(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 28 Ağustos 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Davacının Edirne 3 ncü Tümenin Edirne Garnizonundaki Kıyık lojmanları 11 Dairede ailesi ile oturmakta iken 19 Mart 1997 günü kalorifer kazanı ile bağlantılı ana bacada biriken kurumların tutuşması sonucu yatak odasında çıkan yangın nedeniyle konuttaki eşyalarının yandığını, davalı idarenin konutun maliki olup baca temizliğinin gereği gibi yaptırılmamasından kaynaklanan olaydan dolayı yanan eşyalarına karşılık 2.100.000.000.TL. maddi, 200.000.000.TL. manevi tazminat istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre; Davacının 3 ncü Mknz.P.Tümen K.lığı emrinde görevli iken, oturmakta olduğu Edirne'deki askeri lojmanında bacasındaki kurumların tutuşmasına bağlı olarak 19 Mart 1992 günü yangın çıktığı, zararlarının tazmini istemi ile Mahkememizde 28 Ağustos 1997 günü açtığı davanın AYİM.2.Dairesinin H.2.1998 gün ve 1997/500 E, 1998/125 K. sayılı kararı ile GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE karar verildiği, aynı konuda bu kez Edirne Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın da Edirne Asliye 2 nci Hukuk Mahkemesinin 14.10.1998 gün ve 1998/416 E., 1998/474 K. sayılı kararı ile GÖREVSİZLİK kararı verilerek görevli mahkemenin belirlenmesi için dosyasının uyuşmazlık mahkemesine gönderildiği, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 18.12.2000 gün ve 2000/59 sayılı kararı ile davanın görüm ve çözümünde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli bulunduğu açıklanarak AYİM 2 nci Dairesinin 11.2.1998 gün ve E. 1997/500, K.1998/125 sayılı görevsizlik kararının KALDIRILMASINA karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, Davacının 3 ncü Tümen de görevli iken Edirne garnizonunda oturmakta olduğu Kıyık Lojmanları 11 nci dairede 19.3.1997 günü bacadaki kurumların tutuşması sonucu meydana geldiği, yangın sonucu yanan eşyaların bedeli olan 2.100.000.000.TL maddi, eşyalarının yanması nedeniyle duyduğu üzüntüye karşılık 200.000.000.TL. manevi tazminat istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yangın olayı nedeniyle 3 ncü Tümen Askeri Mahkemesi tarafından görevi ihmal suçundan yargılanan P.Başçavuş .............'ın beraatına ilişkin 1997/447 Esas sayılı dava dosyası ile Edirne Asliye 2 nci Hukuk Mahkemesinin 1998/416 Esas sayılı olup davanın görev yönünden reddine ilişkin dava dosyası getirtilerek incelenmiş, bu dosyalara ve olayı müteakip yaptırılan idari tahkikat sonunda düzenlenen "İdari Tahkikat Raporu"na göre; yangının yatak odasından geçen kalorifer bacasından çıktığı, ancak yatak odasında soba kurmak maksadı ile Kamu Konutları Kanunu ve TSK.Konut Yönergesine aykırı olarak kalorifer bacasına açılan soba deliğinin ne zaman ve hangi kiracı tarafından açıldığının tespit edilemediği, yangının kağıtla kapatılıp boyanan, yatak odasına açılan soba bacası deliğinin tutuşmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere Devlet adına kamu hizmetini yürüten idarenin halin icabına ve ihtiyaca göre hizmeti devamlı ve en iyi şekilde topluma arz etmesi, hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramamasını sağlamak için gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin açık delilidir.
Olayımızda Tümen personelinin oturmakta olduğu lojmanların, oturanlardan teslim alınırken durumunun iyi incelenerek mevzuata aykırı bir tadilat yapılmış ise bunun masrafı tadilatı yapan kimseden alınmak sureti ile giderilmesi gerekmesine rağmen, buna riayet edilmeden teslim alınan ve kim olduğu tespit edilemeyen bir kiracı tarafından soba kurmak maksadı ile yatak odasına açılmış olup bir kağıtla kapatılarak üstü boyanan kağıdın tutuşması sonucu çıkan yangın ilk nazarda görevini gereği gibi yerine getirmeyen Tümen Mal Sorumlularının kusurlu davranışlarından ileri gelmiş gibi görünmekte ise de; ajanın idarenin yürüttüğü hizmetin bir parçası olduğu, bunun hizmetin yapısal özelliğinden kaynaklandığı, başka bir anlatımla ajanı idarenin yürüttüğü hizmetten ayırmanın mümkün olmadığı düşünüldüğünde olayın cereyan ettiği birlikte hizmetin iyi işlemediği, idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğu, dolayısı ile davacının olay nedeniyle uğradığı zararın davalı idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı vekiline yazılan 26 Aralık 2001 tarihli ara kararı ile yandığı iddia edilen eşyaların neler olduğu ve değerleri konusunda mahkeme veya benzer bir organ tarafından yapılmış resmi bir tespit varsa buna ilişkin belgelerin gönderilmesi istenmiş, 17.1.2002 tarihli cevabi yazıda müvekkili tarafından resmi bir tespit yaptırılmadığı bildirilmiştir.
İdare hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacının oturmakta olduğu lojmanda çıkan yangında bir kısım eşyaları hasar görmüş ise de; çıkan yangına bağlı olarak ne gibi eşyalarının yandığı, yanma dereceleri ve değerleri konusunda mahkeme veya resmi nitelikli bir merci tarafından yapılmış resmi bir tespit bulunmadığından davacının maddi zararlarım kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmış, bu nedenle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Diğer taraftan, davacının gerek olay nedeniyle duyduğu ve gerekse ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın vukua geliş şekli ve tarihi, askerlikteki statüsü, sosyal durumu, olay tarihindeki paranın alım gücü ve takdir olunan manevi tazminatın davacıya fiilen ödeneceği güne kadar geçecek sürede işleyecek yasal faiz gözönünde bulundurularak kendisine uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının maddi tazminat isteminin REDDİNE
2. Davacıya takdiren istemi gibi 200.000.000.TL. (ikiyüzmilyon TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi 19 Mart 1997 tarihinden 31 Aralık 1997 tarihine kadar %30 (yüzde otuz), 1 Ocak 1998 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar %50 (yüzde elli), 1 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüzde altmış) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 11.750.000.TL.(onbirmilyonyediyüzellibin TL.) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan 32.250.000.TL. (otuzikimilyonikiyüzellibin TL.) harcın İSTEK halinde davacıya İADESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nisbi olarak hesabedilen 20.000.000.TL. (yirmimilyon TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesabedilen 60.100.000.TL. (altmışmilyonyüzbin TL.) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacının olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy