(2709 S. K. m. 72)
Davacı 19 Nisan 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Askerliğini 109.P.A.2.P.Tb.4.Bl.de P.Onb. rütbesiyle 1967/2 tertip olarak yaptığını, Haziran 1987'de sevk edilip 23.8.1989 tarihinde terhis mahiyetinde izin belgesi ile terhis edildiğini, kıta dosyası bulunamadığı için, askerlik hizmetini tamamladığı halde askerlik şubesince askerlik hizmeti yapmamış gibi işlem yapıldığını belirterek askerlik hizmetini yapmış sayılmama işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
Davacı .........'nın Yozgat Askerlik Şubesi Başkanlığı'nca 1967/2 tertipli olarak 2 Haziran 1987 tarihinde temel eğitimini yapmak üzere 3.P.Tuğ. Avcı Eğt. Tb. Antalya'ya sevk ettiği, eğitim birliğine 4.6.1987 tarihinde katılışının yapıldığı, temel eğitimi sonunda 109. P.A. 2. Tb.4.Bl. Kırklareli'ne tertiplendiği ve 10 gün sıla izni ile yeni birliğine gönderildiği, kıtasına 1.9.1987 tarihinde katıldığı, kaynak saptama işleminin yapıldığı ve 22 Temmuz 1989 tarihinde 26 gün sıla 6 gün yol izni verilerek terhis mahiyetinde izine gönderildiği anlaşılmaktadır. Kıta şahsi dosyasının birliğince askerlik şubesine gönderilmemesi nedeniyle terhis işleminin yapılamadığı, daha sonra birliği ile askerlik şubesi arasında yapılan yazışmalardan davacının askerlik hizmetini ifa ettiği sırada cezaevine girdiği, ancak birliğince hangi tarihler arasında cezaevinde kaldığı bilinemediğinden ve kayıtları bulunmadığından kesin işlem yapılamadığı tespit edilmiştir.
Dairemizce davacının askerliği süresince, askerliğine ara verilerek cezaevine girip girmediği, girdi ise hangi tarihler arasında cezaevinde bulunduğu araştırılmış olup, davacının Van Ağır Ceza Mahkemesinin 04.09.1985 tarih ve 1980/37 Esas, 1985/50 karar sayılı ilamı ile cezaevinden tünel kazmak suretiyle firar suçundan 1 yıl 10 ay 4 gün hapis cezasına çarptırıldığı, cezasının askerliğine ara verilmek suretiyle 08.03.1988-01.12.1988 tarihleri arasında Babaeski Cezaevinde infaz edildiği anlaşılmıştır.
Davacının emrinde askerlik hizmetini yaptığı Birlik K.lığı veya Lodumlu MSB. Askeri Arşiv Md. lüğünde davacıyla ilgili herhangi bir kaydın bulunmaması davacının askerlik hizmeti yapmadığının kanıtı sayılamaz. Zira belirtilen hususlar, davacının askerlik hizmeti yapmadığını değil, yalnızca kendisiyle ilgili kaydın bulunmadığını ifade etmektedir. Bu belgelerin davacının askerlik hizmeti yapmadığına kanıt oluşturabilmeleri için diğer bazı delillerle desteklenip, doğrulanmaları gerekir.
Davacının yükümlü sıfatıyla çağrıldığı halde son yoklamasına gelmediği, birliğine sevk edilmesine karşın katılmadığı ya da birliğinden firar ettiği veyahut izin ve hava değişimi gibi nedenlerle birliğinden ayrıldıktan sonra tekrar dönmediği gibi her birisi, yoklama kaçağı, bakaya, geç iltihak suretiyle bakaya, firar veya izin tecavüzü suçlarını oluşturan fiillerinden dolayı takip edildiğini gösterir bir belge davalı idarece Mahkememize sunulmamıştır. Davacının saklı olduğu konusunda da taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Saklı ya da askerlikle ilgisi yüzünden yukarıda belirtilen suçlardan takipte olduğu kanıtlanamadığı sürece, davacının askerlik hizmetini yaptığının kabulü bir zorunluluktur. Davacının yükümlülük hizmetini yerine getirmemesi halinde, yukarıda değinilen suçlardan birisi veya birkaçından sanık statüsüyle devamlı takipte ve aranılan kişi konumunda olması gerektiğinin kaçınılmazlığı karşısında, davacının bu durumuyla ilgili belgelerin her an için güncellikleri yüzünden el altında tutulmaları idarenin görevlerindendir. Askerlik hizmetine bağlı olarak suç işlemiş birisi statüsünde, aranan kişilerden olduğunu saptayan bir bilgi ve belge var olmadıkça, aksi kanıtlanıncaya dek davacının askerlik yükümlülüğünü yaptığı kabul edilmelidir.
Anayasanın 72 nci maddesinde vatan hizmeti, her Türk için hak ve ödev olarak kabul edilmiş, yükümlülerin sahip bulundukları niteliklere göre bu hak ve ödevlerini, hangi statü altında, nasıl yerine getirecekleri (geneli itibariyle) 1111 Sayılı Askerlik Kanunu ile 1076 sayılı Yedek subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda öngörülmüştür. Sözü edilen Kanunlar incelendiğinde askerlik çağına giren yükümlülerin, yoklama döneminden başlayarak, muvazzaflık hizmeti için çağrılmaları ve şevkleri, muvazzaflık hizmetini bitirenlerin terhisleri, kıtalarından izinli ayrılacaklar, cezalı askerlik ve firar ve izin tecavüzünü suçunu işleyenler hakkında yapılacak işlemlerin neler olduğu ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Askerlik hak ve ödevi idarenin hüküm ve tasarrufu altında kanunlarda belirtilen hallere uygun olarak belli süre kadar, belli bir yerde hizmet görmek suretiyle yerine getirilen bir kamu hizmetidir. Bu yönüyle de bir yükümlülüktür. İdarenin hüküm ve tasarruf alanında yerine getirilen bu hizmetle ilgili tüm kayıt ve kuyudatın idare tarafından tutulması ve kişi hak ve hallerine ilişkinliği nedeniylede sonuna dek saklanması korunması gerekir. Kişinin açıkça askerlik hizmeti yapmadığını, suçluluğu nedeniyle takipte olduğunu gösteren bir kanıt yoksa, yükümlüden askerlik yaptığını kanıtlayan belge istenmesi herhalde düzenli idareden beklenen bir çözüm ve tavır olmamalıdır. Davacı yönünden idarenin hizmeti iyi kuramadığı, düzenli ve sağlıklı biçimde işletemediği görülmektedir. Usul hukukunda iddia eden, iddiasını kanıtlamak zorundadır kuralı ve kanıt yükünün olayına özgü olarak bu davada, davalı idareye ait olması gerektiği kabul edilmiştir. Zira bireylerin devlete, bir diğer deyişle idareye karşı olan yükümlüğünü ifa edip etmediğini kanıtlama külfeti, bu konuyla ilgili tüm kayıt ve kuyudatı tutmakla, muhafaza etmekle görevli olan idareye ait olmak gerekir. Her şeyden önce bu konuda bir bilgi ve belgeye gereksinme duyulduğunda, kişisel başvuruları karşılamak ve istenilen belgeleri kişilere vermek durumunda olan idarenin ta kendisi iken, açılan bu davada ispat yükünün olayın özelliği de esas alındığında davacıya ait olduğu düşünülemez ve böylesi bir iddia kabul edilemez.
Bu itibarla davacının 18 aylık askerlik mükellefiyetini 02 Haziran 1987-08 Mart 1988 tarihleri ile 01 Aralık 1988-23 Ağustos 1989 tarihleri arasında tam olarak ifa ettiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; 18 aylık askerlik hizmetini 02 Haziran 1987-08 Mart 1988 tarihleri ile 01 Aralık 1988 -23 Ağustos 1989 tarihleri arasında tam olarak yaptığının tespiti ile, askerlik hizmetini yapmış sayılmama ve terhis belgesi verilmemesi işleminin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy