(1602 S. K. m. 45, 43)
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 43 ncü maddesinde İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan Önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden itibaren altmış gün içinde, cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler denilmektedir. Buna göre ilgilinin dava açmadan önce idareye başvurması, idarece bu konuda bir ön karar tesisi ön kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren altmış gün içinde davanın açılması, şayet altmış gün içinde cevap verilmemişse bu sürenin bittiği tarihten başlayarak ikinci altmış gün içinde davanın açılmış bulunması mecburi dava şartlarındandır.
Sözü edilen şart yerine getirilmeden açılan tam yargı davaları ile idari veya yargı mercii tecavüzü hallerinde dilekçenin görevli mercie tevdi edileceği aynı Kanunun 45 nci maddesinin (c) bendinde açıkça belirtilmiştir.
Davacı vekili tarafından ve 2 Haziran 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ve ekleri incelenerek Mahkememizin 28 Haziran 2000 tarih ve 2000/461 esas sayılı ara kararı ile davalı idareye maddi ve manevi tazminat istemi ile başvurulup başvurulmadığının Mahkememize bildirilmesi istenmiş, davacı vekilinin 12 Temmuz 2000 tarihli cevap dilekçesinde dava açılmadan önce davalı idare İçişleri Bakanlığına veya Milli Savunma bakanlığına maddi ve manevi tazminat istemi ile müracaatta bulunmadan 2 Haziran 2000 tarihinden doğrudan doğruya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Ara kararı cevabına göre bir karar verilmeden dava dilekçesinin davalı idare İçişleri Bakanlığına tebliği üzerine İçişleri Bakanlığı savunmasında dava dilekçesinin görevli mercie tevdiine karar verilmesi gerekeceğini, keza Başsavcılık düşüncesinde de dava dilekçesinin görevli mercie tevdiine karar verilmesi gerekeceğini belirtmişlerdir.
Bu gibi hallerde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1980/1-13 sayılı İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı ve 1602 Sayılı Kanunun 45/C maddesi hükmü uyarınca dilekçenin görevli mercie tevdii gerekmektedir.
1602 Sayılı Kanunun 45 nci maddesindeki, dilekçenin görevli mercie tevdii halinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine başvurma tarihinin merciine başvurma tarihi olarak kabul edileceği hükmü uyarınca davacı ile davacı vekilinin yeniden yetkili merci olan İçişleri Bakanlığına başvurmalarına lüzum olmadığını, keza bu kararımızın İçişleri Bakanlığına tebliği tarihini takiben 1602 Sayılı Kanunun 43 ncü maddesinde öngörülen sürelere uyulmak suretiyle (bu kararın davalı idareye tebliğ tarihini müteakip altmış gün beklenilecek, yanıt verilirse bu yanıtın tebliğinden itibaren altmış gün içinde, şayet davalı idarece altmış gün içinde yahut verilmeyecek olursa altmış günün bitimini müteakip altmış gün içinde yeniden Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabileceği) davacı vekilinin Mahkememizde yeni bir dava açmasının mümkün bulunduğunun davacı vekiline bildirilmesinde yarar görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle 2 Haziran 2000 tarihinde kayda geçen maddi ve manevi tazminat istemiyle ilgili dilekçe ve eklerinin görevli merci olan içişleri bakanlığına TEVDİİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy