(466 S. K. m. 2) (2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20)
Davacı vekili 31 Ocak 2000 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin askerlik hizmetini ifa ederken rahatsızlığı nedeniyle sevk edildiği Askeri hastanece hava değişimine gönderildiğini, hava değişimi sonrasında sevk edildiği hastanece taburcu edildiğini, hava değişimi sonrasında 23 Kasım 1998 tarihinde birlik komutanlığınca hakkında terhis işlemi yapılarak dosyasının askerlik şubesine gönderildiğini, şubenin yaptığı incelemede noksan askerliği olduğunu tespit etmesi nedeniyle müvekkilinin eksik askerlik hizmetini tamamlamak süzere birliğine şevki gerekirken şube başkanının kasıtlı olarak hava değişimi tecavüzü suçunu işlediğinden bahisle emniyet müdürlüğüne yazdığı yazı nedeniyle yakalanan müvekkilinin sevk edildiği mahkemece tutuklandığını, tutuklamaya vaki itirazları üzerine serbest bırakıldığını, davanın halen devam ettiğini, davalı idare ajanının suçlu göstermesi nedeniyle 2.9.1999-25.9.1999 tarihleri arasında tutuklu kalan müvekkilinin manen zarara uğradığını belirterek 1.000.000.000.TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı idare savunmasında görev yönünden itirazda bulunduğundan davanın esasına girilmeden önce bu husus incelenmiştir. Zira görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, davanın her aşamasında dikkate alınması zorunludur.
1982 Anayasasının 157 nci maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve Askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu hükme bağlanmış, aynı hükme 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinin ilk fıkrasında da yer verilmiş, maddenin ikinci fıkrasında ise Kanunun uygulanması bakımından asker kişilerin kimler olduğu sayılmış, bunların Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan ya da hizmetten ayrılmış olan subay, Askeri memur, astsubay, Askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar olduğu belirtilmiştir.
Davacının 1602 Sayılı Kanun açısından asker kişi olduğunda şüphe bulunmamaktadır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi koşulu yanında ve aynı zamanda o işlemin askerlik hizmetine ilişkin bulunması koşulunun da gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
İdari işlemin Askeri hizmeti ilişkin olmasından ne anlaşılması gerektiği hususunda yasal düzenlemelerde bir açıklık bulunmamaktadır. Öğretide ve mahkeme içtihatlarında bir işlemin Askeri hizmete ilişkin olup olmadığını saptamak için işlemin özelliğine, niteliğine bakılmaktadır. Şayet işlem askerlik hizmetinin gerekleri ve özellikleri esas alınarak tesis edilmiş ise yahut işlemin Askeri açıdan değerlendirilecek ağırlıklı bir yönü varsa bu işlemin Askeri hizmete ilişkin bulunduğu söylenebilir.
Dava dosyasında mevcut belge ve belgeler incelendiğinde; davacının 23 Mayıs 1997 tarihinde askere sevk edildiği, askerlik hizmeti sırasında rahatsızlandığı, gönderildiği GATA Çamlıca Göğüs Hastalıkları Hastanesinin 27 Ağustos 1998 gün ve 1930 sayılı raporu ile sonunda muayene kaydı ile 3 ay hava değişimine gönderildiği, bu hava değişimi sonrasında muayenesi yapılan davacının Eskişehir Hava Hastanesinin 25 Kasım 1998 gün ve 5829 sayılı raporu ile kıt'asına taburcu edildiği, kıt'asından hava değişimi sonrasında terhis edileceğinin bildirilmesi nedeniyle şubece kıt'asına sevk edilmediği, şahsi dosyasında yapılan inceleme sonucunda davacının 15 günlük disiplin cezası ve iki ayrı firar suçunda geçen 39 günlük sürenin askerlik hizmeti hesabında dikkate alınmadığının tespit edilmesi üzerine kıt'asına 16.2.1999 tarihli yazı ile şevkinin yapıldığı, davacının kıt'asına katılmadığı, 28.8.1999 tarihinde yakalanması üzerine adamlı olarak sevk edildiği birliğinde 2.9.1999 tarihine kadar nezarette kaldığı, sevk edildiği 2 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 2.9.1999 gün ve E.1999/Müt.1342, K..1999/594 sayılı kararı ile tutuklandığı, yapılan itiraz üzerine 5 nci kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 23/9.1999 gün ve E.1999/A-12 K.1999/531 sayılı kararı ile tahliye edildiği, işlediği firar suçlarından dolayı yargılamasının 2.Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesinin 1999/1285 Esas sayılı dava dosyası üzerinden devam ettiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu edilen haksız tutuklanma olayının idari bir işlem veya eylemle alakasının olmadığı gibi Askeri hizmete ilişkinlik vasfının da bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle davanın çözümü Mahkememizin görevi dışında kalmaktadır.
Diğer taraftan Anayasa ve diğer kanunlarda gösterilen hal ve şartlar dışında yakalanan, tutuklanan, tutukluluklarının devamına karar verilenler ile mahkum olup da tutuklu kaldığı süre hükümlülük süresinden fazla olan kimselerin uğrayacakları her türlü zararların ne şekilde tazmin edileceği 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında kanun hükümleri ile düzenlenmiştir.
Adı geçen kanunun 2 nci maddesinde l nci maddede yazılı sebeplerle zarara uğrayanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazmini isteyebilirler hükmü yer almaktadır.
Anılan yasa hükümleri uyarınca dava konusu uyuşmazlığın Adli Yargı Yerinde çözümlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla;
1- Davanın görev yönünden REDDİNE,
2- 1602 Sayılı Kanun uyarınca yargılama giderlerinin davacıya YÜKLETİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy