(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilleri, 03.10.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının Kayseri Zincidere 1 nci Kom. Tuğ. 1. Tb. 2. Bl. Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yaparken 16.03.1999 tarihinde aynı birlikte görevli arkadaşı .............. tarafından kazaen vurularak askerliğe elverişsiz surette devamlı sakat kaldığını, olayın askerliğin sebep ve tesirinden meydana geldiğini, davacının her hangi bir kusurunun bulunmadığını, davalı Bakanlığın ise kusurlu ve kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu belirterek 30 milyar TL. maddi ve 2 milyar TL. manevi olmak üzere toplam 32 milyar TL. tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmişler, adli yardım isteminde bulunmuşlardır.
Davacının adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin, 18 Ekim 2000 tarih ve GENSEK NO: 2000/1707, ESAS NO: 2000/661 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı P.Er ..................' nın, Kayseri 1 nci Komando Tugayı 1 nci Tabur 2 nci Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı sırada 16.03.1999 günü yemekten sonra istirahat esnasında pastanenin önünde otururken arkadaşı ...................' in tuvalete gidecek olması sebebiyle onun G-3 piyade tüfeğini emaneten aldığı, kurma kolunu çekip bırakarak silah elinde pastane önünden uzaklaşırken birden tüfeğin tetiğine basarak karın bölgesinden vurarak yaralandığı, yapılan tedavileri sonucunda GATA'nın 19.06.2000 tarih ve 5946 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile, Askerliğe elverişli değildir, hayati tehlike geçirmiştir. Kırk beş gün iş ve gücünden kalmıştır. Fonksiyon kaybı uzuv tatili niteliğindedir. kararı verildiği, davacı hakkında, kendini askerliğe elverişsiz hale getirmeye teşebbüs etmek suçundan açılan kamu davasının yargılaması sonucunda Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24 Ekim 2000 gün ve 2000/619-752 esas ve karar sayılı taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşen gerekçeli hükmünde de davacının kendi kendini vurduğu kabul edilerek, bu eylemi birtakım sorunları sebebiyle kendini öldürmeye yönelik olarak gerçekleştirdiği belirtilerek manevi unsur yönünden kendini askerliğe elverişsiz hale getirmeye teşebbüs etmek suçundan beraatına karar verildiği anlaşılmıştır.
T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacı vekilleri dava dilekçesinde ve 28 Ocak 2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinde; davacının aynı birlikte görevli arkadaşı .................. tarafından kazaen vurularak askerliğe elverişsiz hale geldiği ileri sürülmüş ise de, davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine sebebiyet veren olay yargılama konusu yapılmış, KKK. lığı Askeri Mahkemesinin kesinleşen 24 Ekim 2000 tarihli kararında; davacının, arkadaşı ................ tarafından değil bir takım sorunları sebebiyle kendini öldürmeye yönelik olarak kendi kendini yaralandığının kabulü karşısında, eylemin askeri hizmetin sebep ve tesiri ile meydana gelmediği, zararlı sonuçla idare arasında illiyet bağı olmadığı, idarenin herhangi bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğu gerektirecek bir eylem ve işlemin bulunmadığı, zararlı sonucun tamamen davacının kendi kusurlu eyleminden kaynaklandığı dikkate alınarak davacı vekillerinin iddialarına itibar edilmeyerek davacının uğradığı zararın sonuçlarından idarenin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle talep edilen maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacının, maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davanın REDDİNE,
AYİM İkinci Dairesinin 18 Ekim 2000 tarih ve Gensek No: 2000/1707, Esas No:2000/661 sayılı Adli Yardım isteminin kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacıya YÜKLETİLMESİNE,
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre, 3.160.000 TL. başvurma harcı ile 4.240.000 TL. esastan ilam harcı toplamı olan 7.400.000 TL. (Yedi Milyon Dört Yüz Bin TL.) harcın davacıdan ALINMASINA,
Dava adli yardımlı görüldüğünden resmi pul kullanılmak suretiyle sarfedilen 11.500.000 TL. (Onbirmilyonbeşyüzbin TL.) posta ücretinin davacıdan alınarak, davalı idareye VERİLMESİNE,
Dava duruşmalı görüldüğünden davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince, reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden nisbi ve maktu olarak hesabedilen 305.000.000 TL. (Üç Yüz Beş Milyon TL.) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak, davalı idareye VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy