(2709 S. K. m. 120, 125)
Davacılar vekili, 14 Haziran 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kardeşinin askerlik hizmetini yaparken görevlendirildiği yerel seçim sonuçlarının Hafik İlçe Merkezinden getirilmesi için oluşturulan konvoya teröristlerce yapılan roketli saldırısı sonucu 18.04.1999 tarihinde şehit olduğunu, idarenin gerek çalıştıran olarak, gerek zararın denkleştirilmesi ilkesi gerekse de kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca zarardan sorumlu olduğunu belirterek davacı kardeşler için ayrı ayrı 360.000.000'ar TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını dava ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden davacıların kardeşi J.Komd.Onb ..........'nün askerlik hizmetini yapmakta iken 18 Nisan 2000 günü 21 nci dönem milletvekilliği ve mahalli idareler seçimlerinin huzur ve güven ortamında geçmesini sağlamak için görevlendirildiği, bu amaçla Sivas İli Hafik ilçesi Adamlı Köyünden Kızılcaören köyüne araçla seyir halinde gidilirken, Kurtini mevkiinde bir grup yasa dışı terör örgütü mensubunca pusuya düşürülmesi sonucu vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi Güneydoğu ve Doğu Anadolu yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve asker kişi şehit olmuştur.
Taraflara göre üçüncü kişi durumundaki teröristlerin eylemlerinden dolayı meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulup tutulmayacağı, idare sorumlu tutulacak ise sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
İdarenin sorumluluğunu düzenleyen Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrasında İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür denilmektedir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiştir. Esasların belirlenmesi ve meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır.
İdare, Güneydoğuda ve Doğu Anadolu'da güvenliği sağlamak amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir. İdarenin terör hareketlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından mücbir sebep olarak kabul edilemez. Bu faaliyetler sırasında kamu hizmetini ifa ederken idare ajanının zarara uğraması ile hizmet arasında nedensellik bağının bulunduğu açıktır.
Zararın meydana gelmesinde idarenin bir kusuru bulunmadığından, davacıların zararın doktrin ve mahkeme kararlarıyla gelişen Kusursuz Sorumluluk ilkesine göre davalı idarece karşılanması gerektiği Kurulumuzca kabul görmüştür.
Davacıların kardeşlerini kaybetmiş olmaları nedeniyle gerek olay anında duydukları ve gerekse ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacı kardeşler ......... ile ..........'ya takdiren ve istemleri gibi ayrı ayrı 360.000.000.TL.'ar TL.(üçyüzaltmışarmilyon TL) manevi tazminat VERİLMESİNE,
2- Davacılar tarafından peşin yatırılan 12.100.000.TL. (onikimilyonyüzbin TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
3- Yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde BIRAKILMASINA,
4- Davalı idare 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 7.000.000.TL.(yedimilyon TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
6- Hükmedilen manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nispi olarak hesabedilen 63.200.000.TL.(altmışüçmilyonikiyüzbin TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak Davacılara VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy