(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 15.09.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle;müvekkillerinin yakını Astsb .........'nün Kosova/Dragos T.T.G/K.K.lığı emrinde patlayıcı maddeleri zararsız hale getirme (E.O.D) timinde görevli olduğu esnada 22.09.1999 tarihinde, bölge halkı tarafından bulunan bombacık ve anti tank mayınlarının gerekli tedbirlerin alınarak imha edilmesi maksadıyla hazırlık yapıldığı esnada meydana gelen patlama sonucu görevi başında şehit olduğunu, eşi ve iki çocuğunun destekten yoksun kaldıklarını, ömür boyu acı ve ızdırap çekeceklerini, idarenin kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesinde tazminle yükümlü olduğunu, toplam 55.000.000.000.TL. maddi ve manevi tazminata olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini dava ve talep ettikleri anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıların yakını Hv.Slh.Müht.Kad.Bçvş ............'nün Hava Sınıf Okulları ve Teknik Eğitim Merkez Komutanlığı emrinde görevli iken, görevlendirildiği 28 nci Mekanize Piyade Tugayı Kosova Türk Tabur Görev/Kuvvet Komutanlığı patlayıcı madde imha timi emrinde görev yaparken, 22.9.1999 tarihinde, (E.O.D) patlayıcı madde imha timi çadırında mühimmat imha hazırlığı görevi esnasında, mühimmatın patlaması sonucu hayatını kaybettiği, olay hakkında yapılan adli soruşturma sonucunda KKK.Askeri Savcılığının 21.1.2000 gün ve E.2000/79, K:2000/l sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, olayda müteveffanın kusurunun bulunmadığı, davacılara 2330 sayılı Kanun uyarınca nakdi tazminat ödendiği, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce 15.10.1999 tarihinden itibaren dul ve yetim aylığı bağlandığı, tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Ölüm olayının meydana gelmesinde idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez, zarar davacıların yakınının hizmet esnasında bir görevin icrası sırasında kendisinin ve bir başkasının ihmal ve kusuru bulunmaksızın çevre kaynaklı bir ortamdan etkilenen bombanın infilakı sonucu meydana geldiği, eylemle zarar arasında illiyet bağının kesilmediği, zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden, davacıların zararlarının idarece kusursuz sorumluluk esaslarına göre karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı eş ve çocuklarının maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim edilip Mahkememize sunulan 07.09.2001 tarihli bilirkişi raporunda davacı eş ile birinci çocuk ............'nün maddi zararlarının nakdi tazminat dışında sağlanan maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı, ikinci çocuk ............'nün bakiye maddi zararının sağlanan nakdi tazminat yararının bir kısmı ile karşılandığı davacıların maddi tazminat hak edişlerinin mevcut olmadığı belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna süresi içerisinde taraflarca itiraz olunmamış olup ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre tatbikat yapılmıştır.
Davacıların ölüm olayı nedeniyle duydukları ve ileride duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek üzere uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş; ancak ödenen nakdi tazminat maddi ve manevi zararların karşılığı olarak ödenmekte olduğundan davacı eş ve birinci çocuğun maddi zararlarının nakdi tazminat dışındaki yararlarla karşılandığı, nakdi tazminatın manevi zarar karşılığı ödendiği, 2 nci çocuğun maddi zararı nakdi tazminatın bir kısmı ile ödendiği bakiye nakdi tazminatın manevi zarar karşılığı ödendiği, manevi tazminat karşılığı ödenen nakdi tazminat miktarlarının emsal davalarda ödenen manevi tazminat miktarlarının üzerinde bulunduğundan davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ödenen nakdi tazminat miktarı nazara alınarak davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine, yargılama giderlerinin 1602 sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca davacılar üzerinde bırakılmasına,
2. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümlerine göre 3.160.000.TL. başvurma harcı ile 4.240.000.TL. ilam harcı toplamı 7.400.000.TL. harç ile 9.250.000.TL. posta pulu ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına, davacılar tarafından peşin yatırılan 630.000.000.TL. harçtan 7.400.000.TL. harcın mahsubu ile geri kalan 622.600.000.TL. (altıyüzyirmiikimilyonaltıyüzbin TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
3. Peşin yatırılan ve sarf edilen 40.000.000.TL. bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4. Dava duruşmalı olarak görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca hesabedilen 124.500.000.TL. ile reddedilen manevi tazminat miktarının tamamı reddedildiğinden 202.500.000.TL. toplamı olan 327.000.000.TL. (üçyüzyirmiyedimilyon TL.) Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy