(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 07.07.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müteveffanın askerlik hizmetine başladığı anda tam sağlıklı bir Türk genci olduğu bunun askeri hekimlerin yoklamada verdiği raporlarla sabit olduğu, hizmet ifa ederken bunalıma giren davacıyı davalı idarenin tedavi ettirmemek suretiyle ölümüne sebebiyet verdiği, ölüme sebep olan MP-5 Makineli tabancanın idarenin talimatlarına göre ortada bulunmaması gerektiği, bunu ilgilisinin görev gereği kullanana vermesi gerektiği, yapılması gerekenin yapılmadığından ölüm olayının meydana gelişinde esaslı ihmallerin mevcut olduğu, müvekkile Mehmetçik Vakfından yasal ödemenin yapıldığı, Emekli Sandığından yasa gereği maaş bağlanamayacağının öğrenildiği, idarenin ihmali neticesinde vefat eden ..........'in ölümü dolayısıyla müvekkilinin babası ..........'in derin elem ve teessür içine düştüğü, en büyük desteğini kaybettiği, bu nedenle 5 milyar TL. manevi ve 1 Milyar TL.maddi tazminat istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarenin davanın süre yönünden reddine ilişkin itirazı kapsamında yapılan incelemede; Davacının dilekçe ile idareye başvurusunu İçişleri Bakanlığına yapması gerekirken Milli Savunma Bakanlığına yaptığı tarih olan 08.02.2000 tarihi davacının idareye başvurduğu tarih kabul edildiğinden davada bir süre aşımının söz konusu olmadığına karar verilmiştir.
Davacının oğlu J.Er ..........'in ölümü nedeniyle 15 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan adli soruşturma sonunda ölüm olayında kimseye atfı mümkün bir kusur bulunmadığı belirtilerek mezkur Askeri Savcılığın 24 Eylül 1999 gün ve Esas No: 1999/482 ve Karar No: 1999/919 Sayılı kararı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilmiş, müteveffanın girmiş olduğu bunalım sebebiyle intihar etmek amacıyla kendisini vurup yaraladığı, kendisini hiç kimsenin intihara ikna, yardım ve teşvikte bulunmadığı, ölümünden kendisinden başka hiç kimsenin sorumlu olmadığı sonucuna ulaşılmış bulunmaktadır.
Yukarıda geçen Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararında; Özellikle nörolojik bazı sorunları olduğu için birlik komutanlığı tarafından hal ve hareketleri takip edilmekte olan ve bu sebeple kendisinden silahı geri alınıp nöbet hizmetlerinden de muaf tutulan J. Er .......... ...'in olay günü olan 17 Şubat 1999 tarihinde saat 10.30 sıralarında girmiş olduğu psikolojik bunalım neticesinde bölük binasındaki trafik tim komutanlığı odasına girerek, kilitli olmayan dolapta bulunan Uzm. J. Çvş ..........'a görev sebebiyle verilen C220661 seri numaralı MP-5 Makineli tabancayı, adı geçenin disiplinsiz bir şekilde bu silahı kilit altında tutmadan emniyetsiz bir şekilde bırakıp gitmesinden yararlanarak, bulunduğu dolaptan alıp, atışa hazır hale getirerek kendi karın boşluğuna bir el ateş ettiği, durumun fark edilmesi üzerine mümkün olan en kısa süre içerisinde Sakarya Devlet Hastanesine sevk edilerek hayati tehlikesi olduğu için acilen tedavi altına alındığı, daha sonra tedavisine devam edildiği İstanbul Haydarpaşa GATA Eğitim Hastanesinde 25 Şubat 1999 günü vefat ettiği, sanık J. Er ..........'in olaydan hemen sonra Henüz Ölmeden Önce Vermiş Olduğu İfadesinde; Ölen Nişanlısını Unutamadığı İçin Bunalıma Girip Kendisini Vurduğunu beyan etmiş olup, olayla ilgili olarak ifadelerine baş vurulan bütün tanıkların adı geçen erin psikolojik sorunları olduğu için takip edilmekte olduğunu beyan ettikleri, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı omur kırığı ile müterafik iç organ büyük damar delinmesinden gelişen iş kanama ve bu nedenle gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu kanaati, dosyada bulunan İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 23 Temmuz 1999 tarih ve 487/9044/210/01.06.1999 Sayılı raporu ile bildirildiği, açıklanan sebeplerle 17 Şubat 1999 tarihinde J.Er ..........'in eline geçirdiği silahla kendisini vurup hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandıktan sonra ölmesi olayı ile ilgili olarak, dosyada bulunan bütün delillerin değerlendirilmesi neticesinde müteveffanın girmiş olduğu bunalım sebebiyle intihar etmek amacıyla kendisini vurup yaralandığı, kendisini hiç kimsenin intihara ikna, yardım ve teşvikte bulunmadığı, ölümünden kendisinden başka bir kimsenin sorumlu olmadığı sonucuna ulaşıldığından, belirtilen olay hakkında başkaca bir sorumlunun bulunmaması sebebiyle, 353 Sayılı Yasanın 105 ve 107 nci maddeleri gereğince, itiraz yolu açık olmak üzere, Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği açıklanmıştır.
İdare hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, İdarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Dava konusu olayda; davacının oğlu J. Er ..........'in, Sapanca ilçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken nörolojik bazı sorunlarının bulunduğu, bu nedenle hal ve hareketlerinin birlik komutanlığınca takip edildiği, bu sebeple kendisinden silahının geri alındığı ve nöbet hizmetlerinden muaf tutulduğu, olay günü Uzm. J. Çvş .......... ....'a görevi sebebiyle verilen C2206661 seri numaralı MP 5 makineli tabancayı bulunduğu dolaptan alarak karın boşluğundan kendisini vurmak suretiyle intihar ettiği, olaydan hemen sonra henüz ölmeden önce verdiği, ifadesinde, ölen nişanlısını unutamadığı için bunalıma girip kendisini vurduğunu beyan ettiği dosyada bulunan belgelerden anlaşılmaktadır.
Ölüm olayının davacı yakınının bilerek kendisini vurması şeklinde meydana geldiği, bu nedenle sebep - sonuç bağlantısı, başka bir ifade ile nedensellik bağı ortadan kalktığından, zararlı sonucu doğuran eylem idari olma özelliğini kaybetmektedir.
Bu oluşa göre zarar doğuran olay idareye bağlanamayacağı gibi, idarenin de zararın faili ve sorumlusu tutulması hukuken mümkün görülmemiştir.
Diğer yandan tamamen davacıların yakını müteveffanın kişisel kusurundan doğan olayda idarenin kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesinin uygulanmasını gerektirir bir durumunda bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle idarenin hizmet kusuru bulunduğuna dair davacılar vekilinin iddialarına katılmaya imkan görülmemiştir.
Bu itibarla hukuki dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy