(2709 S. K. m. 120)
Davacılar vekilinin 3 Nisan 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği cevap layihasında; davacıların kardeşi olan J.Er ..........'ın Tunceli İl J.K.lığı İl J.Mrk.Bl.K.lığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 29.4.1999 tarihinde içinde bulunduğu askeri aracın teröristlerce yola döşenen mayına temas etmesi sonucu şehit olduğu, bu olay nedeniyle davacı kardeşlere hiçbir yardım yapılmadığı, idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu olduğu belirtilerek davacı kardeşlere ayrı ayrı 300.000.000.er TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin tetkikinden; müteveffa J.Ulş.Er ..........'in Tunceli Mekanize Jandarma Komando Bl.K.lığı emrinde görev yapmakta iken 29.4.1999 günü Merkez Sütlüce J.Krk.K.lığı bölgesinde icra edilecek operasyona birlikleri idaresindeki 762483 plakalı Zırhlı Londrover aracının şoförü olarak götürdüğü esnada, aracın sütlüce Örenönü mevkiinde teröristlerce yola döşenen mayına temas ederek mayının patlaması sonucu ağır yaralandığı ve kaldırıldığı Elazığ Askeri Hastanesinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
Müteveffa J.Ulş.Er ............'in bir kamu hizmetini yerine getirdiği sırada vefat ettiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eyleminden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Bilindiği gibi son yıllarda Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da yoğunlaşan terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilen edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve Askeri kişi şehit olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesinde İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür şeklindeki hüküm, son yıllarda gerek Mahkememiz gerekse diğer yargı organları tarafından geniş yorumlanmakta, idarenin Anayasa ve Yasalardan aldığı yetkilerle ve kamusal yöntemlerle yaptığı hizmetlerden., bu hizmetlerin kurulması ve işletilmesinden doğan bireysel nitelikli zararlarla idare ajanlarının verdiği zararlar, hatta üçüncü kişilerin bu hizmetle ilgili eylemlerinin doğurduğu zararların idarece giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu suretle idarenin sorumluluğu kusurlu davranış nedenini aşarak kusursuz sorumluluk hallerini de kapsayan bir genişlik kazanırken diğer yandan zarar verici eylemi yapanla idare arasında bir ilişkinin bulunmadığı bazı hallerde dahi idarenin sorumlu tutulması kabul edilmektedir. Böylece öğretide ve yargı kararlarında idarenin eylemlerinden dolayı sorumluluğu, mücbir sebep ve idarece alınacak tedbirlerle giderilmesi mümkün olmayan haller dışında kabul edilmektedir.
Devletin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali Sayılmadığı ve dolayısıyla mücbir sebep olarak nitelendirilmediğinden, bu faaliyetler sırasında teröristlerin eylemlerinden zarara uğrayanların bu zararı, tüm ülkede değil ülkenin bir kısmında terör örgütleri tarafından yaratılan bir zarar olduğundan, savaş halinde olduğu gibi tüm toplumun katlanmak durumunda olduğu bir kamu külfeti olarak değerlendirilmemiş, özel ve olağandışı nitelik taşıyan kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece tazmini gereken bir zarar olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle davacıların zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı kardeşlere olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Takdiren davacı kardeşler ............, ..........., ........ ve .........'ya ayrı ayrı 270.000.000.ar TL. (ikiyüzyetmişermilyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 29 Nisan 1999 tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesine, faiz oranının 1 ocak 2000 tarihine kadar %50 (yüzde elli), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüzde altmış) olarak UYGULANMASINA,
3- Davacılar tarafından peşin yatırılan 17.000.000.TL. (onyedimilyon TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
4- Davalı idare harçtan muaf olduğundan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 8.250.000.TL. (sekizmilyonikiyüzellibin TL.) posta pulu masrafının davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
6- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 73.580.000.TL. (yetmişüçmilyonbeşyüzseksenbin TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy