(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 28.12.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 04.07.1998 günü Adana-Yüreğir İlçe Jandarma Komutanlığı enirinde görevli iken meydana gelen 5.1 şiddetindeki depremde uyku halinde olması, bir çok kişinin hayatını kaybettiği ve kısa süre önce yaşanan depremden etkilenmiş olması sebebiyle reaksiyon gösterip iradesi dışında koğuş penceresinden atlaması sonucu askerliğe elverişsiz olacak şekilde yaralandığını, maluliyet oranının %20 olduğunu, müvekkilinin lise mezunu olduğunu, terhisine bir hafta kala deprem sırasında yaralandığını, deprem anında müvekkilinin gösterdiği reaksiyonun normal olduğu ve müvekkiline yüklenecek bir kusurunun görülmediğini, olay nedeniyle müvekkilinin %20 oranında malul kaldığını, büyük ızdıraplar çektiğini, bir iş bulması, evlenmesi kısaca geleceğini önemli ölçüde olumsuz etkilediğini, müvekkilinin askerlik hizmetini ifa ile görevli olduğu, olaydan kısa süre önce bölgede çok sayıda insanın öldüğü ve yaralandığı, büyük bir depremin yaşandığını, müvekkil ve arkadaşlarına, bu psikolojiyi üzerlerinden atmadan ve artçı depremlerin olacağı bildirildiği halde koğuşta yatmalarının emredilmesi, koğuşlara hiç olmazsa deprem psikolojisi geçinceye kadar birer nöbetçi koyup paniğe kapılabilecek eratın güvenliğinin sağlanması gerekirken sağlanmaması idarenin hizmet kusurunu oluşturduğunu, kamu hizmeti görülmekte iken meydana gelen zararlarda idareye bir hizmet kusuru yüklenmese bile Anayasanın 125/son maddesi gereğince zararın sadece zarar gören üzerinde bırakılmayıp idarece tanzim yoluna gidildiğini, toplam 20.000.000.000.TL. maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini, olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Davacı J.Er .........'in Adana-Yüreğir İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken, 04.07.1998 tarihinde meydana gelen 5.1 şiddetindeki deprem esnasında paniğe kapılarak ikinci katta bulunan koğuş camından atlamak suretiyle her iki ayak topuğu ile sağ el bileğinden yaralandığı, yapılan tedavileri sonucunda GATA Haydarpaşa Eğitim Hast. Sağlık Kurulu'nun 24.03.1999 gün ve 1526 sayılı raporu ile : Her iki Kalkaneus parçalı kırık sekeli teşhisi konularak, B/66 F-8 Askerliğe elverişli değildir. Vücut fonksiyon kayıp oranı %10 (on) dur kararı verildiği, daha sonra Haydarpaşa Numune Hastanesinin 9.4.1999 gün ve 2865/B/551 sayılı raporu ile çalışma kayıp oranının %20 olduğunun saptandığı, Jandarma Tazminat Komisyonunca yaralanmanın 2330 Sayılı Kanun kapsamında bulunmadığından davacıya nakdi tazminatın ödenmediği, henüz daha T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce aylık bağlanmadığı anlaşılması,
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılması genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Yaralanma olayının, 04.07.1998 günü saat 05.15 civarlarında meydana gelen 5.1 şiddetindeki deprem sırasında davacının kendisini yatmakta olduğu Yüreğir İlçe J.K.lığına ait binanın ikinci katındaki koğuş penceresinden atması sonucu meydana geldiği, zararın tamamen davacının kendi eylemi sonucu meydana geldiği, deprem nedeniyle binanın yıkılmasından kaynaklanmadığı, bir hafta önce meydana gelen 6.3 şiddetindeki deprem sonrasında davacı ve arkadaşlarının devamlı olarak paniğe kapılmamaları için uyarıldığı, olayda hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun bulunmadığı, zararlı sonucun hizmetin içinden gelen etkenlerden kaynaklanmadığı, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunmadığı, zarar ile hizmet arasında uygun illiyet bağının kurulamadığı, bu nedenlerle idare hukuk ilkelerine ve Anayasanın 125 nci maddesine göre olaydan idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacının maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy