(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili, 4 Ekim 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kardeşi olan P.Komd.Er .......'in 4.Komd.Tug.3.Komd.Tb. 7.Komd. Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 25 Temmuz 1998 tarihinde intikal halinde Tunceli-Pülümür-Kangallı mevkiinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit olduğunu, bu ölümün müvekkillerini kardeşlerini kaybetmeleri nedeniyle derin bir acı ve ızdıraba maruz bıraktığını, ölüm olayının idari bir hizmetin görülmesi sırasında ve görevin şartlarından kaynaklanması nedeniyle davalı idarenin geride kalanların zararlarını karşılamak yükümlülüğünde olduğunu, davacıların zararlarının karşılanması için idareye yaptıkları başvuruya cevap verilmediğini belirterek, bu nedenle her bir kardeş için 250.000.000.TL. olmak üzere toplam 1.750.000.000.TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacıların kardeşi olan ........'in askerlik hizmetini yapmakta iken 25 Temmuz 1998 tarihinde teröristler ile çıkan çatışmada şehit olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yoğunlaşan terör eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu uygulama sırasında çok sayıda güvenlik görevlisi ile asker kişi şehit olmuş veya yaralanarak sakat kalmıştır.
Taraflara göre üçüncü kişi durumdaki teröristlerin eylemlerinden dolayı meydana gelen zarardan idarenin sorumlu tutulup tutulmayacağı, idare sorumlu tutulacak ise sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
İdarenin sorumluluğunu düzenleyen Anayasanın 125 nci maddesinin son fıkrası idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür denilmektedir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, esasların belirlenmesi ve meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır.
İdare, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde güvenliği sağlamak amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir. İdarenin terör eylemlerine karşı giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından mücbir sebep olarak kabul edilemez. Bu faaliyetler sırasında kamu hizmetini ifa eden idare ajanının zarara uğraması ile hizmet arasında nedensellik bağının bulunduğu açıktır.
Zararın meydana gelmesinde idarenin bir kusuru bulunmamakla birlikte davacıların zararının doktrin ve mahkeme kararlarıyla gelişen kusursuz sorumluluk ilkesine göre davalı idarece karşılanması gerektiği Kurulumuzca kabul görmüştür.
Davacı kardeşlerden ........., ......., ......, ....... .......... ve ..........'in kardeşlerini kaybetmiş olmaları nedeniyle gerek olay anında duydukları ve gerekse ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olay tarihinden geçerli olmak üzere yasal faizi ile birlikte manevi tazminat verilmesi kurulumuzca kabul edilmiş, manevi tazminat miktarının takdirinde nüfusa kayıtlı kardeş sayısının esas alınması görüşünde bulunan Hak.Kd.Alb.M.Hayri ÖZTAN ve Hak.Alb.Turgut ARIBAL takdir edilen manevi tazminat miktarlarına katılmamışlardır.
Davacı kardeş ise 16.10.1994 doğumlu olması nedeniyle olay tarihinde henüz 3 yaş 9 ay 9 günlüktür. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi emsal kararlarında ve yerleşik içtihatlarında 7 yaşını doldurmamış kardeşlerin manevi acıyı idrak edemeyecek durumda olduğunu ve dolayısıyla manevi tazminata müstehak olamayacakları görüşünü benimsenmiş olduğundan kurulumuzca da bu doğrultuda karar verilmiş, 7 yaşından küçük kardeşin de manevi tazminata müstehak olduğu görüşünde bulunan Başkan Hak.Kd.Alb.Dr.Sezai AYDINALP ve Hak.Alb.Turgut ARIBAL bu karara katılmamışlardır.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacı kardeşler ........., ........, ........, ....... .........., ....... ve .........'a takdiren ve istemleri gibi ayrı ayrı 250.000.000.'ar TL. (İkiyüzellimilyonar TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
2- Davacı kardeş ..........'ın manevi tazminat isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminatlara olay tarihi olan 25 Temmuz 1998 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar %50 (yüzdeelli), 1.1.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüzdealtmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- 1602 Sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5- Davacılar tarafından peşin yatırılan 18.100.000.TL.(onsekizmilyonyüzbin TL.) harcın istek halinde davacılara İADESİNE,
6- Peşin yatırılan sarfedilen ve sarf edilecek olan 3.500.000.TL.(üçmilyonbeşyüzbin TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
7- Hükmedilen manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nispi olarak hesabedilen 74.000.000.TL.(yetmişdörtmilyon TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nispi olarak hesabedilen 25.000.000.TL.(yirmibeşmilyon TL.) Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Davacı kardeşler için manevi tazminat miktarı takdir edilirken, dava açan kardeş sayısına bakılmayıp, nüfus kaydındaki kardeş sayısı esas alınmalıdır. Zira Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre kardeş sayısı arttıkça her kardeş için takdir olunan manevi tazminat miktarı azalmaktadır. Onbeş-yirmi kardeşten birinin kaybedilmesi ile iki kardeşten birinin kaybedilmesi halinde kalan kardeş bakımından duyulan acının aynı olduğu söylenemez.
Diğer taraftan davacılar manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmişler ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacıların olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.
KARŞI OY GEREKÇESİ
25.07.1998 tarihinde teröristlerce çıkan çatışmada şehit olan P.Komd.Er ............'in kardeşleri tarafından açılan manevi tazminat davasında, kardeşlerden ...........'in olay tarihinde 3 yaş 9 ay 9 günlük olması nedeniyle manevi tazminat istemi reddedilmiş, ayrıca diğer kardeşlere nüfus kaydındaki kardeş sayısı esas alınmayarak manevi tazminata müstahak görülmeyen kardeş dikkate alınmadan manevi tazminat takdir edilmiştir.
Manevi tazminata, olay anında duyulan ve ömür boyu duyulacak acı ve ızdırap karşılığı hükmedildiğinden, davacı ......'a da yaşı ve ileride duyacağı acı ve ızdırap dikkate alınarak takdir edilecek bir miktar tazminatın verilmesi hakkaniyete uygun düşecektir. Ayrıca diğer kardeşlere takdir edilen manevi tazminat miktarının tazmininde müteveffanın, nüfus kaydındaki kardeş sayısının esas alınması gerekirken, bir kardeşin tazminata müstahak olmadığından bahisle bu esastan ayrılınarak karar verilmesinin, kardeşlerden bir kısmının dava açmaması veya bir kısım kardeşler hakkında hüküm verildikten sonra bir kısmının dava açması hallerin de hangi kardeşin tazminata müstahak olup olmayacağının belirlenmesindeki imkansızlıklar nedeniyle hakkaniyete uygun olmayacağını düşündüğümden aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy