(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 46, 47)
Davacı vekilinin 18 Ağustos 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili Er ................' in Bartın Askerlik Şubesi tarafından 27 Şubat 1997 tarihinde askere sevk edildiği, temel askerlik eğitimini müteakip 11 Mayıs 1997 tarihinde 1-5 nci Füze Üs K. lığı 2 nci Füze Grup K. lığı 8 nci Füze K. lığı Hoşdere/ İSTANBUL emrine katıldığını, mesleği ve işi konusunda vasfının serbest yazılı olmasına rağmen piyade sınıfına ayrıldığını ve kendisinin boya ve badana işinde istihdam edildiğini, 17 Temmuz 1998 günü Lançer A kısmı Hangar kapılarının ve üst taraflarının boyanması işinde görevlendirildiğini, iş programının takım komutanı vekili HvJs. Kd. Üçvş .............. tarafından yapıldığını, işe nezaret görevinin Astsb ................... ve .................' a verildiği, ancak alınması gerekli iş emniyeti ile ilgili hiçbir tedbir alınmadan yaptırılan boya, badana işleri sırasında müvekkili ....................' in iş yapılan yerin yerden yüksekliği, yorgunluk ve olay saati itibariyle açlığın verdiği etki ile dengesini kaybederek düşmesi suretiyle yaralandığını, GATA. H. Paşa Hastanesinde yapılan muayene ve tanzim edilen 14 Haziran 1999 gün ve 2839 sayılı rapora göre mevcut yaralanma sebebi ile vücudunda uzuv tatili mahiyetinde sekel oluştuğu ve vücut fonksiyonlarını %90 oranında kayba uğradığından askerliğe elverişsiz hale geldiğini, ekli raporunda da, sakat kaldığının belirtildiğini, müvekkilinin halen yatalak olduğunu, bir başkasının yardımı olmadan hayatını idame ettiremediğini ve ihtiyaçlarını gideremediğini, raporun 15 Kasım 1999 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığınca onaylandığını, ......................' in muhtaç duruma düştüğünü, askerlik dönüşü çalışıp aile bütçesine katkıda bulunacağını, ailesinin destekten mahrum kaldığını, emsalleri gezerken muhtelif iş kollarında çalışırken kendisinin yatağa bağımlı kaldığını, babasının maddi destekten yoksun kaldığı gibi evladının bu durumundan büyük manevi ızdırap duyduğunu, annesinin de aynı durumda olduğunu, bu şekilde anne ve babasına külvet verdiğini düşünmekle müvekkilinin manen bir eziklik duyduğunu, kusur ve ihmali görülenler hakkında memuriyet görevini ihmal ettikleri sabit görülerek tecziyelerine karar verildiğini, müvekkilinin yaralanması ve sakat kalmasından tamamen idarenin kusuru olduğunu, 14 Nisan 2000 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına maddi ve manevi tazminat istemi ile müracaat ettiklerini ve cevap alamadıklarını, Davacılar ............., ............. ve ...................' in adli müzaheret talebi olduğunu, bu olaydan dolayı davacı ................ için 20 milyar maddi, 5 milyar manevi tazminat ile baba .................' in destekten yoksun kalması nedeni ile 5 milyar maddi, 2 milyar manevi, anne ..................' in, devamlı yanında bulunmasından üzüntü ve eleminden dolayı 3 milyar Manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davacılar adli yardım isteminde bulunmuşlarsa da Davacı ................' ın adli yardım istemi kabul edilmiş, baba ve annesinin adli yardım istemleri reddedilerek Dairemizin bu kapsamda almış olduğu karar 04 Ekim 2000 tarihinde taraflara duyurulmuştur.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 15 nci Füze Üs K. lığında görevli Hv. P. Er .................' in 17 Temmuz 1998 tarihinde 17 aylık er iken verilen emir üzerine birliğin Lançer A Kısmı Hangar kapılarının üst kısmını boyadığı sırada dengesini kaybederek düşmesi sonucu yaralandığı, bu yaralanma nedeniyle GATA Haydarpaşa Askeri Hastanesinde gördüğü tedaviler sonucu Sağlık Kurulu tarafından 14 Haziran 1999 tarih ve 2839 sayılı raporu ile D/10 Askerliğe Elverişli Değildir. Olay nedeni ile - a) Hayati Tehlike geçirmiştir. - b) 90 (Doksan gün iş ve gücünden kalmıştır. - c) Uzuv tatili mahiyetinde sekel gelişmiş olup, vücut fonksiyonlarındaki kayıp oran %90' a uyar. Ambulansla ve refakatli olarak BARTIN' a nakli uygundur. 2: D/63 F-8 D/11 F-2 Askerliğe Elverişli Değildir. kararı verilmiş, rapor 15 Kasım 1999 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığınca onaylanmıştır. Hv, P. Er ........... hava değişim inden 28 Ağustos 1998 tarihinde 18 aylık er iken terhis edilmiştir.
Olay nedeniyle Hv. İs. Kd.Üçvş .................., Hv. İs. Astsb. Kd.Çvş.
...................... ve Hv. Fz. Astsb. Kd. Çvş .................. hakkında memuriyet görevi ihmal suçundan kamu davası açıldığı, sanıklardan Hv. İs. Kd. Üçvş ................ ve Hv. İs. Astsb. Kd. Çvş ...................' in mahkumiyetine, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kuzey Deniz Saha Askeri Mahkemesinin 23 Mayıs 2000 tarih, Esas No: 2000/431 ve Karar No: 2000/184 sayılı kararı ile karar verildiği anlaşılmaktadır.
Olayın kamu hizmetinin ifası esnasında meydana geldiği ve oluşumu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir.
Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylemin arasında illiyet bağının bulunması zorunludur. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine ve hizmete yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Devlet adına kamu hizmeti yürüten idarenin halin icaplarına ve ihtiyaçlara göre hizmeti, devamlı ve en iyi şekilde topluma arz etmesi, hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramaması için gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin amacına uygun biçimde işlemediğini, yeterli önlem alınmadığını gösterir. Dava konusu olayda boya işlemi yapılırken boya yapılan yerin yüksekliği nedeni ile sabit veya seyyar iskele kurulması, uygun merdiven, emniyet kemeri ve koruyucu başlık (kask) veya uzun saplı rulo fırça kullanılması gerekirken işbu lazimeye uyulmaksızın gerekli emniyet tedbirlerini aldırmadan boya işleminin yaptırılması hizmetin iyi işlemediğini dolayısıyla hizmet kusurunun varlığını göstermektedir. Bu nedenle bahse konu kamu hizmetinin ifası sırasında meydana gelen zararların Hizmet Kusuru ilkesi gereğince idarece karşılanması gerekmektedir.
Davada davacılardan .....................'ın maddi ve manevi tazminat,'
m babası ........................'ın maddi, manevi ve annesi ..................'ın manevi tazminat istemi olmakla buna müstahak olup olmadıkları üzerinde durmak gerekmiştir.
BK. 46 ncı maddesine göre cismani zarara uğrayan kimsenin çalışma gücünü yitirmesinden, iktisadi geleceğinin sarsılmasından doğan zararı tazmin edilebilmektedir. Bu maddeye maddi tazminat isteyebilecek kişi cismani zarara uğrayan, bu nedenle çalışma gücünü kaybeden ve iktisadi geleceği sarsılan kişidir.
Cismani zarar halinde manevi tazminatı düzenleyen BK.nun 47 nci maddesi ise; Hakim hususi halleri nazara alarak cismani zarara duçar olan kimseye... tazminat verilmesine karar verebilir. demek suretiyle, cismani zarar halinde manevi tazminatı sadece cismani zarara uğrayan, örneğin ameliyat edilen, herhangi bir uzvunu kaybeden, vücudunda sabit iz kalan, yaralanan, dolayısıyla bir süre acı çeken kimsenin isteyebileceğini açıkça ifade etmiştir.
Öğreti ve yargı kararlarında da cismani zarar halinde manevi tazminat isteme hakkı, doğrudan doğruya beden tamlığı ihlal edilen kişiye tanınmaktadır. Yansıma yoluyla acı duyan kişiler manevi tazminat isteyemezler.
Dava konusu olayda cismani zarar ve işgücü kaybına uğrayan Davacı .....................' dır. Diğer davacıların cismani bir zararları olmadığı gibi üzüntüleri .........................' in cismani zararının kendileri yapmasının bu bir tezahürüdür.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanmaları veya ölmeleri halinde kendilerine yahut varislerine T.C. Emekli Sandığınca bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyesi, olay sebebiyle sağlanan yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşüklüğünden, maddi tazminat isteminde bulunan davacı ..........................' a aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 31 Mayıs 2001 tarih ve SAYI:B.07.1.EMS.0.10.01.01/77.392.065 sayılı yazısıyla Yönetim Kurulunun 23 Kasım 2000 tarih ve 1387 sayılı kararı ile dava hakkında 5434 sayılı Yasanın vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, Genel Müdürlüğün 30 Ocak 2001 tarih ve 282669 sayılı işlemi ile 01 Şubat 2000 tarihinden itibaren 201.660.000 TL., 15. Haziran 2000 tarihinden itibaren 209.020.000 TL., 01 Temmuz 2000 tarihinden itibaren 230.650.000 TL., 15 Aralık 2000 tarihinden itibaren 242.940.000 TL., 01 Ocak 2001 tarihinden itibaren 267.260.000 TL., 15 Nisan 2001 tarihinden itibaren 274.170.000 TL., 15 Mayıs 2001 tarihinden itibaren 302.450.000 TL., 1 nci Derece Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malullüğü Aylığı bağlandığı, ayrıca 3480 sayılı kanun uyarınca 2000 yılı için (ll aylık) 668.800.000 TL. tütün ikramiyesi ödendiği bildirilmiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacı ...................' in maddi zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 16 Ekim 2001 tarihli bilirkişi raporundan, davacı ........................'ın 126.474.346.950 TL. gerçek maddi zararına karşılık 97.423.182.434 TL. maddi yarar sağladığı, maddi tazminat hak edişinin 29.051.164.516.TL. olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olup bilirkişi raporu Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olarak tanzim edildiğinden rapor doğrultusunda ve davacıların istemine bağlı kalınarak uygulama yapılmıştır.
Davacı ...............' in sakatlanması nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın vukua geliş şekli davacının askeri ve sosyal durumu, paranın alım gücü sakatlık derecesi, zararın başlangıç tarihi olan olay tarihinden ödeme gününe kadar işleyecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarında manevi tazminata hükmedilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı olarak davacı ..................' a 20.000.000.000 TL. (yirmi milyar TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE,
Davacı Hüseyin TAY' a takdiren 2.700.000.000 TL. (iki milyar yedi yüz milyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
Davacı baba ................' in maddi ve manevi, davacı anne ................' ın manevi tazminat istemlerinin REDDİNE, Davacı, ................' a hükmedilen maddi tazminatın davacının yeniden gelir elde etmeye başlayacağı varsayılan 28 Ekim 1998 tarihinden 31 Aralık 1998 tarihine kadar yıllık %30 (yüzde otuz), 01 Ocak 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzde elli), 01 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
Davacı ...................'a hükmedilen manevi tazminata olay tarihi olan 17 Temmuz 1998 tarihinden 31 Aralık 1998 tarihine kadar yıllık %30 (yüzde otuz), 01 Ocak 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzde elli), 01 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 20.000.000 TL. (yirmi milyon TL.) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nispi olarak hesabedilen 167.700.000 TL. (yüz altmış yedi milyon yedi yüz bin TL.) vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifeleri gereğince nispi olarak hesabedilen 157.300.000 TL. (yüz elli yedi milyon üç yüz bin TL.) vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
Adli yardım istemleri reddedilen davacılar baba .................... ve anne ...................... tarafından peşin yatırılan 115.660.000 TL. (yüz on beş milyon altı yüz altmış bin TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 14.250.000 TL. (on dört milyon iki yüz elli bin TL.) posta ücretinin davalı idareden alınarak davacılara İADESİNE.
KARŞI OY GEREKÇEM
Davacılar manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmişler ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacıların olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy