(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekilinin 23.10.2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kardeşi Astsb.Kd.Üçvş ..........'nin 15.7.1999 tarihinde operasyon görevi sırasında binili oldukları aracın uçuruma yuvarlanması sonucu şehit olduğunu, yakınlarını kaybeden müvekkillerinin duyduğu acıyı kısmen de olsa azaltmak maksadıyla toplam 1.000.000.000 TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacıların yakınının 15.07.1999 tarihinde icra edilen operasyon görevi sırasında binili bulundukları aracın uçuruma yuvarlanması sonucu şehit olduğu, kardeşlerin idareye manevi tazminat istemiyle yaptıkları müracaata olumsuz yanıt verilmesi üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların kardeşinin ölümüyle sonuçlanan hadisede idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurundan bahsetmek mümkün değil ise de bir kamu hizmeti olan askerlik görevi esnasında meydana gelen zararın sadece zarar görende ya da yakınları üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yansıtılması hakkaniyet gereği olmakla kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince idarenin tazminle mükellef olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, davacıların gerek olay nedeniyle duyduğu ve gerekse ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın vukua geliş şekli ve tarihi, askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ve olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz göz önünde bulundurularak kendilerine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacı kardeşler .......... ve .........., ..........'ye takdiren ve istemleri gibi ayrı ayrı 5.000.000.000.'ar TL. (beşyüzmilyonar TL.)manevi tazminat VERİLMESİNE,
2- Hükmedilen manevi tazminata olay tarihinden itibaren, 31.12.1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzde elli), 01.01.2000 tarihinden 31.12.2000 tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış), 01.01.2001 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nispi olarak hesapedilen 73.500.000.TL. vekalet ücretinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
4- Davalı idare harçtan muaf olduğundan aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5- Davacılar tarafından peşin yatırılan 12.560.000.TL. harcın istemleri halinde davacılara İADESİNE,
6- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 4.500.000.TL. posta giderinin davalı idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy