(1076 S. K. m. 3, 8) (1632 S. K. m. 30, 31, 32, 52) (1111 S. K. m. 5)
Davacı vekilinin 22.11.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde; davacının Atatürk Üniversitesi ilahiyat Fakültesi mezunu olduğu, halen Ergani İ.H.L.de Din dersleri öğretmenliği yaptığı, 4 yıllık fakülte mezunu olduğu, davacının er olarak askere şevki için yapılan tebligat üzerine gerekçesi sorulduğunda ağır hapis ve hapis cezalan bir yıldan fazla olduğu için bu cezaların ayrı ayrı 1076 Sayılı Kanunun 8 nci maddesi gereğince ve 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanununun 30 ve 32 nci maddeleri gereğince yedek subay olmasına engel olduğunun bildirildiği,davacının bu eylemlerinin 12 Eylül 1980 öncesi olduğu, aradan 20 yılı aşkın süre geçtiği, olaylardan ders alarak geçen sürede hiçbir suç işlemediği, davacı memnu hakların iadesine karar aldırıp halen öğretmen olarak devam ettiği, davacı suçu işlediği tarihte 18 yaşından küçük olup asker kişi olmadığı, bu nedenle Askeri Ceza Kanununun uygulanamayacağı, kararların onanması tarihlerinden 16 yıl geçtiği, tüm sonuçları ile zamanaşımına uğradığı, davacının yedek subay öğretmen olarak askere şevkinin gerekeceği, sabıka kaydının sildirildiği, davacının halen sabıkasız göründüğü, kamu hizmetlerinden yasaklılık kararı memnu hakların iadesi kararı ile kaldırıldığından öğretmen olarak görev yaptığı, davacının yedek subay olarak askere şevki, en azından kısa dönem er olarak askere şevkinin gerekeceği belirtilerek 18 aylık er olarak askere şevkine ilişkin işlemin öncelikle yürütmesinin durdurulmasına ve işlemin iptaline karar verilmesi istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 13.12.2000 tarih ve 2000/839 Esas Sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden davacının dört yıllık fakülte mezunu olarak yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının Malatya 2 nci Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 27.6.1984 tarih ve 1984/84 Esas 1984/139 Karar Sayılı kararı ile davacının cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak suçundan 3 yıl 10 ay 20 gün ağır hapis cezası ile ayrıca aynı kararda korku ve panik yaratmak amacıyla ev kurşunlamak suçundan bir yıl on ay on gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, bu cezaların kesinleştiği ve infaz edildiğinin anlaşılması nedeniyle tadil edilerek davacının 18 ay er statüsünde askere şevkine karar verildiği anlaşılmıştır.
Askerlik hizmeti 1111 Sayılı Askerlik Kanunun ile 1076 Sayılı yedek subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda düzenlenmiştir. 1076 Sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 3 ncü maddesi 2338 Sayılı Kanunla değiştirilmiş olup anılan maddeye göre, dört yıl ve daha fazla süreli yüksek öğretim kurumlarından mezun olup askerliğe elverişli olanlar yedek subay olabilmektedirler. Ancak yükümlüler Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla ise, isteklilere, yükümlülüklerini erbaş-er olarak yerine getirebilme imkanı tanınmıştır.
1076 Sayılı Kanun yedek subaylık hizmet süresini 18 ay olarak belirlemiştir. (Md.3/f). Bakanlar Kurulunun 8/2021 Sayılı ve 25.11.1980 tarihli kararı ile 18 aylık süre 16 aya indirilmiş olup halen yedek subaylık süresi 16 ay olarak uygulanmaktadır. Ancak yukarıda belirtilen şekilde, yükümlülüklerini istekleri üzerin er olarak yerine getirecekler için söz konusu erlik süresi 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 5 nci maddesinin 3031 Sayılı Kanun ile değişik 1 nci fıkrasına göre aynı celbe tabi olup yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresinin yarısı kadardır.
Görülüyor ki 16 ay olan yedek subaylık hizmetine tabi tutulması gereken bir kişi, eğer yükümlü sayısı ihtiyaçtan fazla ise er yapılmakta, ancak yedek subay olabilme imkanı ve hakkı varken er olarak hizmet ettiği için kanun bu durumda olanların yarı oranda (sekiz ay süreli) erlik hizmetini yeterli görmektedir. Bu nedenle sekiz aylık hizmete tabi tutulacak yükümlülerden, öncelikle, yedek subay olabilme şartı aranacaktır. Yedek subay olabilme şartlarını taşımayan kişiler işe 1111 Sayılı Askerlik Kanunun uyarınca er olarak asker edilecekler ve bunları hizmet süreleri anılan Kanunun 5 nci maddesi birinci fıkrası uyarınca 18 ay olacaktır.
Davacı hakkında bu maddeler uyarınca işlem yapıldığı ve mahkumiyeti nedeniyle yedek subaylık hakkını kaybettiği gerekçesi ile 18 ay süre ile askerlik yapması gerektiği yolunda işlem tesis edildiği ortadadır. Davacının yukarıda belirtilen mahkeme kararı ile anılan suçlardan üç yıldan fazla ağır hapis ve bir yıldan fazla hapis cezaları ile mahkum edildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
1076 Sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 2962 Sayılı Kanunla değişik 8 nci maddesi (a) bendi Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir suçtan mahkum olmayı yedek subaylığa engel hallerden biri olarak belirlemiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bir subayın, hangi suçlardan ne cins ve süreli bir ceza aldığı takdirde subaylıktan çıkarılacak olduğu ise 20 Mart 2000 gün ve 24001 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4551 Sayılı Kanunla değişik Askeri Ceza Kanununun 30 ve 31 nci maddelerinde gösterilmiştir. 30 ncu maddede taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis, bir seneden fazla hapis cezası İle mahkumiyet çıkarma nedeni olarak belirtilmiştir. 31 nci maddeye göre çıkarma feri cezası askeri rütbe ve memuriyetlerin kaybedilmesi sonucunu doğurur. Yine 30 ncu maddede adliye mahkemelerinden verilen çıkarma nedeni olan mahkumiyetlerde çıkarma feri cezasının hükme hacet kalmaksızın uygulanacağını hükme bağlamıştır.
İşte bu hükümler dolayısıyla, subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir mahkumiyeti bulunanların önce yedek subay yetiştirilip asteğmen naspedildikten sonra subaylıktan çıkarılması gibi bir gereksiz uygulamaya yol açılmaması bakımından 1076 Sayılı Kanunun 8/a maddesi getirilmiş ve Silahlı Kuvvetlerde subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanların subay olmaları daha başlangıçta önlenmiş, bu durumda olanların yedek subay olamayacakları hükme bağlanmıştır.
Bu bakımdan davacının 18 ay er olarak askere şevkine ilişkin işlem hukuka uygun bulunmaktadır.
Davacının sabıka kaydı adli sicilden silinmiş olsa dahi, adli sicilden silinen mahkumiyet hükümlerinin geçmişe de şamil olacak tarzda kalkacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığından, sicilden silinen mahkumiyet hükmünün sonucu olarak kaybedilen haklar geri gelmez.
Davacı memnu hakların iadesine dair karar aldığını bu nedenle yedek subaylık hakkının geri verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; memnu hakların iadesi yalnız ceza mahkumiyetinin müebbet olan neticelerini kaldırır ve geçmişe şamil değildir. Bu nedenle mahkumiyet baki kalır. Mahkumiyetin dahi kalkacağına dair kanunumuzda açıklık yoktur. Memnu hakların iadesi, hükümlünün bu hakları yeniden iktisap ve kullanma ehliyetini elde etmesi demektir. Kaybedilmiş olan haklar geri verilmez, başka bir anlatımla geri gelmez. Bu nedenle örneğin, ceza mahkumiyetinden dolayı memuriyetten müebbeten mahrum olan hükümlü eski memuriyetine hak iddia edemez.
Öte yandan Askeri Ceza Kanununun memnu hakların ne suretle geri verileceği ve neticeleri başlıklı 52 nci maddesinde, Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun memnu hakların geri verilmesi hususundaki hükümlerinin, askeri şahıslar hakkında da tatbik olunacağın, ancak memnu hakların geri verilmesine karar verildiği takdirde mahkumiyetle zayi olan bilcümle askeri rütbe, unvan, memuriyet, nişan ve askeri hizmet esnasında kazanılan sair hakların geri gelmeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm de davacının, mahkumiyeti sebebiyle kaybettiği yedek subaylık veya 8 ay erlik statüsünün geri verilmesine engeldir.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy