(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21, 24)
Davacı vekili, 19 Ekim 2000 tarihinde Van İdare Mahkemesine verdiği ve 27 Ekim 2000 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlunun askerlik hizmetini ifa ederken 15 Mart 1999 tarihinde hastalanarak vefat ettiğini, müteveffanın ailenin en büyük çocuğu olması nedeniyle destekten yoksun kaldıklarını, davacının olay nedeniyle büyük acı ve ızdırap duyduğunu, ömür boyu duymaya devam edeceğini, zararlarının giderilmesini, davalı idareye yaptıkları başvuruya cevap verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 3.000.000.000.TL. maddi, 1.000.000.000.TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı idare süre itirazında bulunmuştur. Süre kamu düzeni ile ilgili olduğundan öncelikle bu husus incelenmiştir. Davacının oğlunun vefat tarihi 15.03 1999'dur.İdari başvuru dilekçesi 10.03.2000 tarihinde APS ile gönderilmiş ve 11.03.2000 tarihinde davalı idarenin görevlisi Gökhan Muradoğlu tarafından imza karşılığı alınmıştır. Bir yıllık yasal süresi içerisinde mecburi başvurusunu yapan davacının 10.07.2000 tarihinde Van İdare mahkemesine verdiği dilekçesi ile açtığı davanın süresinde açıldığı sonuç ve kanaatine varıldığından davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasında mevcut belgeler, bilgiler ve özellikle 2nci Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının E:1999/557 K:1999/1549 sayılı Kavuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar incelendiğinde ; Davacının oğlu .......'un 2 Nolu Bölge Muhabere Taburunda askerlik hizmetini ifa ettiği 03.03.1999 tarihinde verilen alarmda koğuştaki battaniyeleri yataklarına bırakmadıkları için Bölük Astsubayı ....... tarafından ceza olarak verilen sıra harici hizmet nedeniyle yapılan komando dansı ve koşu sonrasında fenalaşarak yere düştüğü, bilahare kaldırıldığı hastanede efor sonrası gelişen nörohumoral değişimlere bağlı dolaşım ve solunum durması sonucu beynin oksijensiz kalması nedeniyle vefat ettiği anlaşılmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğunun dayanağı Anayasanın 125 nci maddesidir. Anayasanın 125 nci maddesine göre "İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür" Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Anayasa dışında idarenin sorumluluğu 1602 Sayılı Kanunun 21 ve 24 ncü maddelerinde de düzenlenmiştir. Ancak gerek Anayasa da gerekse 1602 Sayılı Kanunda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara dayanacağı belirtilmemiştir. Bu meselenin halli doktrin ve yargı içtihatlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkesine dayansın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için, bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Meydana gelen olay nedeniyle doğan zararın meydana gelişinde idareye atfı kabil hizmetin kurulmasında ve işletilmesinden doğan bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Ancak davacının yakınının bir kamu hizmeti olduğunda şüphe bulunmayan askerlik hizmeti yaptığı sırada Türk Silahlı Kuvvetlerinde personel eğitim faaliyetlerinden ceza niteliğindeki sıra harici hizmet olan komando dansı ve koşu esnasında fenalaşarak vefat ettiği, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu, söz konusu zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı babaya T.C.Emekli Sandığınca malul ve muhtaç olmadığından bahisle aylık bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenmediği, ayrıca 2330 sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi Hakkındaki Kanun uyarınca herhangi bir tazminat ödenmediği anlaşıldığından davacının sağladığı bir yarar bulunmamaktadır.
Davacı babanın uğradığı zararların tespiti için re'sen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 04 Ocak 2002 bilirkişi raporunun tetkikinde davacı babanın 2.888.248.000 TL. maddi tazminat hak edişinin bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. Mahkememizin tespit ettiği kıstaslara, yerleşik kararlarına ve ilmi verilere uygun görülen bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacının olay nedeniyle çektiği acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın vukua geliş şekli ve tarihi, davacının yakınının askerlik statüsü ve sosyal durumu, paranın alım gücü ve işleyecek yasal faiz gözönünde bulundurularak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı baba Mehmet Sunkur'a 2.888.250.000.TL.
(İkimilyarsekizyüzseksensekizmilyonikiyüzellibin TL.) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2. Takdiren davacıya 1.000.000.000.TL (birmilyar TL)manevi tazminat VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına davanın açıldığı tarih olan 10 Temmuz 2000 tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar yıllık %60 (Yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına davanın açıldığı tarih olan 10 Temmuz 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yılık %60 (Yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5. 1602 Sayılı AYİM Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 Sayılı Harçlar Kanunun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,
6.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davacı tarafından peşin yatırılan 59.660.000.TL. (ellidokuzmilyonaltıyüzaltmışbin TL.) harcın istemi halinde davacıya İADESİNE,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 35.000.000.TL.(Otuzbeşmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davada haklılık oranına göre 31.600.000.TL (otuzbirmilyonaltıyüzbin TL)sinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3.400.000 TL. (üçmilyondörtyüzbin TL)sinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 12.750.000 TL. (onikimilyonyediyüzellibin TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca tespit edilen 148.888.250 TL
(yüzkırksekizmilyonsekizyüzseksensekizbinikiyüzelli TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacılara VERİLMESİNE,
10. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca tespit edilen 84.675.000.TL.(seksendörtmilyonaltıyüzyetmişbeşbin TL.) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacının dava tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumuzdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy