(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 27 Aralık 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili ............'in 6.Ana Jet Üs Des.Gr.Muh.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaparken 30 Ağustos 1997 tarihinde Zafer Bayramı ve Silahlı Kuvvetler günü nedeniyle düzenlenen fener alayında meşaleci olarak görevlendirildiğini, bu görev sırasında hareket halindeki araç içerisinde er ........... tarafından müvekkilinin meşalesine gaz doldurulurken esen rüzgar ve aracın sarsıntısından dolayı gereğinden fazla gaz boşaltması ve elindeki şişenin alev alması nedeniyle paniğe kapılarak şişeyi rastgele fırlatması ve şişenin müvekkiline isabet etmesi sonucu vücudunda önemli yanıklar meydana geldiğini belirterek 7.000.000.000.TL. maddi, 2.000.000.000.TL, manevi olmak üzere toplam 9.000.000.000.TL. tazminatın hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı idare savunmasında, 9.9.1998 tarihli hasta çıkış belgesi ile askerliğe elverişli olmadığına karar verilip aynı gün terhis edilen davacının zararın türü ve derecesini bu tarihte öğrenmiş olduğu dikkate alındığında bir yıl içinde idareye müracaat edilerek, idarenin red veya zımni red kararından itibaren dava açma süresi içerisinde dava açılması gerekirken bir yıllık sürenin geçirilmesi sebebiyle davada süre aşımı bulunduğu iddia edilmiş ise de; Mahkememizin yerleşik kararları ile zararın, raporun yetkili makamlarca onaylandığı tarihte öğrenildiği kabul edildiğinden ve söz konusu raporun 4 Aralık 1998 tarihinde onaylandığı anlaşıldığından bu tarih ile idari başvurunun yapıldığı 16.10.1998 tarihi arasında, bir yıllık başvurma süresinin geçirilmemiş bulunması nedeniyle davanın süresinde açıldığı sonucuna varılarak esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı terhisli er Hakan EVRAN'ın 6 ncı Ana Jet Üs K.lığı Des.Grp.Muh.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 30 Ağustos 1997 Zafer Bayramı ve Silahlı Kuvvetler Günü kutlamaları nedeniyle icra edilen fener alayı esnasında taşıdığı meşaleye, er ......... tarafından gaz ikmali yapılırken, er ..........'un elinde bulunan şişedeki gazın rüzgarın etkisi ile meşaleden ateş alıp parlaması ve adı geçen erin rast gele attığı şişenin üzerine gelmesi sonucu yanarak yaralandığı, yapılan tedaviler sonucunda hakkında GATA Sağlık Kurulu'nun 9.9.1998 gün ve 10454 sayılı Hayati tehlike geçirmiştir, 30(otuz) gün iş ve gücünden kalmıştır, vücutta ve çehrede sabit eser vardır. Uzuv zafiyeti ve tadili yoktur. Durumu B/25 F2 uyar. Askerliğe elverişli değildir kararlı rapor düzenlendiği, olayla ilgili olarak yapılan adli soruşturma ve yargılama sonucu Bandırma Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.119-98 gün ve Esas No: 1998/135, Karar No: 1998/948 sayılı ilamı ile Olayın meydana gelmesinde mağdur ...........'in meşalesine gazyağı yapılırken meşalenin yüksekliğini kendisine ve gazyağı takviyesi yapan sağına olan uzaklığını havanın rüzgarlı olduğunu göz önünde bulundurarak iyi ayarlaması gerekirken bu kurala riayet etmediğinden asli kusurlu bulunduğu, sanığın ise havanın rüzgarlı olduğunu düşünerek görevini daha dikkatli yapması gerekirken tedbirsizliği ve dikkatsizliği ile olayda 3/8 oralında kusurlu kabul edilerek sanık ..........'un tedbirsizlik ve dikkatsizlikle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan TCK.nün 459/2, 459/son, 647 Sayılı Kanunun 6 ncı maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması içinde zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez ise de, kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden kaynaklanan eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğu, zararın hizmetin içinden doğduğu nazara alındığında kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi gereğince davacıların uğradığı zararların davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar, ceza yargılaması sonucu Bandırma Asliye Ceza Mahkemesince, Sanık ............ hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlikle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan tesis edilen mahkumiyet kararında; mağdur ............'in meşalesine gazyağı ilavesi yapılırken meşalenin kendisine ve gazyağı takviyesi yapan sanığa olan uzaklığını, keza havanın rüzgarlı olduğunu gözönünde bulundurarak iyi ayarlaması gerekirken bu kurala riayet etmemesi nedeniyle asli kusurlu bulunduğu kabul edilmiş ise de, davacının yaralanması olayının sanık ..........'un gazyağı takviyesi sırasında parlayan gazyağı şişesini panikle davacıya fırlatması sonucu meydana gelmiş olması karşısında davacının yaralanma olayında müterafik kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşik İçtihatları uyarınca T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanmaları veya ölmeleri halinde kendilerine yahut varislerine T.C.Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyesi olay sebebiyle sağlanan yarar olarak kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden, maddi tazminat isteminde bulunan davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Gn.Md.lüğünün 23.5.2000 gün ve 77.216.045 sayılı yazısından, Genel Müdürlüğün 29.2.2000 gün ve 154462 sayılı işlemi ile davacıya 01.01.1999 tarihinden itibaren 101.100.000. TL. 6 ncı derece TSK. vazife malullüğü aylığı bağlandığı, bilahare bağlanan aylıkların memur maaş katsayısı artışına paralel olarak artmaya devamla en son 01.01.2000 tarihinde 140.630.000. TL. ye yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı yasa uyarınca davacıya 1999 yılı için (12 aylık) 303.820.000. TL. tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmış ise karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 25.09.2000 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 14.308.269.164.TL. maddi zararına karşılık 43.336.903.736.TL: maddi yarar sağladığı, maddi zararının sağladığı maddi yararlarla karşılanmış olması nedeniyle maddi tazminat hak edişinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı davacı vekilince Emekli Sandığınca bağlanan aylığın maddi yarar olarak kabul edilerek gerçek maddi zarar tutarından tenzil edilmesinin yanlış olduğu, hakkaniyete aykırı bulunduğu yolunda itirazda bulunulmuş ise de; sandık iştirakçisi olmayan davacıya hiç aidat ödemediği halde vazife malullüğü aylığının maruz kaldığı olay sebebiyle bağlanmış olması karşısında davacı vekilinin itirazına itibar olunmamış, Mahkememizin yerleşmiş içtihatlarına, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olarak tanzim edilen bilirkişi raporu doğrultusunda tatbikat yapılarak davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacıya yaralanıp sakat kalması sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davamızda davacının maddi tazminat talebi reddedilmiş ise de bu red hususu davacının isteminde haksız oluşundan değil haklı görülen istemin T.C.Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyesi gibi gelirlerden mahsup edilmesi sonucu geriye hükmedilecek bir miktar kalmamasına dayandığından davasını açtığı sırada vazife malullüğü aylığı bağlanmamış olan davacının bu aylığın bağlanıp bağlanmayacağı hususundaki T.C.Emekli Sandığı işlemini beklemesi halinde dava açma süresi geçirilecek olduğundan, dava açılmasının bir hukuki zorunluluk olarak belirmesi karşısında avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ilişkin davalı idare isteminin 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca reddi cihetine gidilmiş, maddi tazminat istemleri yönünden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacının maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2- Takdiren davacı .........'a 1.000.000.000.TL. (birmilyar TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Davacı tarafından peşin yatırılan 83.340.000.TL. harcın istek halinde davacıya İADESİNE,
4- 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 15.000.000.TL. (onbeşmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 12.500.000.TL. (onikimilyonbeşyüzbin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7- Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 73.500.000.TL. (yetmişüçmilyonbeşyüzbin TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 73.500.000.TL.(Yetmişüçmilyonbeşyüzbin TL.) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy