(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 13 Temmuz 2000 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ........'ın 3 ncü Ana Jet Üs Destek Grup Hizmet Bölük Komutanlığında askerliğini yapmakta iken yakalanmış bulunduğu Hepatit B virüsü nedeniyle GATA Sağlık Kurulunun 14.5.1999 gün ve 4932 sayılı raporu ile "Askerliğe Elverişli Değildir" kararı verildiğini, buna istinaden aynı gün terhis edildiğini, Davacının silah altına alındıktan sonra "Aşçı" olarak görev yaptığını, görev sırasında periyodik olarak yapılan Aylık Sağlık Kontrol Ve Üç Aylık Portör muayenelerinde sağlam çıktığı, ancak daha sonra Hepatit B virüsü (sarılık) kapması nedeniyle bu kez hastaneye sevk edildiği, yapılan tetkiklerde hasta olduğunun tespit edildiğini, davacının sağlam olarak başladığı askerlik görevinde hijyenik koşulların oluşturulmaması nedeniyle bu hastalığı kaparak sakat kaldığım, davacının zararlarının objektif sorumluluk kuralları gereğince davalı idare tarafından karşılanması gerektiği ileri sürülerek 10.000.000.000 TL. maddi, 5.000.000.000 TL. manevi tazminat istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre; Davacının 21.8.1997 tarihinde askere sevk ve 26.8.1997 tarihinde Eğitim Merkezine katıldığı, temel askerlik eğitimi sonunda 8.11.1997 tarihinde 10 gün dağıtım iznini kullandıktan sonra 17 Kasım 1997 günü Konya 3 ncü Ana Jet Üs Destek Grup Hizmet Bölük Komutanlığına katıldığı, burada üs tabldotunda aşçı olarak görevlendirildiği, aylık sağlık kontrolü ve üç aylık portör muayenelerine tabi tutulduğu, 10 Haziran 1998 tarihinde 20 gün memleket izni kullandığı, 10 Eylül 1998 tarihindeki muayenesinde HbsAg pozitifliği tespit edildiği, bunun üzerine Konya 100 Yt. Hv. Hastanesi Sağlık Kurulunun 18.9.1998 gün ve 1839 sayılı raporu ile SMK. Üç ay, ayni hastane Sağlık Kurulunun 5.1.1999 gün ve 58 sayılı raporu ile SMK. üç ay, GATA Sağlık Kurulunun 12.4.1999 gün v.e 3611 sayılı raporu ile 6 ay önce tesadüfen tespit edilen HbsAg pozitifliği hikayesi ve HBV İNFEKSİYONU tanısı ile SMK bir ay hava değişimi verildiği, GATA Sağlık Kurulunun 14.5.1999 gün ve 4932 sayılı raporu ile "HBV İNFEKSİYONU" tanısı ile "ASKERLİĞE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR" kararı verildiği bu rapora istinaden ayni tarih itibariyle terhis edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar gözönüne alınarak, davacının GATA' daki muayene ve tedavilerine katılmamış, hakkında düzenlenen raporlarda Sağlık Kurulu üyesi olarak görev almamış, ilgili hastalığın Anabilim dalında görevli üç Profesör veya Doçent tarafından dava dosyasının, gerekiyorsa GATA' daki muayene ve müşahede belgelerinin resmi bilirkişi sıfatıyla incelenerek;
"1. Hepatit - B hastalığının ortaya çıkış zamanı (yaşa bağlı olarak ortaya çıkmakta ise bu husus açıklanarak) ve nedenleri,
2. Bu hastalığın hangi yollardan bulaşmakta olunduğu,
3. Hastalığın virüs ve mikrobunun varsa kuluçka süresinin,
4. Bu hastalığın askerliğin sebep ve etkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının,
5. Hastalığın bünyesel nitelikte olup olmadığının,
6. Bu hastalığın tıbbi tedavi ile veya kendiliğinden iyileşmesinin mümkün olup olmadığının,
7. Bu hastalığa yakalandığı tespit olunan 22 yaşındaki bir kişinin hastalık nedeniyle çalışma gücü kaybına uğrayıp uğramayacağının, böyle bir kayba uğruyorsa çalışma gücünü hangi oranda kaybedeceğinin," bir raporla tespiti istenmiş, İnf.Hst. ve Ki. Mik. A. D. Başkanı Prof. Hv. Tbp. Kd. Alb ..... ve ayni ... Öğretim üyesi Prof. Dz. Tbp. Yb. S ....., Doç. Hv. Tbp. Yb. ...... ve Doç. Tbp. Kd. Bnb ..... tarafından düzenlenen ve GATA Komutanlığının 17.8.2001 gün ve İNF.HST.:2000-677-01 sayılı raporda "Hepatit B, Hepatit B virüsü denilen bir virüs tarafından oluşturulan karaciğerin iltihabi hastalığıdır. Hepatit B'nin kandaki belirteci (göstergesi-marker'ı) Hepatit B yüzey antijeninin (HbsAg) pozitif bulunmasıdır. Dünya üzerinde bu belirteci taşıyanların (HbsAg (+) olanların) sayıları tahminen 400 milyon kadardır. Ülkemizde ise yaklaşık 5 milyon kişinin (%7-14) HbsAg'si pozitiftir. Bu virüsü taşıyanların büyük çoğunluğu sadece taşıyıcı olarak kalırken (Karaciğerlerinde hasar bulunmaz) yaklaşık %10'unun karaciğerinde de hasar bulunabilmektedir. (Kronik Aktif Hepatit) taşıyıcı olarak değerlendirilen vakalarda tedaviye gerek görülmez iken Kronik Aktif Hepatit tanısı alanların bir kısmı (Tedavi için gerekli tıbbi kriterleri taşıyanlar) çeşitli ilaçlarla (İnterferon, Lamivudine gibi) tedavi edilebilmektedir.
Hepatit B Virüsü, genellikle dört şekilde bulaşmaktadır.;
HBsAg (+) anneden bebeğine doğum esnasında veya daha sonra, HbsAg (+) kanların bir şekilde diğer şahıslara bulaşması (ortak şırınga, jilet, akupunktur, döğme iğnelerinin ortak kullanılması veya kan nakli) Cinsel temas Horizontal yol (Yukarıda üç yolla bulaştığı açıklanamayan)
Virüsün bulaşmasından yaklaşık 30 -180 gün (ort:45 gün) sonra hastalık ortaya çıkar (kuluçka süresi). Erişkin kişilerde her 100 kişiden yaklaşık 90'ı (%90) kendiliğinden iyileşirken (HbsAg negatifleşirken), 10 kişide bilinmeyen sebeplerle bu virüs ömür boyu kalabilmektedir (Kronikleşme). Hepatit B virüsünü annesinden alan bebeklerde ise durum tam tersidir (%90'ı) kronikleşir.
Hepatit B virüsünün bulaşmasından sonra 30-180 gün içerisinde hastalık ortaya çıkabilmektedir. Ancak burada bahse konu olan "Akut hepatit B" tablosudur.
Bu hastalık yukarıda da ifade edildiği gibi ülkemizde genellikle anneden bebeğine, doğum esnasında veya emzirme döneminde bulaşmaktadır. Ayrıca çocukluk çağında yapılan enjeksiyonlarla (tek kullanımlık olmayan şırıngalar), sünnet, kulak deldirme gibi girişimlerle olmaktadır. Erişkin yaşlarda ise cinsel temas veya ortak kullanılan jilet, enjektör, diş fırçası gibi aletlerle bulaşma olabilmektedir. Bu virüs hava yoluyla bulaşmamaktadır. Yani aynı odada bulunmakla, aynı yerde yemek yemekle buluşma mümkün değildir.
Bu hastalığın kuluçka süresi 3-180 (ortalama 45) gündür.
Bu hastalık, askerliğin sebep ve etkisinden kaynaklanması direkt olarak mümkün görülmemektedir. Ancak jilet, ustura, diş fırçası gibi aletlerin ortak kullanımı ile buluşmanın olabileceği göz önüne alınırsa, askerlik, hapishane gibi toplu yaşamın olduğu durumlarda, eğitimsizlik nedeniyle bu tür aletlerin ortaklaşa kullanılması Hepatit B virüsünün bulaşma riskini artırabilmektedir. Bununla birlikte askerler arasında yapılan bilimsel çalışmalarda HbsAg pozitiflik oranları toplumun diğer katmanların farklılık göstermediği bulunmuştur.
Virüs bulaşan 100 erişkin hastanın 90'ı virüsü vücudunda atarken 10' u bunu ömür boyu taşıyabilmektedir. Bu taşıyıcıların da sadece %10' unun karaciğerinde hasar gözükürken geri kalan %90' ı sadece kanların da ve karaciğerlerinde HbsAg taşımaktadırlar. Bunun neden böyle olduğu halen anlaşılamamıştır. Hastalığın değişik bünyelerde değişik şekillerde seyrettiği söylenebilir.
Yukarıda da (5bMd.) izah edildiği şekilde hepatit B virüsünün bulaştığı 100 kişiden 90'ı bu virüsü kendiliğinden vücutlarından atmakta ve iyileşmektedirler. Bebeklerde ise bu oran ne yazık ki oldukça düşüktür. (%10-30). Ancak HbsAg taşıyanların sadece %10 kadarının karaciğerinde kadar hasar (hafif - orta - şiddetli) bulunmaktadır.
Hepatit B virüsü Taşıyıcılıktan siroz ve karaciğer kanserine kadar uzanan değişik bir yelpazede hastalıklara neden olabilmektedir. Taşıyıcılık durumunda iş gücü kaybı olmamaktadır. Ancak hastalık ilerler ve kronik aktif hepatit, siroz veya karaciğer kanserine yol açarsa işgücü kaybının olacağı bir gerçektir." denilmektedir.
İdare hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Resmi bilirkişi sıfatıyla rapor düzenlemiş bulunan profesör ve doçentlerden müteşekkil kurul tarafından düzenlenen raporda belirtildiği üzere; davacıda saplanan Hepatit - B virüsünün cinsel temas, ortak kullanılan jilet, enjektör, diş fırçası, kulak deldirme gibi ortak kullanılan alet ve girişimlerle bulaşması, virüs bulan erişkinlerin %90' nın virüsü vücutlarından atıyor olması, taşıyıcılık durumunda iş gücü kaybı yaratmaması göz önünde bulundurulduğunda, idarenin tazminle sorumlu tutulması hukuken mümkün görülmemiştir. Zira davacının bir zararı bulunduğu ve bu zararın idarenin somut bir eyleminden kaynaklandığı ortaya konulamamıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Hukuki dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,
Yargılama giderlerinin 1602 sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
Davacı tarafından peşin yatırılan toplam 171.910.000 TL. harçtan davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümlerine göre 3.160.000 TL. başvurma harcı ile 4.240.000 TL. ilam harcının toplamı 7.400.000 TL. (yedi milyon dört yüz bin TL.)'nin mahsubu ile arta kalan 164.510.000 TL. (yüz altmış dört milyon beş yüz on bin TL.) harcın istek halinde davacıya İADESİNE,
Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri bakımından hesabedilen 285.000.000 TL. (iki yüz seksen beş milyon TL.) vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy