(1111 S. K. m. 10/C)
Davacı vekili 7 Şubat 2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kerkük Türklerinden olup, resmi müsaade ile Türkiye'ye kabul edildiğini, 13.10.1975 tarihinde Eskişehir Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinden mezun olduğunu, Bakanlar Kurulunun 14.02.1977 tarih ve 7/13313 sayılı kararı ile Resmen Türk vatandaşlığına geçtiğini, müvekkilinin askere sevk edilmek üzere yaptığı girişimlere rağmen 1111 Sayılı Askerlik Kanununun 10/C-3 ncü maddesi gereğince, askerlik hizmetinden muaf tutularak askere sevk edilmediğini, aradan uzun yıllar geçtikten sonra davalı idarenin müvekkilini askere çağırdığını ve gerekçe olarak ta müvekkilinin Türk vatandaşlığına alındığı tarih itibariyle emsallerinin sevk edilmemesini gösterdiğini, müvekkilinin bu işlemlerde herhangi bir kusuru bulunmadığını ve şu an için yaşlı ve hasta bir insan olduğunu belirterek askere sevk edilme işleminin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 6 Nisan 2001 gün ve 2001/171 Esas sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre; 1950 Kerkük (IRAK) doğumlu olan davacının 1971 yılında öğrenim maksadı ile Türkiye' ye geldiği, 13 Ekim 1975 tarihinde Eskişehir Devlet Mühendislik ve Mimarlık ve Akademisini bitirdiği, 2.2.1976 tarihinde Türk vatandaşlığına geçmek için başvuruda bulunduğu, Türk Soyundan olduğu belirtilerek 11 Mayıs 1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulunun 7 Şubat 1977 gün ve 7/13313 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığına alındığı, Ödemiş Nüfus İdaresi tarafından 4.7.1977 tarihinde kaydının Ödemiş Askerlik Şubesi Başkanlığına bildirildiği, Askerlik Şubesince hangi Kanun (403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu veya 2510 Sayılı İskan Kanunu gereğince hangi statüde (göçmen ve yabancı) Türk vatandaşlığa alındığının nüfus idaresine sorulduğu, ancak bu konuda kesin bir bilgi edinilemediği, davacının Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi mezunu olması nedeniyle askerliğine karar alınmak üzere 22 Temmuz 1977 tarihinde İzmir 800 yataklı Askeri Hastanesine sevk edildiği, 24 Ağustos 1977 gün ve 3815 sayılı raporla B/7 Fi Yedek subay adayı olur. TSK. O.B.K.Y'nin 3 nolu istihdam cetvelindeki (+) işaretli sınıflarda görev yapar. Komando olamaz kararlı rapor verildiği, Ödemiş Askerlik Şubesi Başkanlığınca davacının hangi kanunla ve hangi statüde Türk vatandaşlığına alındığı konusunda bir çok kez nüfus idaresi ve emniyet birimleriyle yazışma yapılmasına rağmen durumu aydınlatılmadığından ve vatandaşlığa göçmen veya Mülteci olarak kabul edildiği tespit edilemediğinden hakkında ne işlem yapılacağının İzmir Askerlik Dairesi Başkanlığından sorulduğu, İzmir Askerlik Dairesi Başkanlığının 11 Ocak 1978 gün ve 2. Ks.: 4400-4-78-(ASAL) sayılı yazısı ile yükümlünün Türk vatandaşlığına alındığı tarihte 22 yaşını bitirdiği, bu nedenle 1315 Sayılı Kanunun 10 ncu maddesine göre hakkında işlem yapılmak üzere er ve erbaş olarak acemi ihtiyata geçirilmesinin bildirildiği, sonuç olarak buna istinaden davacının 1111 sayılı Kanunun 10/10 maddesi gereğince askerlik hizmetinden muaf tutulduğu, 17.11.2000 tarihinde davacı hakkında ihbarda bulunulması üzerine yapılan incelemede askerlik hizmetinden muaf tutulmasının mümkün olmadığı belirtilerek 2.2.2001 gün ve ASAL: 0526-02-01/Er İşi. Ş.Özel İşl.Ks. sayılı yazısı ile ilk yedek subay celbinde test ve mülakat merkezine şevkinin istendiği, davacının askere alınmasına ilişkin anılan işlemin iptali istemi ile bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Hukukun amacı, toplumda süreklilik ve güvenliği sağlamak, dolayısı ile hukuki ilişkileri de bu temel amacı gerçekleştirecek biçimde düzenlemektir. Öğretide ve yargı kararlarında idarenin süre ile sınırlı olmaksızın işlemini her zaman geri alabilme imkanı bulunduğu kabul edilecek olursa uyuşmazlıkların sonunun gelmeyeceği, idarenin işlemini tesis ederken dikkatli ve hassas davranmayacağı ve idare edilenlerin hukuki güvenliğinin sağlanamayacağı belirtilmektedir.
Hukuka aykırı sakat idari işlemler aleyhine, idari dava açma süreleri dava açılmadan geçirildiği takdirde nasıl ki yapay bir sağlık kazanıyor ve artık o işlemin hukuka aykırılığı iddia edilemiyorsa, hukuka aykırı işlemin geri alınmasının da hukuka aykırı olacağı, zira hukukun amacının kişilerin gerek birbirleriyle, gerekse devletle olan ilişkilerinde güven ve devamlılığı sağlamak olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan idarenin işlemini ne kadar süre içinde geri alabileceği konusunda mevzuatta bir hüküm bulunmadığından bu sürenin her olayın özelliğine göre idari yargı organınca takdir edilmesi gerekmektedir.
Doktrin ve yargı kararlarında yok hükmünde veya kanuna aykırılığı açık olan veya ilgilinin hilesi, yalan beyanı yahut sahte belge kullanılması sonucu tesis edilmiş işlemlerin idarece her zaman geri alınabileceği kabul edilmekte ise de; davacı 1971 yılında öğrenim maksadı ile Türkiye' ye gelmiş, 12 Ekim 1975 tarihinde Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisini bitirmiş, 2.2.1976 tarihinde Türk Vatandaşlığına geçmek için başvuruda bulunmuş, Türk soyundan olduğu belirtilerek Bakanlar Kurulunun 7 Şubat 1977 gün ve 7/13313 Sayılı Kararı Türk Vatandaşlığına alınmış, vatandaşlığa alındığı, Ödemiş nüfus idaresinde 4.7.1977 tarihinde Ödemiş Askerlik Şubesince bildirilmiş, askere şevkine ilişkin tüm işlemleri tamamlanmış, sonunda Türk vatandaşlığına alındığı tarihte 22 yaşına bitirdiği belirtilerek Askerlik Kanununun 10/10 maddesi gereğince askerlik yükümlülüğünden muaf tutulmuştur.
Davacının askerlik hizmetinden muaf tutulması konusunda idare tarafından tesis edilen işlemde ilgilinin hilesi, yalan beyan herhangi bir nedenle ilgili organları aldatmış olması bahis konusu değildir. Bu itibarla aradan 22 yıl geçtikten sonra idarenin işlemini geri almasının idarenin kararlılığı ilkesine ters düştüğü kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle davacının askere sevkine ilişkin olarak tesis edilen işlem hukuka uyarlı bulunmadığından İŞLEMİN İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy