(818 S. K. m. 41, 42, 43, 44) (1602 S. K. m. 71) (492 S. K. m. 13)
Davacılar vekili 12 Mayıs 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlu olan .............'nün askerlik hizmetini ifa ederken vefat ettiğini, davalı idarenin askerlik hizmetini yapan kişileri koruma, kollama ve güvenliğini sağlama görevini aksattığını, bu olaydan dolayı maddi ve manevi zarara uğrayan müvekkillerinin zararlarının giderilmesi için davalı idareye yaptıkları başvuruya bir cevap verilmediğini belirterek toplam 15.000.000.000 TL maddi ve 5.000.000.000 manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgiler, belgeler ve özellikle 1 nci Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13.09.2000 gün ve E. 2000/188, K. 2000/438 sayılı ilamı incelendiğinde; Hava Savunma Okul Komutanlığının emri ile 16-17 Ağustos 1999 tarihleri arasında hava hedeflerine Şile-Yunusburnu Bölgesinde atış yapılacağının emredildiği, atış yapacak personelin görevlendirilerek 15 Ağustos 1999 tarihinde atış bölgesine intikalinin sağlandığı, 40 kişilik grubun başında Atğm ..............'in olduğu, sanık Hv.Svn.Astsb.Çvş .............'de Şile Bölgesinde görevli bulunduğu, 17.08.1999 günü hava atışları için hazırlık yapan personelin yaklaşık saat 11.00 sıralarında işlerini bitirdikleri, erbaş ve erlerin başlarında bulunan sanıktan denize girmek için izin istedikleri, denize girmenin yasak olduğuna dair Atğm ................ tarafından verilen ve personele tebliğ edilen emir nedeniyle sanığın izin vermek istemediği, personelin ısrarı üzerine 13 kişi olan personele kendi kontrolünde denize girmeleri için izin verdiği, sanığın iki gruba ayırdığı personeli deniz kıyısına götürerek ilk gruba girme izni verdiği, davacıların yakını olan Er ...........'nün sahilden diğerlerine göre daha fazla açıldığı, Er ..................'nün su seviyesi boyunu aşmasına rağmen hareketsiz vaziyette durduğu, su yuttuğu görülünce çıkması için ikaz edildiği, ancak Er .............'nün hiç tepki vermeden öylece durduğu, artan dalgalar nedeniyle ağzına su dolmaya ve sahilden uzaklaşmaya başladığı, On .............'in yüzerek Er ..............'ya doğru gittiği, yanına yaklaşınca boğulmak üzere olan Er ..............'nün Onb. Necmettin'in boğazına sarıldığı, her ikisinin suya daldıkları, şiddetli dalgaların her iki askeri açığa sürüklediği, çok su yutan .............'in hayatının tehlikeye girdiğini anlayarak sahile doğru yüzmeye başladığı, bütün kurtarma çabalarına rağmen davacıların yakınının boğulduğu, ona yardıma çalışan erlerinde boğulma tehlikesi atlattıkları, bu esnada arkadaşına yardım etmeye çalışan ..............'nın da boğularak öldüğü, sanık Hv.Svn.Astsb.Çvş .................'in büyük zararlar doğuran emre itaatsizlik suçundan dolayı cezalandırıldığı, meydana gelen sonuçla sanığın eylemi arasında illiyet bağının bulunduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Devlet adına kamu hizmetini yürütürken davalı idarenin halin icaplarına göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arz etmesi, kamu hizmetini yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak amacıyla gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin kanıtıdır. Nitekim olay tarihinde denize girilmesinin yasak olduğu yönünde kendisine ve personeline tebliğ edilen emrin hilafına hareketle emri altında bulunan askerlere denize girmeleri için izin veren Hv.Svn.Astsb.Çvş..............'in bu hareketi neticesinde aralarında davacıların yakınının da bulunduğu iki askerin ölümüne sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Davalı idarenin ajanını tam ve hizmet gereklerine ehil olacak, verilen emirlere itaat edecek tarzda yetiştiremediği, ölüm olayının eğitim eksikliği nedeniyle ajanın hizmet sırasında özenli ve tedbirli davranmamasından kaynaklandığı sabittir. Ajanlar kamu hizmetinin ayrılmaz unsurları olduğundan idarenin yürüttüğü hizmetten soyutlamak mümkün değildir. Bu nedenle davacıların olay nedeniyle uğradıkları zararların davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmış, ancak davacıların yakınının denize girdiğinde sahilden uzaklaşması, ikazlara rağmen geri dönmemesi müterafik kusur olarak kabul edilmiştir.
Davacıların olay nedeniyle sağladıkları bir yarar bulunmamaktadır. Uğradıkları zararları tespit için re'sen seçilen ve Mahkememizin tespit ettiği kıstaslar doğrultusunda talimat verilen bilirkişinin tanzim ettiği 04.10.2001 tarihli raporda davacılar anne ve babanın zararlarının ayrı ayrı 2.145.109.346 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, tespit ettiği kıstasa ve ilmi verilere uygun bulunarak rapor doğrultusunda uygulama yapılırken davacıların yakınının müterafik kusuru da dikkate alınmıştır.
Davacıların olay nedeniyle çektikleri acıları ve ızdıraplarının kısmen de olsa karşılanabilmesi amacıyla olayın vukua geliş şekli ve tarihi, davacıların yakınının askerlik statüsü ve sosyal durumu, paranın alım gücü, işleyecek yasal faiz ve davacıların yakınının müterafik kusuru da dikkate alınarak uygun miktarlarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Bu itibarla;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacılar anne .............. ve baba Şehzat ............'ya ayrı ayrı 1.000.000.000 TL (birermilyar TL) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2- Takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacılar anne ve babaya ayrı ayrı 300.000.000 TL (üçyüzermilyon TL) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına davacıların yakınının yeniden gelir elde etmeye başlayacağı varsayılan 01 Mayıs 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzdealtmış) yasal faiz yürütülmesine,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 17 Ağustos 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzdeelli), 01 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzdealtmış) yasal faiz yürütülmesine,
5- 1602 Sayılı AYİM Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye Yükletilmesine, ancak 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,
6- 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davacılar tarafından peşin yatırılan 228.550.000 TL (İkiyüzyirmisekizmilyonbeşyüzellibin TL) harcın istemleri halinde davacılara İADESİNE,
7- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 35.000.000 TL bilirkişi ücretinin davada haklılık oranına göre 30.400.000 TL (otuzmilyondörtyüzbin TL)'sinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 4.600.000 TL (dörtmilyonaltıyüzbin TL)'sinin-davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
8- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 15.250.000 TL (onbeşmilyonikiyüzellibin TL) posta ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
9- Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tespit edilen 130.500.000 TL (yüzotuzmilyonbeşyüzbin TL) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,
10- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tespit edilen 141.500.000 TL (yüzkırkbirmilyonbeşyüzbin TL) avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacılar manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmişler ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacıların olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy