(2247 S. K. m. 19) (1602 S. K. m. 43) (1632 S. K. m. 87, 144) (765 S. K. m. 59, 230) (647 S. K. m. 4, 6) (2709 S. K. m. 125) (5434 S. K. m. 48) (743 S. K. m. 364) (818 S. K. m. 41, 43, 47, 49)
Davacılar vekili, 10.10.2000 tarihinde Ağrı Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip 16.10.2000 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yakını olan J.Er
.ın, Tunceli - Çemişgezek İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmaktayken izinli olarak memleketi olan Ağrı - Diyadin İlçesi Pirali Köyüne ailesinin yanına geldiğini, babasının hasta olması nedeniyle izninin birkaç gün tecavüz ettiğini, babası ile birlikte izin tecavüzünde iken birliğine gitmek üzere Ağrı Askerlik Şubesi Başkanlığına teslim olduğunu, Ağrı ve Erzurum Hastanelerinden birliğine sevkinde sakınca olmadığı onayı verildiğini, 22.04.2000 tarihinde Ağrı Jandarma Komutanlığına bağlı 3 silahlı muhafız eşliğinde ticari bir taksi ile birliğine sevk edilen müteveffanın ailesine aynı gün akşam saatlerinde intihar ettiğinin yetkililer tarafından haber verildiğini, müteveffanın intihar etmesi için sebep olmadığını, ölüm şeklinin şüpheli olduğunu, ölüm olayına 8 nci Kolordu Askeri Savcılığınca el konulduğunu, sevk ile görevli muhafızların hizmet kusurunda bulunarak ölüme yol açtıklarını, muhafızların asker olan tutuklu bir şahsın can güvenliğini sağladıklarını, hizmet kusuru olmazsa dahi idarenin kusursuz sorumluluk ilkesine göre müvekkillerinin zararının karşılanmasının gerektiğini belirterek davacı baba
için 20 milyar TL maddi ve 10 milyar TL manevi, davacı kız kardeş
.. .. için 10 milyar TL manevi, baba bir ana ayrı olan davacı kardeşler
..,
. ve
. için ayrı ayrı üçer milyar TL destekten yoksun kalma tazminatının yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiş, adli yardım isteminde bulunulmuştur. Davacıların adli yardım istemleri, AYİM İkinci Dairesinin 30 Ekim 2000 tarih ve Gensek No: 2000/1762, Esas No.2000/694 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Yapılan yargılama sırasında, AYİM İkinci Dairesinin 27.03.2002 tarih ve Gensek No.2000/1762, Esas No:2000/694, Karar No:2002/353 sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddine oy çokluğu ile karar verilmiş, Malatya İdare Mahkemesinde açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak 2247 sayılı Yasanın 19 ncu maddesine göre görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 29.09.2003 tarih ve Esas No:2003/72, Karar No:2002/70 sayılı kararıyla davanın çözümünde askeri idari yargının görevli olduğuna, bu nedenle Malatya İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile AYİM İkinci Dairesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına kesin olarak oybirliği ile karar verilmekle davacılarla ilgili yargılamaya kalındığı yerden devam edilmek üzere esasın incelenmesine geçilmiştir.
Davacı kardeşler
,
ve
... yönünden idari müracaatta bulunulmadan dava açıldığı, bu nedenle bu davacılar yönünden dava dilekçesinin görevli mercie tevdiine karar verilmesinin gerektiği ileri sürülmüş ise de; diğer davacı baba
ve davacı kardeş
.. yönünden maddi ve manevi tazminat istemiyle 12.06.2000 tarihinde davalı idareye yapılan müracaata cevap verilmediği, AYİM Kanununun 43 ncü maddesi gereğince 10.10.2000 tarihinde süresinde dava açıldığı, idari müracaatta bulunmayan davacı kardeşler yönünden de maddi ve hukuki bağlılık bulunduğu, idare tarafından savunma yapıldığı, dosyanın Başsavcılık düşüncesine bağlandığı ve usul ekonomisi gözetilerek bu davacılar yönünden dosyanın tefrik edilerek dilekçenin görevli merci olan davalı idareye tevdi edilmesinde kamu yararı da bulunmadığı değerlendirilerek bu yöndeki iddia ve düşünceye itibar edilmeyerek esasın incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacıların yakını olan J.Er
ın, Tunceli-Çemişgezek İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 03.04.2000 tarihinde 7 gün müddetle izne gönderildiği, 10.04.2000 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmadığı, izin tecavüzü durumunda iken 18.04.2000 tarihinde kendiliğinden babası ile birlikte Ağrı Askerlik Şubesi Başkanlığına teslim olduğu, gözlem altına alınmak üzere Ağrı İl Merkez Jandarma Komutanlığına sevk edildiği, aynı gün Ağrı Asker Hastanesine sevk edilerek muayenesinin yaptırıldığı, nezarete alınmasında sakınca bulunmadığının belirtildiği, 18.04.2000 tarihinde saat:19.00 sıralarında gözlem altına alındığı, o akşam babasının da yanında kaldığı, 19.04.2000 tarihinde rahatsızlandığı, Ağrı Asker Hastanesine buradan da Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Asker Hastanesi Psikiyatri Kliniğine sevk edildiği, Ağrı İl Merkez Jandarma Komutanlığı emrinde görevli Uzm.J.Çvş
. nezaretinde ve babası
ın birlikte hastaneye gittikleri, 19.04.2000 tarihinde Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Asker Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde muayenesinin yapıldığı, psikiyatrik yönden tedavi ve işlem gerektiren bir patolojinin saptanmadığı, somatik yakınmaları nedeniyle iç hastalıkları polikliniğince değerlendirilmesinin uygun olduğunun belirtildiği, bu poliklinikte yapılan muayenesinde kıtası hastanesince takip ve tedavisinin uygun olduğunun belirtildiği, yeniden Ağrıya dönüldüğü, 20.04.2000 günü akşam gözlem odasında babası
ile birlikte kaldığı, 21.04.2000 tarihinde Ağrı Askerlik Şubesi Başkanlığınca birliğine sevkinin yapıldığı, Ağrı İl Merkez Jandarma Komutanlığından görevli Uzm.J.Çvş
, J.Çvş
. ve J.Er
.ın sevk devriyesi olarak görevlendirildikleri, 22.04.2000 tarihinde Uzm.J.Çvş
tarafından gözlem odasından alınan J.Er
ın Ağrı Asker Hastanesine götürülerek muayenesinin yapıldığı, sevkine mani bir halinin bulunmadığının belirtildiği, Birliğine muhafızlı götürülmek üzere sivil bir taksinin tutulduğu, 22.04.2000 tarihinde saat: 06.30 sıralarında devriyenin Ağrıdan hareket ettiği, Uzm.J.Çvş
in aracın ön tarafında, sevk devriyesinde görevli J.Çvş
. ve J.Er
. ile J.Er
ın aracın arka tarafında oturdukları, devriyenin J.Er
ın rahatsızlığının bulunduğu gerekçesi ile ellerine taktıkları zincir kelepçeyi gevşek bıraktıkları, saat:14.00 sıralarında Tunceli Mazgirt İlçesi Elmalık Jandarma Karakolu yol kontrol noktasına geldikleri, Uzm.J.Çvş
.in Tunceli İl Jandarma Komutanlığına telefon etmek üzere araçtan ayrıldığı, aracın sivil şoförünün kimlik bilgileri için yol kontrol noktasında görevli askerlerin yanına geldiği, J.Çvş
.. ve J.Er
.ın sigara içmek için taksiden çıktıkları, J.Çvş
..ın silahını yanına aldığı, J.Er
..ın ise silahını taksinin arka kapısının yan tarafına bagaj kaportası üzerine dayadığı, J.Er
..ın araçta yalnız kaldığı, elindeki kelepçe zincirin gevşek olmasından faydalanarak J.Er
tarafından bırakılan silahı aldığı, kurma kolunu çekerek bıraktığı, kurma kolu sesi üzerine devriye erlerin araca baktıkları, bir el silah sesinin gelmesi üzerine görevlilerin taksiye doğru koştukları, J.Er
..ın kafasından yaralanmış olduğunu gördükleri, Kovancılar Devlet Hastanesine götürülen J.Er
ın hastanede vefat ettiği, ölüm olayı ile ilgili olarak Elazığ 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca yapılan hazırlık soruşturması sonunda; J.Er
..ın intihar ettiği sonucuna varıldığı, olayda sevk devriyesi olarak görevlendirilen ve ihmali bulunduğu değerlendirilen Uzm.J.Çvş
., J.Çvş
.. ve J.Er
. haklarında 12 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesine dava açılmış bulunması, müessir fiil nedeniyle 12 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına suç duyurusunda bulunulmuş olması, olayda başka herhangi bir kimsenin kusur ve ihmalinin bulunmaması, intihara teşvik edenin olmaması nedeniyle J.Er
ın ölüm olayı hakkında 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 22.12.2000 tarih ve Esas No:2000/1006, Karar No:2000/722 sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, davacı vekili tarafından bu karara itiraz edildiği, 2 nci Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13.03.2001 tarih ve 2001 A-12-45 sayılı kararıyla; müteveffanın ölümüne neden olan silahlı yaralamada atışın uzaktan veya yakından müteveffadan başka bir kişi tarafından yapıldığına dair her türlü şüpheden uzak yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı, ölümünde hiç kimsenin kastı, kusuru, ikna ve yardımının bulunmadığı, sevk devriyesi olarak görevlendirilen personel ile ilgili olarak 12 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinde dava açılmış bulunması ve müteveffanın maruz kaldığı müessir fiil nedeniyle de suç duyurusunda bulunmuş olması da nazara alınarak ölüm olayı ile ilgili olarak herhangi bir kimse hakkında kamu davası açılmasını gerektirir delil ve emareler bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararı usul ve yasaya uygun görülerek davacı vekilinin itirazının reddedildiği, sevk devriyesinde görevli Uzm.J.Çvş
., J.Çvş
. ve J.Er
haklarında açılan davanın yargılaması sonucunda Ağrı 12 nci Mekanize Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 15.10.2003 tarih ve 2003/84 Esas, 2003/777 sayılı kararıyla: Uzm.J.Çvş
..in kendisine tebliğ edilen emir ve talimatlarda sağlanılmak istenen güvenlik tedbirlerine riayet etmeyerek mezkur hadisenin oluşumuna katkı yaptığı, emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği diğer tarafından devriye komutanı olarak firari Er
..ın sevk esnasında adı geçen erin psikiyatrik rahatsızlığına muttali olmasına ayrıca koruma ve sevk devriyesi hizmet kağıdında dikkat kaçar ibaresinden haberdar olmasına rağmen firari erin içinde bulunduğu ruhsal durumu gözetmeksizin gerekli tedbirleri almadığı, diğer devriye erlerine gerekli ikazda bulunmadığı, devriye komutanının görevlerini düzenleyen hükümlere aykırı olarak ciddi, disiplinli ve dikkatli bir devriye hizmetini sağlamayıp söz konusu durumdan Karakol Komutanlığına bilgi vermediği, firari erin kelepçelerinin gevşek olup olmadığını kontrol etmediği, aracın kontrol noktasında durdurulması esnasında araçtan inip uzaklaştığı esnada gerekli güvenlik uyarılarında bulunmadığı, her ne kadar ölüm olayının meydana gelmesi ile sergilediği ihmali davranışlar açısından illiyet bağı bulunmamakta ise de, devriye komutanlığı görevini ve bu görevi ile ilgili olarak talimatlarda belirtilen yükümlülüklerini savsaklayarak zarar doğuran memuriyet görevini ihmal suçunu işlediği, diğer sanıklar J.Çvş
ve J.Er
..ın, imzalayıp tebellüğ ettikleri hizmet kağıtlarına göre firari Er
..ın sevki ile görevlendirildikleri, adı geçen erin psikiyatrik rahatsızlıklarından haberdar oldukları, ayrıca devriye genel ve özel talimatlarının hatırlatılıp özel devriye talimatının hatırlatılıp kendilerine elden verildiği, talimat hükümlerine göre sevk edilecek erin kelepçesinin talimata aykırı olarak takılmasından, tüfeklerinin dolu ve emniyette olarak ellerinde tutulmasından, daima emniyetli ve güvenli bir şekilde hareket edip dikkatli olunmasından ve sevk edilenlerin durumlarını gözlem altında bulundurmalarından sorumlu tutuldukları, muhafız erlerin uyacakları kuralları belirten hükümlere göre ise; sevk edilecek hükümlü ve tutukluların kelepçelerini açmamaları, istirahat halinde tutuklu ve hükümlülerin kaçmasını önleyici tedbirler alıp bunlara hasımları tarafından yapılabilecek saldırılara karşı uyanık ve dikkatli bulunmaları, sevkten önce hükümlü ve tutukluların durumu ve özellikleri konusunda bilgi sahibi olmaları, kelepçelerin sevk sırasında kesinlikle çözülmeyip, gevşeyip gevşemediğinin zaman zaman kontrol edileceği şeklinde yükümlülüklerinin bulunduğu, maddi olayda ise; Elmalı Jandarma Asayiş Kontrol noktasında aracın durdurulduğu esnada sanıkların firari eri aracın arka kısmında yalnız bırakarak sigara içmek amacı ile araçtan ayrıldıkları, J.Er
.ın bilinçsiz bir şekilde silahını aracın çamurluğuna dayadığı, araçtan ayrılma esnasında firari erin kelepçelerini kontrol etmeyip gerekli emniyet ve güvenlik tedbirlerini almadıkları, gözetim ve kontrol görevini yerine getirmedikleri, devriye komutanından izin almadan firarinin yanından ayrıldıkları, bu bağlamda çeşitli talimatlarda kendilerine yüklenmiş emniyet ve güvenlik tedbirlerini hiçe sayarak görevlerini savsakladıkları, zarar doğuran memuriyet görevini ihmal suçunu işledikleri belirtilerek Uzm.J.Çvş
. hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı As. Cz. K.nun 87/1 ve TCK. nun 59/2 maddeleri gereğince beş gün hapis cezasıyla mahkumiyetine, zarar doğuran memuriyet görevini ihmal suçundan dolayı As. Cz. K.nun 144, TCK. 230/2, TCK 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddeleri gereğince 456.300.000 TL. ağır para cezası ile mahkumiyetine ve iki ay onbeş gün süre ile açığa çıkarılmasına verilen bu cezanın ertelenmesine, J.Çvş
ve J.Er
.. haklarında zarar doğuran memuriyet görevini ihmal suçlarından dolayı ayrı ayrı As. Cz. K.nun 144, TCK. 230/2, TCK. 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddeleri gereğince 456.300.000 TL. ağır para cezasıyla mahkumiyetine iki ay onbeş gün memuriyetten mahkumiyetine, verilen bu cezaların ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve Anayasanın 125 nci maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır.
Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacıların oğlu ve kardeşleri olan J.Er
ın, izin tecavüzü durumunda iken birliğine muhafızlı sevki sırasında yolda verilen mola sırasında sevk devriyesinde görevli J.Er
ın aracın arka kısmına dayadığı ve terk ettiği silahı alarak bir el ateş etmek suretiyle kendi eylemi sonucu intihar ettiği, ölüm olayının müteveffanın kendi eyleminden kaynaklandığı ancak sevk devriyesinde görevli J.Uzm.Çvş
ile J.Çvş
. ve J.Er
.ın suç teşkil eden emre itaatsizlikte ısrar ve memuriyet görevlerini ihmallerinin intihar olayının meydana gelmesinde etken olduğu, idare ajanları olan sevk devriyesinde görevli personelin görevlerini gereği gibi yapmayarak hizmetin kötü işlemesine ve zararlı sonucun doğmasına sebebiyet verdikleri bu suretle idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşıldığından, davacıların zararlarının, müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak hizmet kusuru ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan er ve erbaşların yaralanıp sakat kalması halinde kendilerine, ölümleri halinde yakınlarına T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olay nedeniyle bağlanan vazife malullüğü aylığı ve ödenen tütün ikramiyesi yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşülmekte ayrıca 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminat ve bağlanan emekli aylıkları maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğundan, bu kapsamında yapılan ödemeler de maddi ve manevi zararlardan düşülerek yarar olarak kabul edilmektedir.
T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 26.10.2001 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.09.01/79.913.005 sayılı yazılarıyla, davacı baba
..a 5434 sayılı Kanunun 48/ç maddesi gereğince vazife malullüğü aylığı bağlanmasına imkan bulunmadığı bildirilmiştir. Maddi tazminat isteminde bulunan davacı baba
..ın maddi zararlardan düşülmesi gereken bir yarar sağlamadığı anlaşıldığından maddi zararının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 12.05.2004 tarihli bilirkişi raporunda; davacı baba
ın maddi tazminat hak edişinin 8.877.373.767 TL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak davacı baba
..a uygun miktarda maddi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Manevi tazminat isteminde bulunan davacı baba
. ile davacı kardeş
ye olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana gelip şekli, tarihi, davacıların ve müteveffanın statüsü, paranın alım gücü ve müteveffanın müterafik kusuru da dikkate alınarak olay tarihi olan 22.04.2000 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Müteveffa J.Er
..ın baba bir anne ayrı kardeşleri olan davacılar
,
ve
.. için maddi tazminat isteminde bulunulmuş ise de; Türk Medeni Kanununun 364 ncü maddesine göre kardeşlere nafaka ödenebilmesi için nafaka istenilecek tarafın öncelikle hali refahta olması nafaka isteyenin ise diğer taraf yardım etmediği takdirde zarurete düşecek durumda bulunmaları gerekmektedir. Bu bağlamda maddi tazminat talebi, ölenin ekonomik refah içinde, talep edenlerin de yardım edilmediğinde zarurete düşecek durumda olduklarının ve ölüm olayından evvel fiilen bir yardım ilişkisinin bulunması ve kanıtlanması gerekmektedir. Müteveffanın hali refahta olduğu hususunda dosyada bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı kardeşlere ölmeden önce maddi destekte bulunduğu kanıtlamadığı gibi kardeşler zaruret içinde olsalar dahi onlara yardım etme mükellefiyeti sağ olan anne ve babaya aittir. Bu nedenle kardeş ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma gerekçesiyle maddi tazminat ödenmesi isteminin koşulları bulunmadığından davacı kardeşler
.,
ve
.ın maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak davacı baba
.a 4.000.000.000 TL. (Dört milyar TL.) Maddi Tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2- Davacı baba
..a, takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak 1.200.000.000 TL. (Bir milyar iki yüz milyon TL.) Manevi Tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Davacı kardeş
...ye, takdiren ve müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınarak 500.000.000 TL. (Beş yüz milyon TL.) Manevi Tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
4- Davacı kardeşler
,
ve
ın Maddi Tazminat istemlerinin REDDİNE,
5- Hükmedilen maddi tazminat miktarına, müteveffanın yeniden gelir elde edebileceği varsayılan 24.07.2001 tarihinden 30.06.2002 tarihine kadar yıllık %60 (Yüzde altmış), 01.07.2002 tarihinden 31.03.2003 tarihine kadar yıllık %55 (Yüzde elli beş), 01.04.2003 tarihinden 31.12.2003 tarihine kadar yıllık %30 (Yüzde otuz), 01.01.2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (Yüzde onbeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
6- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına, olay tarihi olan 22.04.2000 tarihinden 30.06.2002 tarihine kadar yıllık %60 (Yüzde altmış), 01.07.2002 tarihinden 31.03.2003 tarihine kadar yıllık %55 (Yüzde elli beş), 01.04.2003 tarihinden 31.12.2003 tarihine kadar yıllık %30 (Yüzde otuz), 01.01.2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (Yüzde onbeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy