olan .........'in askerlik görevini ifa ederken 1.11.1998 tarihinde kömür zehirlenmesinden vefat ettiğini, destekten yoksun kalan müvekkillerinin bu olay nedeniyle büyük acılar duyduklarını halen de duymaya devam ettiklerini, davalı idareye yaptıkları başvurunun reddedildiğini belirterek 5.000.000.000 TL. maddi ve 25.500.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı idare süre itirazında bulunduğundan öncelikli olarak bu husus incelenmiştir. Davalı idarenin 18 Kasım 1999 tarihli ret yazısı davacılar vekiline 23 Kasım 1999 tarihinde tebliğ edilmiş, bunun üzerine davacılar vekili 24 Ocak 2000 tarihinde K.Maraş Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dilekçe ile yasal süresi içerisinde davasını açtığı anlaşıldığından davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasındaki belge, bilgi ve özellikle 15 nci Kolordu K.lığı Askeri Savcılığı'nın 21 Temmuz 1999 gün ve E. 1999/6 K. 1999/794 sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararı incelendiğinde; davacıların yakınının Gebze ilçe Jandarma Komutanlığına bağlı Köşlüçeşme lojmanında kaloriferci olarak askerlik hizmetini ifa ettiği, 1.11.1998 günü kalmakta olduğu Şehit Ütğm. Mustafa Şimşek lojmanının kalorifer dairesinin yatak odasına içi yanmakta olan kömür dolu kovayı koyduğu, ısınmaya çalıştığı, kömürlerden sızan gazdan zehirlenerek komaya girdiği ve kaldırıldığı Gebze Devlet Hastanesinde kurtarılamayarak vefat ettiği, olayın meydana gelmesinde herhangi bir şahsın kusur ve etkisinin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasa'da idarenin sorumluluğunun hangi esaslarla belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Ölüm olayının meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığı söz konusu değil ise de, zararın askerlik hizmetinin ifası sırasında lojmanlarda oturan askeri personelin ısınması için kaloriferin yakılması ve işletilmesi görevini yaparken ısınmak için odasına aldığı yanan kömür dolu kovadan çıkan gazdan zehirlenilmesi olayında hizmet ile zarar arasında illiyet bağının kesilmediği aşikardır. Bu itibarla zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılmasının adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacıların zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak, 15 nci Kolordu K.lığı Askeri Savcılığının 21 Temmuz 1999 tarihli KYO kararında belirtildiği üzere müteveffanın kömür dolu havayı odaya alarak ısınmaya çalışmasının müterafik kusur olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacılara olay nedeniyle T.C. Emekli Sandığınca aylık bağlanmadığı ve 2330 Sayılı Kanun uyarınca bir tazminat ödenmediğinden sağladıkları bir yarar bulunmamaktadır.
Davacıların uğradıkları zararların tespiti için re'sen seçilen ve kendisine davacıların yakınının muhtemel terhis tarihinden sonra askerlik öncesi bir geliri olmadığı tespit edildiğinden iki ay sonra asgari ücretli işe gireceği, bir yıl sonra evleneceği, evlendikten bir yıl sonra bir çocuğu, iki yıl sonra bir çocuğu daha olacağı, anne ve babaya sağladığı destekte azalma olacağı yönünde talimat verilen bilirkişinin tanzim ettiği 23.10.2000 tarihli bilirkişi raporunda davacı annenin 1.307.566.196 TL., babanın 1.259.652.357 TL. maddi zararlarının olduğu belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir Davacıların olay nedeniyle duydukları ve ömür boyu duymaya devam edecekleri acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa telafisi amacıyla kendilerine takdir olunacak miktarlarda manevi tazminat verilirken müteveffanın müterafik kusurunda dikkate alınmıştır. Ancak davacılardan kardeş 1993 doğumlu .........' in olay tarihinde yaşının küçük olması, olayın anlam ve önemini anlayamayacağının kabulü ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Bu itibarla;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacı baba .........'e 650.000.000 TL. (altıyüzellimilyon TL.) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin reddine,
2- Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacı baba ..........'e ve anne ...........'e ayrı ayrı 450.000.000'ar TL. (dörtyüzellişermilyon TL.), davacı kardeşler ........, ........., ......., ......, ..... ve .....'e takdiren ve ayrı ayrı 100.000.000'ar TL. (yüzermilyon TL.) manevi tazminat verilmesine fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3- Davacı kardeş ........'in manevi tazminat talebinin REDDİNE,
4- Hükmedilen maddi tazminat miktarına zarar başlangıcı tarihi kabul edilen 23 Ocak 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (Yüzdeelli) 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (Yüzdealtmış) yasal faiz yürütülmesine,
5- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 1 Ekim 1998 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (yüzdeelli), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüzdealtmış) yasal faiz yürütülmesine,
6- Davacılar tarafından peşin yatırılan 346.680.000 TL. (üçyüz kırkaltıbin altıyüzseksenbin TL.) harcın istemleri halinde davacılara İADESİNE,
7- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 12.000.000 TL. (onikimilyon TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
8- 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye Yükletilmesine, Harçlar kanununun 13/J maddesi uyarınca muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,
9- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen bilirkişi ücretinin davada haklılık oranına göre 17.400.000 TL.(onyedimilyondörtyüzbin TL.) davacılar üzerinde bırakılmasına, 2.600.000 TL. (ikimilyonaltıyüzbin TL.) davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
10- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Av. Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca nispi olarak hesap edilen 132.500.000 TL. (yüzotuzikimilyonbeşyüzbin TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy