(2709 S. K. m. 125, 157) (1602 S. K. m. 20, 21, 56, 71) (1086 S. K. m. 91, 92, 93, 94, 95) (492 S. K. m. 13)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi tazminat istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: T.C. Anayasasının 125 nci maddesi gereğince idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, idarenin tazmin sorumluluğunun doğabilmesi için bir zararın varlığının, zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir olmasının, zararlı sonuçla işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunmasının gerektiği, illiyet bağının bulunmaması halinde idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalktığı, meydana gelen olayda davacıların bir zararının olduğu ancak maddi tazminatın kar ve kazanca vesile olmaması, yalnızca maruz kalınan zararı telafi etmesinin gerektiği, istenilen maddi tazminat miktarının yüksek olduğu, istenilen miktarın zarar ile objektif orantılılık arzetmediği gibi hakkaniyet ve eşitlik ilkelerine de uygun düşmediği, manevi tazminat miktarının da yüksek olduğu, maddi ve manevi tazminata olay tarihinden değil karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacıların yakınının ölümüyle sonuçlanan olayda idareye atfedilecek bir hizmet kusurundan bahsetmek mümkün değil ise de bir kamu hizmeti olan askerlik görevi esnasında meydana gelen zararın sadece zarar gören ya da yakınları üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yansıtılması hakkaniyet gereği olmakta kusursuz sorumluluk ilkesi gereği idarenin tazmin yükümlülüğünün bulunduğu belirtilerek davacılara meydana gelen maddi zararları ile ilgili olarak bilirkişiye tespit ettirilecek bir miktarın yasal faiziyle birlikte maddi tazminat, olay nedeniyle duyulan acı, elem ve üzüntünün karşılığı olarak takdir edilecek bir miktarın yasal faiziyle birlikte manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesinin gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini Kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Dz. Kur. Alb.H.Tuğrul DİNÇ'in açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekilinin, 18 Temmuz 2000 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını Kubilay ATLIHAN'ın Çanakkale 116 ncı Jandarma Alayı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 17 Mayıs 1999 tarihinde aynı birlikte görevli J.Onb. Kadir ÇOŞAR'ın silahla oynaması sonucu ateş alan merminin isabeti ile öldüğünü, olayda müteveffanın hiçbir kusuru bulunmadığını, ölüm olayı ile davacı annenin desteğini yitirdiğini, her iki davacının acı ve elem duyduklarını, bu nedenlerle davacı anne için 5.000.000.000 TL maddi, 2.000.000.000 TL manevi ve davacı kardeş için 1.000.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini ve davacıların adli yardım hükümlerinden yararlandırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davacıların adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin 27 Eylül 2000 tarih ve GENSEK NO:2000/1167, ESAS NO:2000/604 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıların yakını müteveffa J. Er Kubilay ATLIHAN'ın Çanakkale 116 ncı Jandarma Alayı emrinde askerlik görevini yapmakta iken 17 Mayıs 1999 tarihinde J.Uzm.Çvş. Hüseyin ÜNAL'ın üzerinde bulunan ve kendisine zimmetli MP-5 makinalı tabancayı muhafaza etmesi amacıyla J.Cvş. Murat YILDIRAN'a teslim ettiği, bu askerinde silahı ve diğer malzemeleri alarak, 3 ncü koğuşta o sırada yatmakta olan J.Er Kubilay ATLIHAN'ın sol yanındaki ranzanın üstüne bıraktığı, daha sonra koğuşa gelen J. Onb. Kadir COŞAR'ın silahı ele alıp oynaması sonucunda silahın ateş aldığı ve bunun sonucunda J.Er Kubilay ATLIHAN'ın vefat ettiği, meydana gelen olay ile ilgili olarak Gelibolu 2 nci Kolordu K.lığı Askeri Savcılığınca sanık J. Onb. Kadir COŞAR hakkında Silahı Hakkında Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Sonucu Ölüme Neden Olmak suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Silahı Hakkında Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Sonucu Ölüme Neden Olmak suçundan sanık J. Onb. Kadir COŞAR hakkında Gelibolu 2 nci Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesince 30.12.2003 gün E:2003/7, K: 2003/1137 sayılı ilam ile beraat kararı verildiği, verilen karar beraat kararının askeri savcı ve Kolordu Komutanı tarafından temyiz edildiği, dava dosyasının Askeri Yargıtaya gönderildiği ve Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 15.09.2004 tarih ve 2004/803-1020 esas ve karar sayılı ilamı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 22.03.2002 tarih ve E:2000/604, K:2002/271 sayılı kararı ile bahse konu davada AYİM'in görevli olmayıp genel idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Davacı yine aynı istekle 19.06.2002 tarihinde genel idari yargı yerinde dava açmış ancak Bursa 1 nci İdare Mahkemesi; 27.03.2003 tarih ve E: 2002/1395 sayı ile uyuşmazlıkta tazminat davası açılmasına neden olan eylemin askeri hizmetin görülmesi sırasında asker kişi tarafından gerçekleştirildiğinden, davanın görüm ve çözümünde Anayasanın 157 nci ve 1602 sayılı Yasa'nın 20 ve 21 nci maddelerine göre AYİM'in görevli olduğu; davacıların asker kişilerin yakınları olması durumunun, davanın görülmesi açısından özel ihtisas sahibi olan AYİM'in görev alanına girmesine engel teşkil etmeyeceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
Bahse konu dava, Uyuşmazlık Mahkemesine intikal etmiş ve Uyuşmazlık Mahkemesi 29.09.2003 tarih ve E:2003/69, K.2003/168 sayı ile askeri hizmete ilişkin bir idari eyleme maruz kalarak vefat eden erin yakınlarının açtığı bu davada; askeri idari yargının görev alanına girdiğinden davanın çözümünde de AYİM'in görevli olduğuna, bu nedenle AYİM İkinci Dairesinin 22.03.2002 tarih ve E:2000/604, K:2002/271 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verdiği anlaşılmış ve Dairemizce davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu surette idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacıların yatanı J.Er Kubilay ATLIHAN'ın, ölüm olayını doğuran maddi olayın, askerlik gibi tehlikeli ve özellikli bir kamu hizmetinin yerine getirilmesi sırasında idarenin diğer bir ajanının yine idareye ait silahı sorumsuz bir şekilde ilgisiz bir yerde bırakması sonucu meydana geldiği, hizmetin kurulması ve işletilmesinde idareye atfedilebilecek bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte müteveffanın da herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında vefat etmeleri halinde mirasçılarına olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıkları ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek maddi zararlarından düşülmekte, diğer taraftan 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen tazminat, maddi ve manevi zararlar karşılığı ödendiğinden bunlar da yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden bu hususlar araştırılmıştır.
T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 21.06.2004 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/77.247.021 sayılı yazısıyla; Yönetim Kurulunun 13.05.2004 tarih ve 343 sayılı kararı ile hakkında 5434 sayılı Yasanın vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi üzerine Genel Müdürlüğün 27.05.2004 tarih ve 106215 sayılı istemi ile 01.08.1998 tarihinden itibaren davacı anne Firdevsi ATLIHAN'a 1 nci derece TSK er vazife malûlü yetim aylığı olarak 87.677.000 TL aylık bağlandığı, bağlanan bu aylıkların değişen katsayılar itibariyle son olarak 01.01.2004 tarihinde 391.260.000 TLye yükseltildiği, diğer taraftan 3480 sayılı kanun uyarınca 1999 yılı için 5 aylık 230.167.000 TL., 2000 yılı için 729.600.000 TL., 2001 yılı için 1.212.000.000 TL., 2002 yılı için 1.372.000.000 TL., 2003 yılı için 1.456.800.000 TL., tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Davacılara 2330 sayılı Kanun kapsamında tazminat ödenmediği anlaşılmıştır.
Davacı vekili, 11.06.2004 tarihinde Mahkememiz kaydına geçen dilekçesinde; davacı anneye T.C.Emekli Sandığınca vazife malulü aylığı bağlandığını, uğradığı maddi zararların bağlanan bu aylıkla karşılandığını belirterek maddi tazminat talebinden feragat ettiğini bildirmiştir.
Feragat, taraftar arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldıran kesin bir irade beyanı olup kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurduğundan 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 56 ncı maddesinin gönderme yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91-95 nci maddeleri gereğince davacının maddi tazminat istemi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı anne ve kardeşe, olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının statüsü, sosyal durumu, sakatlık derecesi ve paranın alım gücü dikkate alınarak uygun miktarda ve olay tarihi olan 17.05.1999 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı anne Firdevsi ATLIHAN'ın, maddi tazminat isteminden feragati nedeniyle maddi tazminata ilişkin uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına,
2. Davacı anne Firdevsi ATLIHAN'a, takdiren 1.650.000.000.TL. (BİRMİLYARALTIYÜZELLİMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Davacı kardeş Mehmet ATLIHAN'a, takdiren 650.000.000.TL. (ALTIYÜZELLİMİLYON TL) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
4, Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 17 Mayıs 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (YÜZDEELLİ), 01 Ocak 2000 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık % 60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 15 (YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5. 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürüdükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nisbi olarak hesabedilen 74.800.000.TL. (YETMİŞDÖRTMİLYONSEKİZYÜZBİN TL.) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
27 EKİM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy