(1111 S. K. m. 81, Geç. m. 37)
Davacı vekillerinin 4 Mayıs 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; davacının 1971 yılında Manavgat ilçesinin Belenobası Köyünde doğduğu ancak kırsal kesimin imkansızlıklarından dolayı ancak 1973 yılında köyüne gelen nüfus kayıt memurları vasıtası ile nüfusa kaydedildiği, davacının 1971 doğumlu olduğunda şüphe bulunmadığı, zira kendisinin halen Bozkır Devlet Hastanesinde Uzman tabip olarak görev yapmakta olduğu, bu hastanedeki 1 yıllık görev süresi 6 yıl üniversite eğitimi 5 yıl 3 ay ihtisas süresi, 5 yılı ilk ve 6 yıl orta öğrenim süresi hesaba katılınca 23 yıl üç aylık süreyi bulduğu ilk okula 7 yaşında başladığı kabul edildiğinde 1971 doğumlu olduğunun kolayca anlaşılacağı, Manavgat Saraçlı Kale İlköğretim Okulunun yazısında davacının 1976 yılında okula başladığı belirtildiğinden, davacının nüfus kaydının doğru olduğu kabul edildiğinde 3 yaşında okula başladığının kabul etmek gibi hayatın olağan akışına uymayan bir durumun ortaya çıktığı, davacının yaşıtlarından bir yıl önce 6 yaşında okula başladığı, bu nedenle Bozkır Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile davacının doğum tarihinin 1971 olarak düzeltildiği, olayda maddi gerçeğin düzeltilmesinin söz konusu olduğu, bu maddi gerçeğin yasa ile bertaraf edilemeyeceği, davacının durumunun şahit beyanları gibi takdiri delillerle değil eğitim ve memuriyet sürelerinin toplanması ile kolayca ortaya çıktığı, bedelli askerlik yasasının deprem zararlarının bir kısmının karşılanmak için çıkarıldığı müracaatların beklenenin çok altında kaldığı, kanunla gerçekleştirilmek istenen kamusal faydanın sağlanamadığı, kapsamın uygulama yönergeleri ile daraltılmasında hiçbir kamusal fayda bulunmadığından işlemin amaç unsuru yönünden de sakat olduğu belirtilerek sebep ve amaç unsuru yönlerinden hukuka aykırı olan bedelli askerlikten yararlandırılmama işleminin iptaline karar verilmesi istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Nüfus kayıtlarında doğum tarihi 20 Mart 1973 olarak görülen davacının doğum tarihini Bozkır Asliye Hukuku Mahkemesinin 17 Şubat 2000 tarih ve 2000/11-15 Esas ve karar sayılı kararı ile 20 Mart 1971 olarak düzeltilmesini takiben 4459 Sayılı yasadan yararlanmak için yaptığı başvuru, davacının yaşını askerlik çağına girdikten sonra düzelttirdiği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle davanın açıldığı görülmüştür.
1111 Sayılı Askerlik Kanununa 02.11.1999 gün ve 4459 Sayılı Kanunun 1 nci maddesi ile eklenen Geçici 37 nci maddesi Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun henüz fiili askerlik hizmetine başlamamış, 01 Ocak 1973 tarihinden önce doğan ve 1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik Kanununa tabi yükümlüler, istekleri halinde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde askerlik şubelerine başvurmaları, 15.000. Alman Markı veya ödeme tarihindeki karşılığı konvertibl yabancı ülke parasını ya da Türkiye Cumhuriyeti Merkez bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk lirası parayı ödemeleri ve Genelkurmay Başkanlığınca belirlenecek birlik ve kurumlarda temel askerlik eğitimlerini yapmaları şartıyla askerlik hizmetlerini yerine getirmiş sayılırlar hükmünü amirdir.
1111 Sayılı Askerlik Kanununun 81 nci maddesinin birinci fıkrası Askerlik çağına girdikten sonra yaşlarını değiştirenlerin yaşlarında yapılan değişikliğin askerliklerine tesiri yoktur. Ancak son yoklama görmemiş olanlardan nüfus kütüğünde yazılı yaşları şahıslarına uygun görülmeyenlerin yaşlarını tashihini Nüfus Kanununa göre ait olduğu mahkemeden istemek üzere askerlik meclisleri veya askerlik daire ve şube reisleri veya mahallinin en büyük mülkiye memuru tarafından müddei umumiyeye müracaat olunur ve bilmuhakeme takdir olunacak yaşa göre askerlikleri yaptırılır hükmünü içermektedir.
Aynı Kanunun 17 nci maddesi; Her yıl askerlik çağına giren yükümlülerin nüfus kayıtlarına göre tespit edilen künyeleri askerlik şubelerince yükümlülerin kayıtlı oldukları yer askerlik şubeleri ile köy muhtarlıklarında 1 Nisandan 30 Nisana kadar askıya asılmak suretiyle ilan edilir. Bu ilan yükümlülere tebliğ mahiyetindedir.
O yıl askerlik çağına girdiği halde her ne sebeple olursa olsun köy ve mahalle muhtarlıklarında asılan listelerde ismi olmayan veya sehven yazılan vatandaşlar 15 Mayısa kadar nüfus idarelerine müracaat ederek gerekli düzeltmeyi yaptırmaya mecburdurlar hükmünü taşımaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının askerlik çağına girdikten ve yaklaşık yedi yıla yakın bir süre geçtikten sonra 17 Şubat 2000 tarihli mahkeme kararı ile nüfus kaydında 20 Mart 1973 olarak yazılı bulunan doğum tarihinin 20 Mart 1971 olarak düzeltildiği anlaşılmakta ise de; 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 81 nci maddesi uyarınca askerlik çağına girdikten sonra yapılan yaş tashihinin askerliğe etkisi bulunmadığından 1111 Sayılı Askerlik Kanunun Geçici 37 nci maddesinde öngörülen yaş şartını taşımayan davacı hakkında tesis edilen bedelli askerlikten yararlandırılmama işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı tashih edilmemiş yaşına göre 20 Mart 1973 doğumlu olup, 1111 Sayıl Kanunun 2 nci maddesi uyarınca 20 yaşına girdiği (20 Mart 1993) 1 Ocak 1993 tarihinde askerlik çağının başladığı yaş tashihi davasını yedi yıla yakın bir süre geçtikten sonra 10 Şubat 2000 tarihinde açtığı ve davanın 17 Şubat 2000 tarihinde sonuçlandığı, davacının bedelli askerlik kanunu çıkıncıya kadar geçen süre zarfında askerlik işlemlerinin yaş tashihinden önceki 20 Mart 1973 tarihli doğum tarihine göre yapıldığı dikkate alınarak davacı vekilinin iddialarına itibar olunmamıştır.
Ayrıca benzer konuda 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 105 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki Ancak, doğum tarihlerinde, iştirakçiler için 18 yaşın doldurulmasından sonra yapılan düzeltmeler nazara, alınmaz hükmünün Anayasaya aykırılık iddiasıyla iptalinin istendiği davada, Anayasa Mahkemesince 12.5.1998 gün ve 1997/4, 1998/15 esas ve karar sayılı kararıyla Anayasaya aykırı olmadığına karar verilmesi karşısında Kurulumuzca 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 81 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasaya aykırılığı hususu ciddi görülmemiştir. (Bu görüşe Başkan Hak. Kd.Alb.Dr. Sezai AYDINALP ve ÜYE Hak. Kd.Alb. Ertuğrul TAKA iştirak etmemişlerdir.)
Açıklanan nedenlerle;
1- 1-111 Sayılı Askerlik Kanununun 81 nci Maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasaya aykırılığının ciddi görülmediğinden iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına gerek olmadığına Başkan Hak. Kd. Alb. Dr.Sezai AYDINALP ve Üye Hak. Kd. Alb. Ertuğrul TAKA'nın karşı oyları üzerine OYÇOKLUĞU,
2- Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE
KARŞI OY GEREKÇEMİZ
1111 Sayılı Askerlik Kanununun 81 nci maddesi 1. Fıkrasındaki Askerlik çağına girdikten sonra yaşlarını değiştirenlerin yaşlarında yapılan değişikliğin askerliklerine tesiri yoktur... hükmünün Anayasanın 10 ve 138. Maddelerine aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına vardığımdan çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılamadım.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk Devleti Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında tanımlandığı gibi, insan haklarına saygı gösteren, bu hakları koruyucu adil bir hukuk düzeni kuran, bunu sürdürmeye kendisini yükümlü sayan, bütünüyle hukuka uyan devlet demektir. Hukuk devleti niteliğini kazanmanın vazgeçilmez koşullarından birisi mahkeme kararlarına uyulma zorunluluğu bir diğeri ise yasalar önünde herkesin eşitliğidir.
Askerlik Kanununun 81 nci maddesinin ı fıkrasındaki hüküm, mahkeme kararıyla yapılan yaş tashihlerinde idareye yargı kararlarının yerine getirilmesi konusunda seçilmiş bir hak tanımaktadır. Askerlik çağına girmeden yapılan yaş tashihlerine ilişkin yargı kararı kabul edilirken askerlik çağına girdikten sonra yapılan yaş tashihlerine ilişkin yargı kararları kabul edilmemekle olup bu durum Anayasanın 138 nci maddesindeki yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organ ve idarenin, mahkeme kararlarını hiç bir surette değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükmü ile bağdaşmadığı gibi hukuksal durumları aynı olan kişiler arasında haklı bir nedene, dayanılmadan ayırım yapılmasına yol açtığından eşitlik ilkesiyle de bağdaşmadığı ve hukuk devleti ilkesine aykırı düştüğü kanaatinde olduğumuzdan aksi yöndeki çoğunluğun görüşüne katılmadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy