(1005 S. K. m. 1)
Davacı vekilinin 10.10.2000 tarihinde İstanbul 3 ncü idare Mahkemesi Başkanlığına verdiği ve 20 Ekim 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 73/3 tertip olarak askere alındığını ve TCG Ç-312 Gemi Komutanlığı emrinde porsun er olarak görev yaptığını, gemideki görevi sırasında 1 nci ve 2 nci Barış Harekatına gemisi ile birlikte katıldığını, bu hizmet nedeniyle kendisine aylık bağlanması ve bazı olanaklardan yararlandırılması yolundaki isteme olumsuz yanıt verildiğini, davacı ile aynı gemide görev yapan kimselerin kayıtlarda adı bulunmasına rağmen davacının adının sehven kayıtlara geçmediğini, bu hususun diğer tanıklarla kanıtlandığını ve müvekkilinin harekata katıldığına ilişkin, İstanbul 3 ncü Sulh Hukuk Hakimliğinden tespit kararı aldıklarını, bunlara rağmen istemlerinin reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
28.8.1991 tarihli 3761 Sayılı Kanunla 1005 Sayılı Kanunun 2943 Sayılı Kanunla değişik 1 nci maddesinde değişiklik yapılarak, Milli Mücadeleye ve Kore Savaşlarına iştirak edenlerle 1974 yılında Temmuz 1 nci ve Ağustos 2 nci Barış Harekatına Kıbrıs'ta fiilen görev alarak katılanlara hayatta bulundukları sürece Vatani Hizmet Tertibinden 1500 gösterge rakamının her yıl Bütçe Kanunu ile tespit edilen memur maaş katsayı ile çarpılmasından bulunacak miktarda aylık bağlanması öngörülmüştür.
20.2.1968 tarihli 1005 Sayılı Kanunun iki maddesinin değiştirilmesi ve Kanuna iki geçici madde eklenmesi amacıyla çıkarılmış olan 2943 Sayılı Kanunun gerekçesi incelendiğinde; Kore'de savaşanlarla, Kıbrıs'ta savaşanlar arasındaki eşitsizliğin giderilmesi maksadıyla 1974 yılında Temmuz 1 nci ve Ağustos 2 nci Barış Harekatına Kıbrıs'ta fiilen görevli olarak katılan Türk Vatandaşlarına da benzer imkanların sağlanmasının hedeflendiği görülmektedir. 1005 Sayılı Kanunu değiştiren 27.4.1976 tarihli 1985 Sayılı Kanun, 1950-1953 yılları arasında Kore'de fiilen savaşa katılanların tümünü kapsamakta olduğuna göre, bu kanundan yararlananlarla, Kıbrıs'ta savaşanları eşit statüye getirmeyi amaçlayan 2943 Sayılı Yasadaki 1974 yılında Temmuz 1 nci ve Ağustos 2 nci Barış Harekatına Kıbrıs'ta fiilen görev alarak katılmış olan Türk Vatandaşları ibaresi ile, kanun koyucunun 1974 yılında Kıbrıs'ta icra edilen Barış Harekatının birincisine veya ikincisine ya da her ikisine birden fiilen iştirak etmiş olma şartını kastettiği kuşkusuzdur. Bunan aksini düşünmek kanunun gerekçesinde belirtilen sosyal amaca ters düşeceği gibi, 1 nci Hareketa fiilin katılmış ancak, yaralanarak Türkiye'ye tahliye edildiği için İkinci Harekata katılmayan veya 1 nci harekatta şehit olan bir personelin yerine 1 nci harekatın sonunda tayin olan ve ikinci harekata katılan bir kişinin de yasanın getirdiği haklardan yararlandırılmaması gibi bir sonuç doğurur ki bu da büyük bir eşitsizliğe neden olur.
3761 Sayılı Kanunun getiriliş amacı da aynı olduğuna ve yararlanabilmek için yeni şartlar getirilmediğine göre bu kanundan yararlanmak için Kıbrıs'ta birinci ya da ikinci harekata katılmanın yeterli olacağı açıktır.
Mahkememizin yerleşmiş kararlarıyla, Birinci Kıbrıs Barış Harekatına 20-21-22 Temmuz 1974, İkinci Barış Harekatının da 14-15-16 Ağustos 1974 tarihlerinde yapıldığı kabul edilmekte olup 2943 Sayılı Kanun ve onu değiştiren 2761 Sayılı Kanundan yararlanabilmek için bu tarihlerde fiilen Kıbrıs'ta görev almış bulunmak gerekmektedir.
Kıbrıs Barış Harekatının yalnızca Kıbrıs'a giderek savaşanların mücadelesi ile sınırlı kalmadığı, çok sayıda askeri birlik ve kurumun etkinliği ile gerçekleşebildiği, Ülkemizin genel yaşam düzenine de yansıyan pek çok yönünün bulunduğundan kuşku yoktur. Bu yönüyle Kıbrıs Barış Harekatı sırasında birçok askeri birliğin Güney Bölgemizde çeşitli yerlere intikal ettiği ve oralarda üstlendiği, buralara intikal eden birliklerini eski karargahlarında kalan personelin de mesaisini Kıbrıs Barış Harekatına yönelik olarak harcadığı bir vakıadır. Keza harekatın Türkiye'den yönlendirilmesinin gerektirdiği Kıbrıs'a görevli gidiş-dönüşlerin olduğu da bir gerçektir.
Ancak Türkiye'de de bulunup zaman zaman Kıbrıs'a gitse, doğrudan Kıbrıs'ta görev de alsa, 2943 Sayılı Kanundan yararlanabilmek için Kıbrıs'ta 20-21-22 Temmuz 1974, 14-15-16 Ağustos 1974 tarihlerinde fiilen görev yapmış olma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu tarihlere tekabül etmeyen Kıbrıs'a gidiş-dönüşler, ya da bu tarihler dışında kalan tarihlerde yapılan görevlerden dolayı 2943 Sayılı Kanundan yararlanmak mümkün görülmemektedir.
Barış harekatında özel görevler verilmiş personelin bulunduğu da bilinmektedir. Eğer bu personelin Kıbrıs'ta görev yaptığı süreler 20-21 -22 Temmuz 1974 ya da 14-15-16 Ağustos 1974 tarihlerini ya da bu tarihlerin tamamını kapsamış ise bu personelin de 2943 Sayılı Kanundan yararlanabileceği kuşkusuzdur.
Dava dosyasında mevcut belge ve bilgilerin tetkikinde; Davacının, Kıbrıs'ta gerçekleştirilen 1 ve 2 nci barış harekatlarının her ikisine birden katıldığını söylemesine karşın, harekata katılanların isimlerinin bulunduğu bilgisayar kayıtlarında adına rastlanmaması nedeniyle talebinin reddedildiği görülmektedir. Gerçekten de, Kıbrıs Barış Harekatına iştirak edildiğini ortaya koyan kanıt niteliğindeki en önemli bilgiler konuyla ilgili OBİM kayıtlarıdır. Ancak bilgisayar kayıtlarında bulunmamak, mutlak anlamda, harekata iştirak edilmediğini gösteren bir husus değildir. Birçok olayda olduğu gibi iştirakin, diğer bazı belge ve bilgilerle kanıtlanması da mümkündür. Davacının adına OBİM kayıtlarında rastlanmamış ise de Barış Harekatına katıldığı hususu aynı gemide görev alan arkadaşlarının, Sulh Hukuk hakimliği önündeki tanıklıkları ile kanıtlanmış, bu konuyla ilgili olarak İstanbul 3 ncü Sulh Hukuk Hakimliğince tespit kararı verilmiştir. Ayrıca davacının görev yaptığı gemi ve hakkında tanıklık eden kimselerin 1 nci ve 2 nci Harekata katıldıkları hususu, Milli Savunma Bakanlığınca tanzim edilen cevap dilekçesindeki TCG Ç-312 K.lığı Dz.K.K.lığının 5 Ocak 1984 gün ve Per: 4060-4-84/Dismor Sayılı yazısı ile yayımlanan 1 nci ve 2 nci Kıbrıs Barış Harekatına fiilen katılan birlikler listesinde olmasına... şeklindeki kelimelerden açıkça anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, müvekkilinin yasanın çıktığı tarihten itibaren emsallerinin aldığı meblağının tamamının tazminine yönelik işleminin de bulunduğu görülmekte ise de bu talepte haklılık yoktur. Zira 5434 Sayılı Kanunun sistematiğinden anlaşılacağı üzere aylıklara hak ediş, bu konudaki müracaat tarihinden itibaren almaktadır. Bu nedenle davacıya, Kanun tarihinden itibaren bir ödeme yapılması mümkün değildir. Ödemelerin başlangıç tarihi ancak başvuru tarihi olabilir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının 1. Ve II. Kıbrıs Barış Harekatına katıldığı anlaşıldığından 1005 Sayılı Yasanın sağladığı yararlardan başvuru tarihi olan 31 Mayıs 1999 tarihinden geçerli olarak yasal faizi ile birlikte yararlandırmama işleminin İPTALİNE,
2- Davacının 31 Mayıs 1999 tarihinden önceki tarihi ilişkin özlük haklarının ödenmesine ilişkin isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy