(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekilinin 24.05.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ..........'nın Hv. Er.Eğt.Tug. K. lığında askerlik hizmetini yaparken 05.08.1999 tarihinde aynı birlikte görevli Hv. Bnd. Er .......... ve Hv.Bnd.Er .......... tarafından dövüldüğü ve neticede çenesinin kırıldığı, büyük acı ve ızdırap çektiği olayın idarenin hizmet kusurundan meydana geldiğini tüm müvekkillerinin olay nedeniyle duydukları acı ve ızdıraba karşılık olarak toplam 2.500.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; 1 nci Tk.Hv.K.K. As. Sav. Lığınca düzenlenen 22.11.1999 gün ve E:1999/1882, K:1999/600 Sayılı iddianameye göre, davacı ..........'nın Kütahya Hv.Er Eğt. Tuğ. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 5.8.1999 tarihinde saat 17.15 sıralarında aynı birlikte görevli .......... ile şakalaşmaya başladıkları şakanın kavgaya dönüşmesi sonucunda, ayırmak isteyen diğer bir erin bıçakla yaralandığı, ..........'in ..........'ya vurmaya devam ettiği, ..........'nın koğuştan ayrılarak nöbete gittiği, nöbetten sonra diğer iki erin ..........'ya dışarı çağırmaları üzerine üç erin kavga ederek müessir fiilde bulundukları anlaşılmış olup, yargılamanın 1 nci Tk.Hv. K.K. Askeri Mahkemesinde devam ettiği tespit edilmiştir.
İdare Hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Bu şartlardan birinin yokluğu idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır. Bu nedenle ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem ve işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illiyetini teşkil etmiyorsa, arada illiyet bağı mevcut değilse idarenin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır.
Dava konusu olayda davacının arkadaşları ile tamamen kişisel nedenlerle kavga ettiği, bu kavga sonucunda zarara uğradığı, olay nedeniyle yapılan yargılamanın devam ettiği, olayın bu haliyle idarenin herhangi bir eylemi nedeniyle meydana geldiğini kabul etmeye imkan bulunmamaktadır.
Diğer taraftan dava konusu yaralanma olayında hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil ve hizmet varlığından söz edilemez. Zira zararlı sonuç idarenin herhangi bir eyleminden kaynaklanmayıp doğrudan doğruya davacının kişisel nedenlerle arkadaşlarıyla kavgasından meydana gelmiştir. Zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmet arasında illiyet bağı mevcut olmadığından davacının kişisel kusurundan doğan olayda kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesinin uygulanmasını gerektiren bir durumda bulunmamaktadır.
Bu bakımdan idare hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre yaralanma olayında idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Olayda çenesi kırılarak yaralanan ..........'nın yanı sıra annesi, babası ve kardeşi de manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de; Borçlar Kanununun 47 nci maddesi Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara duçar olan kimseye, yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar nasıyla adalete muvafık tazminat verilmesine karar verilebilir. hükmüne amirdir. Buradan anlaşılacağı gibi, ölüm meydana gelmeyip sadece cismani zarar söz konusu olduğuna göre, zarara uğrayan kişinin yakınları Manevi tazminat talebinde bulunamayacağından davacıların bu konudaki istemlerinin yasal dayanağı bulunmadığından reddinin gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun Davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy