(2247 S. K. m. 19) (2709 S. K. m. 125) (1086 S. K. m. 87) (1602 S. K. m. 46)
Davacılar vekillerinin, 25.10.1999 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesi, AYİM Daireler Kurulunun 06 Ocak 2000 tarih ve Gensek No:1999/1881, Esas No:1999/122, Karar No:2000/12 sayılı kararı ile reddedilmiş, 04.02.2000 tarihinde İstanbul 3 ncü İdare Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip 11.02.2000 tarihinde AYİM kaydına geçen yenileme dilekçesi üzerine AYİM İkinci Dairesinin 29.03.2000 tarih ve Gensek No:2000/199, Esas No:2000/152 sayılı kararı ile dilekçenin görevli merci olan İçişleri Bakanlığına tevdiine karar verilmesi üzerine 01.06.2000 tarihinde İstanbul İkinci İdare Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip 08.06.2000 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların eşi, babası olan J.Er
..nin Elazığ-Karakoçan İlçesi Özlüce Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde askerlik görevini yaparken 21.11.1998 günü saat:17.00 den 05.00e kadar Tazıtaşı tepede pusu görevini ifa ettikten sonra görev yaptığı tim ile birlikte Karakola araçta döndüğünü ve yaya olarak karakol binasına girmek üzere iken kalp krizi geçirip öldüğünü, müteveffanın komando er olarak askere alındığını, gerek askere alınma esnasında gerek komando er olarak geçirildiği sırada yapılan sağlık kontrollerinde ciddi tetkikten geçirilmiş olsa idi yönlendirilmesinin gerektiği kaldıramayacağı şekilde ağır görev ifa ettirildiği, bu nedenle idarenin kusurlu olduğu belirtilerek davacı eş için 10 milyar TL. manevi, 20 milyar TL. maddi ve davacı çocuk için 5 milyar TL. manevi, 10 milyar TL. maddi tazminatın olay tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir ve adli yardım isteminde bulunmuşlardır. Davacıların adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin 28.06.2000 tarih ve Gensek No:2000/939, Esas No:200/494 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Yapılan yargılama sırasında AYİM İkinci Dairesinin 27 Mart 2002 tarih ve Gensek No:2000/939, Esas No:2000/494, Karar No:2002/315 sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine oy çokluğu ile karar verilmiş, Ankara 1 nci İdare Mahkemesinde açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak 2247 Yasanın 19 ncu maddesine göre görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 17.11.2003 tarih ve Esas No:2003/101, Karar No:2003/94 sayılı kararıyla davanın çözümünde askeri idari yargının görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 1 nci İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile AYİM İkinci Dairesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına kesin olarak oybirliği ile karar verilmekle davacılarla ilgili yargılamaya kalındığı yerden devam edilmek üzere esasın incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıların eşi ve babası olan J.Er
nin, 22.08.1997 tarihinde askere sevkedildigi, Elazığ-Karakoçan İlçe Jandarma Özlüce Jandarma Koruma Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 21.11.1998 tarihinde Özlüce Baraj İnşaat alanı çevresinde Tazıtaşı tepe bölgesinde 17.00-05.00 saatleri arasında Uzm.J.Çvş.
komutasında pusu görevi ile görevlendirildiği, pusu görevi ile görevlendirilen beş J.Eri ile birlikte pusu görevine gittiği, pusuda görevli personelin 22.11.1998 günü saat:05.00 sıralarında vukuatsız olarak pusu görevini tamamladıkları, Özlüce Baraj inşaatında çalışmakta olan ..... Anonim Şirketine ait Kamyonun Tazıtaşı Bölgesine saat:06.00 sıralarında gelerek pusuda görevli personeli alarak Özlüce Karakoluna yaklaşık 100 metre mesafede indirdiği, tek sıra halinde Özlüce Jandarma Karakoluna doğru yürüdükleri, J.Er
nin MG-3 görevlisi olarak görev yapması nedeniyle en arkadan gelmekte olduğu, pusudan dönen diğer arkadaşlarının doldur-boşalt mahalline gelmesinden yaklaşık 15 dakika geçmesine rağmen J.Er
.nin pusu mahalline gelmemesi üzerine kendisini aradıkları karakola yaklaşık 50 metre mesafede yerde yatarken buldukları, silahının yanında olduğu ve öldüğünün anlaşıldığı, ölüm olayı ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonucunda; otopsi tutanağında yara, bere, darp cebir ve ateşli silah izi bulunmadığının tespit edilmesi, kanda, idrarda ve organ numunelerinde uyutucu, uyuşturucu, alkol bulunmadığının laboratuar incelemesi ile belirlenmesi otopsi tutanağında kişinin ölümünün doğuştan meydana gelen aort duvarındaki anomali nedeni ile aort rüptürüne bağlı olarak gelişen dolaşım yetmezliği olduğunun tespit edilmesi nedeniyle J.Er
..nin olay günü görev dönüşünde karakola yürüyerek geldiği esnada rahatsızlanarak yere düştüğü ve aorttaki anomaliye bağlı olarak aort yırtılması neticesinde vefat ettiği sonucuna varıldığı, olayda herhangi bir kimseye atfı kabil kusur bulunmadığı belirtilerek Elazığ 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 11.10.1999 tarih ve 199/44-117 Esas ve Karar sayılı kararıyla ölüm olayı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlarından dogması gerekmektedir.
Davacıların eşi ve babası olan J.Er
..nin ölüm olayının, müteveffanın doğuştan meydana gelen aort duvarındaki anormali nedeni ile aort rüptürüne bağlı olarak gelişen dolaşım yetmezliğinden kaynaklandığı, ölüm olayında idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun bulunmadığı, ancak ölüm olayının bir kamu görevi olan askerlik hizmetinin ifası sırasında, pusu görevinden dönüşte karakola yürüyerek giderken hizmetin ifası sırasında meydana geldiği dikkate alınarak hizmetle ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu değerlendirilerek davacıların zararlarının, davacılar üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yansıtılmasının hakkaniyete uygun olacağı düşünülerek meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca ve müteveffanın bünyesel rahatsızlığının müterafik kusur olarak kabulü ile davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan er ve erbaşların yaralanıp sakat kalması halinde kendilerine, ölümleri halinde yakınlarına T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olay nedeniyle bağlanan vazife malullüğü aylığı ve ödenen tütün ikramiyesi yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşülmekte ayrıca 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminat ve bağlanan emekli aylıkları maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğundan, bu kapsamda yapılan ödemeler de maddi ve manevi zararlardan düşülerek yarar olarak kabul edildiğinden bu hususlar araştırılmıştır.
Davacılara T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce vazife maluliyetinden dolayı aylık bağlanmaması üzerine bu işlemin iptali için açtıkları dava, AYİM Birinci Dairesinin 19 Eylül 2000 tarih ve Gensek No:2000/183, Esas No:2000/237, karar No:2000/808 sayılı kararıyla bünyesel rahatsızlık sonucu vefat ettiği tıbben saptanan J.Er
..yi vazife malulü saymaya ve davacılara dul ve yetim aylığı bağlanabilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı belirtilerek reddedilmiştir. Davacılara, İçişleri Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 17.02.2000 tarih ve 2000/45 sayılı kararı gereğince, nakdi tazminat ödendiği anlaşılmıştır.
Davacıların maddi zararlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 03.05.2004 tarihli bilirkişi raporunda; davacı eş
..nin maddi tazminat hak edişinin nakdi tazminatın mahsubundan sonra 41.466.699.820 TL. olduğu, davacı çocuk
nin 3.283.285.000 TL. maddi zararına karşılık 25.626.914.000 TL. nakdi tazminat yararı sağladığı bu nedenle maddi tazminat hak edişinin mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacıların vekilleri tarafından; davacıların destek zararının eksik hesaplandığı, bilirkişinin müteveffanın daima asgari ücretle çalışacağını farz ederek hesaplama yaptığını, bir isçinin askerlik dönemine kadar asgari ücretle çalışacağı daha sonra asgari ücretin brütünü net kazanacağı, 25 yaşında kalifiye işçi olacağını asgari ücretinin 1,3 katı gelir elde edeceği, 30 yaşında kalfa olup asgari ücretinin1,6 katı, 35 yaşında ise usta olup asgari ücretinin brüt tutarının 2 misli gelir elde edeceği kabul ve farz edilerek uygulamada hesaplama yapıldığı, davacı eş
..nin çocuğu nedeniyle evlenmediğini ve evlenmeyi düşünmediği bu nedenle %30 oranında evlenme indirimi yapılmasının uygun olmadığı, asgari ücretinin 01.07.2004 tarihinde değişeceği belirtilerek ek rapor alınması yönünde itirazda bulunulmuştur.
Bilirkişi tarafından düzenlenen raporun, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekillerinin itirazları yerinde görülmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak uygulama yapılmıştır.
Davacıların yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olayın meydana gelişi, şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü ve müterafik kusuru, davacıların sosyal durumu, paranın alım gücü ile işletilecek yasal faiz dikkate alınarak kendilerine uygun miktarda tazminat verilmesi kabul edilmiştir, ancak davacılara 2330 sayılı Kanun gereğince ödenen nakdi tazminat maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak ödendiğinden, davacı çocuk
.nin sağladığı nakdi tazminat yararının maddi zararını karşıladığı gibi geriye kalan miktarın manevi zararlar karşılığı kaldığı, bu miktarın Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğu anlaşılmakla bu davacı yönünden manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili, 14.06.2004 tarihinde İstanbul Üçüncü İdare Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilen dilekçesi ile davacı
.. hakkındaki maddi tazminat miktarının bilirkişi raporunda çıkan miktar doğrultusunda ıslahını talep etmiştir. Islahın konusu, tarafların yapmış olduğu usul işlemlerinin düzeltilmesidir. Resmi Gazetenin 04 Kasım 2000 tarihli nüshasında yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı incelendiğinde, söz konusu H.U.M.K.nun 87 nci maddesindeki kuralın, davacıları ikinci kez dava açmaya zorlaması nedeniyle hak arama özgürlüğünü kısıtladığından bahisle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Adli yargıda zamanaşımı süreleri dikkate alındığında bu süreler içerisinde dava devam ederken bilirkişi raporları sonrasında ortaya çıkan tazminat farkının ikinci bir ek dava ile istenebileceği açıktır. Oysa ki 1602 sayılı Kanun gereğince Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan davalarda bir yıllık ve idari başvurudan sonra altmışar günlük dava açma süresi işlemektedir. Bu süreler geçirildikten sonra müddeabihin miktarının değiştirilmeyeceği 1602 sayılı AYİM Kanununun 46/4 ncü maddesinin ıslah talebinin yasal süreler geçirildikten sonra yapıldığı, ilk dava dilekçesinde fazlaya ait istemin saklı tutulmasının da durumda bir değişiklik yaratmayacağı sonuç ve kanaatine varılarak ıslah talebi kabul edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı
..ya, bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak 10.000.000.000 TL. (ONMİLYAR TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2. Davacı
ya, takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak 1.500.000.000 TL. (BİRMİLYARBEŞYÜZMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Davacı
.nin bilirkişi raporu uyarınca, müteveffanın müterafik kusuru ve ödenen nakdi tazminat miktarı dikkate alınarak MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT istemlerinin REDDİNE,
4. Hükmedilen maddi tazminat miktarına, müteveffanın yeniden gelir elde edebileceği farzedilen 22.04.1999 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık %50 (YÜZDEELLİ), 01.01.2000 tarihinden 30.06.2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01.07.2002 tarihinden 31.03.2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01.04.2003 tarihinden 31.12.2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01.01.2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5. Hükmedilen manevi tazminat miktarına, olay tarihi olan 22.11.1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar yıllık %50 (YÜZDEELLİ), 01.01.2000 tarihinden 30.06.2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01.07.2002 tarihinden 31.03.2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01.04.2003 tarihinden 31.12.2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01.01.2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy