(Şehitlik Yönergesi m. 3, 7)
Davacılar vekili tarafından düzenlenip AYİM kayıtlarına 27.12.1999 tarihinde geçen dava dilekçesinde özetle;
müvekkillerinin oğulları müteveffa Ulş.Uzm.Onb. ...........'un Diyarbakır 2 nci Ordu Ulaştırma Oto Özel Taburunda görevlendirildiğini, burada başarılı ve verilen her türlü emri zamanında ve gereği gibi icra eden Ulş.Uzm.Onb. ........'un özveri ve şevk ile görevini ifa ederken 20.10.1999 tarihinde Diyarbakır'dan Balıkesir Askeri Fabrika Komutanlığına Askeri malzeme nakli yapmakta iken, Konya-Ereğli Karayolunda aracın devrilmesi sonucu kaza mahallinde vefat ettiğini, Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca icra olunan ölü harici muayenesinde müteveffanın trafik kazasına bağlı kunt kafa ve genel beden travması sonucu kafatası parçalanması ve beyin doku harabiyetinden ileri geldiğinin tespit edildiğini, müvekkillerinin oğulları ve kardeşlerinin vefatına sebebiyet veren hadisenin gerek icra edilen hizmeti nezaret ve kontrol ve icra ettirmekle mükellef idare ajanlarının görevlerini ihmallerinden husule geldiğini, müteveffaya atfedilecek bir hizmet kusuru veyahutta disiplinsizliğin bulunmadığını, ölümü takiben müteveffanın naşını ailesi teslim almaya Konya iline gittiğinde burada görevli idare ajanlarınca şehit olarak nitelendirilip, cenazesinin bayrağa sarılı olarak teslim edilip, ailesinin ikamet ettiği Diyarbakır iline cenaze bayrağa sarılı olarak nakledilip bu şekilde defnedildiğini, daha sonra davalı idare ajanlarınca aileye bilahare şehit sayılmadığının bildirildiğini, müvekkillerinin oğulları-kardeşleri görevi ifa ederken kendisine atfedilebilecek bir kusuru olmaksızın, davalı idare ajanlarının kusurlu ve eksik davranışları neticesinde ve de kendisine atfedilemeyecek olan teknik arıza ve yolun şartları sonucu vefat ettiğini, görev yeri OHAL Bölgesi dahilinde olup, müessif hadise icra olunan hizmet emrini yerine getirirken husule geldiğini, davalı idarenin Şehitlik Yönergesini kaynak göstermek suretiyle işlem tesis ettiğini, ancak yönerge belli bir alanda ve kendi içerisinde idarenin nasıl hareket etmesi gerektiğini gösteren emir niteliğinde bir metin olup, diğer makam ve kuruluşları bağlayan bir kaynak olmadığını, husule gelen elim hadisenin hizmetin ifası sırasında,yetkili ajanlarca verilen emrin ifası sırasında yine idare ajanlarının görevlendirmesi sırasında meydana geldiğini, olayın oluşumu itibariyle kusurlu sayılan idarenin objektif sorumluluğundan da söz edilebileceğini, olayın oluşu itibariyle de müvekkillerinin oğulları/kardeşlerinin şehit sayılmasındaki kamu yararının davalı idarece verilen emir gereğince vazifenin ifası sırasında husule gelen olay sonucunda şehit kabul edilmemesindeki kamu yararından az olduğunun düşünülemeyeceğini, sadece geride kalanları manevi açıdan tatmine, yüksek bir ülkü uğruna öldüğünü tevsike yönelik şehit sayılmama işleminin davalı idarece kabul edilmemesi ve bu doğrultuda işlem tesisi sonucu Ulş.Uzm.Onb. ........'un hizmet emrinin ifası sırasında vefatı sonucunda davalı idarece şehit sayılmama işlemi amaç ve sebep yönlerinden hukuka aykırı bulunduğundan, iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, Diyarbakır'dan Balıkesir Askeri Fabrika Komutanlığına OHAL Bölgesindeki birliklerin Askeri malzemelerinin nakli esnasında kullandığı Askeri aracın devrilmesi sonucu vefat eden Ulş.Uzm.Onb. ..........'un Şehitlik Yönergesi kapsamında değerlendirilmeyerek şehit sayılmaması işleminin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacıların yakını Ulş.Uzm.Onb. .........'un 2 nci Ordu Ulaştırma Ağır Oto Özel Taburunda görev yaparken 20.10.1999 tarihinde Diyarbakır ilinden Balıkesir Askeri Fabrika Komutanlığına Askeri malzeme nakli yapılırken sevk ve idaresindeki Askeri aracı Konya iline 30 km mesafede yorgunluk, dalgınlık, uykusuzluk gibi nedenlerle şarampole düşürmesi sonucu vefat ettiği, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.1999 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı, bilirkişi beyanı, karar tutanağı, 7 nci Kor. Askeri Savcılığının 12.07.2000 tarih ve 2000/138 Esas sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair kararın incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Davacıların yakını olan Ulş.Uzm.Onb. .........'un askerlik görevini yapmakta iken kendisine verilen bir görev sırasında araç kazası sonucu vefat ettiği sabit olup bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Müteveffanın yakınları olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğramışlar ise bu zararların devletçe yasalara uygun olarak karşılanacağı tabidir. Ancak davacıların yakınlarının bu olay nedeniyle şehit sayılıp sayılmayacağı bu husustaki mevzuat hükümlerine göre saptanacaktır.
Mevzuatımızda ŞEHİTin tanımını yapan bağlayıcı bir düzenleme bulunmamaktadır.
1325 tarihli Askeri Tekaüt ve Maaş Kanununda şehit kavramı geçmekte ise de tanımı verilmemektedir. Keza, 5434 Sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 64 ve müteakip maddesinde Harp Malullüğünden söz edilmekle birlikte, şehit"le ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Emekli Sandığı Kanununun 69 ncu maddesinin (d) bendinde : ...64 ncü madde de yazılı hallerde şehit olmuşlarsa;... ibaresinin, şehit ya da şahadeti tam olarak açıkladığı söylenemez.
Bu konuda T.B.M.M.'nin 927 Sayılı yorum kararı ile 4992 sayılı Kanuna ek 5107 sayılı kanunun 2 nci maddesinin tefsirine lüzum ve zaruret olmadığına dair Heyeti Umumiye kararı mevcuttur. Bu kararlarda, harpte veya eşkıya müsademesinde her nev'i düşman silahı tesiri ile derhal vefat edenler ile harpte yaralanıp tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde vefat edenlerin şehit sayılacağı belirtilmiştir.
Davalı İdare savunmasını Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanan şehitlik yönergesi (MSY 439-1) göre yaptığı, Askeri Savcılık da aynı yönerge hükümlerine göre düşünce açıkladığı anlaşılmaktadır.
Şehitlik Yönergesi, şehitliğe kimlerin gömüleceğinin belirlenmesi, şehitlik yerlerinin tespiti ve tescili ile bakım ve onarım işlemlerinin yürütülme esas ve usullerinin tespiti amacı ile çıkarılan idarenin bu hususlardaki iç işleyişi ile ilgili bir düzenlemesidir.
Bu yönergenin 7 nci maddesinde şehitliklere defnedilecekler sayılmış, 3 ncü maddesinde ise 7 nci maddede yazılı nedenlerden dolayı ölenler şehit olarak tanımlanmıştır. Ancak bu tanımlama idarece şehitliklere defnedilecekler ile sınırlı bir tanımlamadır. Zira Yönergede şehitliğe gömülenlere Şahadet Belgesi verileceği, bu belgenin vefat eden personelin şehitliğe gömülme hakkını kazandığını ifade eden bir belge olduğu, bu belgenin hak sahiplerine şehitlik nedeniyle yasaların tanıdığı hakların verilmesi zorunluluğunu doğurmayacağı belirtilmiştir.
Her ne kadar yasalarda ve daha alt hukuk normu olan Tüzük ve Yönetmeliklerde Şehit kavramı tanımlanmamış ise de, Askerlik hizmetini ifa ederken vefat eden askerlerin olayın oluş şekline göre hak ve menfaatleri sosyal güvenlik yasaları ve özel kanunlarla düzenlenmiştir. Örneğin T.C. Emekli Sandığı Kanununun, 926 Sayılı Kanun, Nakdi Tazminat Kanunu, Olağanüstü Hal Kanunu v.b. Yukarıda da belirtildiği üzere şehitliğin yasalarda yapılmış bir tanımına rastlayamamaktayız. Örneğin ne 5434 Sayılı T.C.Emekli Sandığı Yasasında ne de sair yasalarda şehit"lik hükümleri bulunmaktadır. Tamamen dini bir terim olan bu kavramın yasalarca içeriğinin sınırlarının belirlenmemesi karşısında bu müessesenin yasama organı yerine yargı kararlarıyla belirlenip düzenlenmesi ve tanımının yapılması Anayasamızın Kuvvetler Ayrılığı ilkesi ile uyarlı görülmemektedir.
Taraflar ve Başsavcılık olayı münhasıran Şehitlik Yönergesi hükümlerine göre değerlendirdiklerinden bu husus Kurulumuzca da incelenmiştir. Yönergenin 7 nci maddesinde şehitliklere defnedilecekler sayılmıştır. Bu maddeye göre; Şehitliklere; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden aşağıda belirtilen durumlarda olanlar gömülür. -Harpte fiilen ateş altında ölenler, ya da yaralanıp tedavisi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler veya geride bulunup da düşman silahlarının tesiriyle ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler,-İç Güvenlik görevlerinde (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç) veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler,
- Eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca görevlendirilmeleri nedeniyle, sabit görev yerlerinden ayrıldıktan sonra, vukuu bulan bir olayda ölenler ya da yaralanıp da bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler,-Kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatışma sırasında ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler, Hudut emniyet hizmetlerinde iken silahlı çatışma sırasında veya hudut emniyet hizmetinin ifasına yönelik diğer faaliyetler sırasında kaza ve olaylarda ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler, (disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç), Ailesi arzu ettiği takdirde, ölen MSB. ları, Orgeneraller ve Oramiraller, T.S.K. mensubu veya T.S.K.'nden ayrılanlardan (emekli, istifa v.b.) daha önce T.S.K. mensubu olmaları gerekçesiyle terör eylemlerine muhatap olarak ölenler, Herhangi bir Askeri tesis, kışla ve binanın v.s. yangın, sel, deprem, heyelan, çığ gibi doğal afetlere maruz kalması nedeniyle ölenler, Hangi meslek ve sınıftan olursa olsun; vazifeli olarak Askeri uçak veya Askeri maksatla kullanılan uçak, helikopter, gemi ve denizaltının herhangi bir sebep ve etki ile düşmesi, batması, infilak etmesi sonucu bu vasıtalarda bulunanlardan ölenler, {disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç), -Yurtdışında sürekli görev veya her türlü geçici görev nedeniyle bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden; bu görevlerinden dolayı (görevleri sona ermiş olsa bile) maruz kaldıkları tedhiş veya uğradıkları suikast sonucu ölenler ile T.C. Anayasasının 92 nci Maddesi veya Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmalar uyarınca ya da 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun EK-10 ncu maddesi gereğince görevlendirilenler ile yabancı ülkelerde veya uluslararası sahalarda yapılan eğitim, tatbikat, manevra veya harekat sırasında bu görevlerin başlangıcından bitimine kadar geçen süre içinde ölenler. hükmünü amirdir.
Askerlik görevinin ifası sırasında kendisinin sebebiyet verdiği araç kazası sonucu vefat eden davacıların yakını Ulş.Uzm.Onb. ........'un durumu T.B.M.M. Yorum Kararı kapsamına girmediği gibi Şehitlik Yönergesinin 7 nci maddesindeki şehitliğe gömüleceklerle ilgili madde kapsamında da bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy