(2709 S.K. m. 125) (2330 S.K. m. 3)
Davacı vekilleri 27.03.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Mardin 70 nci Mknz.P.Tuğ.Komutanlığı emrinde istihkam astsubay kıdemli çavuş olarak görev yapmakta iken 25.6.1999 tarihinde bir mayına basması sonucu ayaklarından ve gözlerinden ağır şekilde yaralanarak malulen emekliye sevkedildiğini, terör eylemlerinden zarar görenlerin zararlarının idarece kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince giderilmesinin gerektiğini, 25.000.000.000.TL. maddi ve 5.000.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihi olan 25.6.1999 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte hüküm altına alınmasını dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacı İs.Astsb.Çvş ....'in 70 nci Mknz.P.Tug.İs.Bl.K.lığı emrinde görevli iken 25.06.1999 tarihinde Midyat - Bilezik deresi mevkiinde, önceden teröristlerin geçişini engellemek maksadıyla düşenmiş DM - 11 tip antipersonel mayınlarının temizlenmesi için yapılan arama temizleme faaliyetleri esnasında mayına basması sonucu yaralandığı, yapılan tedavileri sonunda GATA Sağlık Kurulunun 03.02.2000 tarihli ve 755 sayılı raporu ile: "Mayına basma sonucu sol Kalkaneus ve Talus eski Kırıklısı Talonovicüler eklemde dejenerasyon bilateral nefelyon+ sağ göz psödofak" teşhisi konularak "1) B/6 F3 sınıfı görevine devam edemez. TSK SYY KKK'na ait 2 no'lu çizelgede (+) işaretli sınıflarda görev yapar B/59 F4, B/66 F8. 2) Mevcut yaralanmadan dolayı kırkbeş gün iş ve gücünden kalmıştır. 3) Hayati tehlike geçirmiştir. 4) Uzuv zaafı vardır." kararı verildiği, davacıya 15.09.2000 tarihinden itibaren başlamak üzere 5434, 2330 ve 3713 sayılı Kanunların vazife malullüğü ile ilgili hükümleri uygulanarak 6. derece Türk Silahlı Kuvvetleri vazife malullüğü aylığı bağlandığı, ayrıca 3480 sayılı Kanun uyarınca 2000 yılına ilişkin olarak 3,5 aylık 117.000.000.TL. tütün-ikramiyesi ödendiği, davacıya 2330 sayılı Kanun uyarınca 3.279.875.000.TL. nakdi tazminat ödendiği, davacı hakkında 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca "Cephanesi Hakkında Dikkatsizli, Nizamlara, Emirlere ve Talimatlara Riayetsizlik Neticesi Yaralanmaya Sebebiyet Vermek" suçundan yapılan adli soruşturma sonucunda davacının olayda kusuru bulunmadığından dolayı adı geçen savcılığın 14.09.2000 tarihli ve E.2000/106, K.2000/1599 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Yaralanma olayının meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından söz edilemez. Ancak, zararın bir askeri görevin ifası sırasında meydana geldiği ve olayın meydana gelmesinde davacının bir kusurunun da bulunmadığı, bu nedenle hizmet ile zarar arasındaki illiyet bağının kesilmediği, zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılması adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacının zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının maddi zararlarının tespiti için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 10.01.2002 tarihli bilirkişi raporunda davacının maddi zararlarının sağladığı maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı, ayrıca kendisine 7.692.116.283.TL. nakdi tazminat yararı sağlandığı, maddi tazminat hak edişinin mevcut olmadığı belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna davacı vekili, bilirkişi raporunun denetimi sağlayacak açıklık ve açıklamayı içermediğini, rapordaki genel hesaplama tarzının ortalama yıllık ve ortalama yıllığa ait katsayı olarak göründüğünü, usulüne uygun gelir artış cetveli hazırlanmadığını, tütün ikramiyesi ile ilgili bilirkişinin aldığı rakamların doğru olmadığını, zira işlemin dönem hesaplamalarının rapor tarihi veya hükme en yakın bir tarih olması gerekirken işlemin dönem hesaplarının 06/2002 tarihi itibariyle yapıldığını, %5 artış ve %5 ıskonto oranlarına göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, yine sosyal güvenlik yasalarındaki emeklilikle ilgili yaş düzenlemeleri nazara alınmayarak 55 yaş sonunda emekli olacağı esas kabul edilerek müvekkilinin zararının eksik hesaplandığını ileri sürmüş ise de, Bilirkişi raporunun gerekli açıklamaları içerdiği, Mahkememizce tespit olunan esas ve ilkelere göre hesaplamanın yapıldığı, tütün ikramiyelerinin bir sonraki yılın ikinci ayında ödendiği ve ödendiği yılın katsayısına göre hesaplamanın yapıldığı, 2000 yılına ilişkin 3,5 aylık tütün ikramiyesinin 117.000.000.TL. olduğu, Bilirkişi raporundaki rakam ise 2001 yılının tamamına ait olup 2002 yılı katsayısına göre hesaplandığı bir hata bulunmadığı, bu nedenle davacı vekilinin itirazlarına itibar olunmayarak ilmi verilere ve Mahkememizin yerleşik içtihatlarına uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre uygulama yapılmıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ileride duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, ancak davacının maddi zararları nakdi tazminat dışında sağlanan yararlarla fazlasıyla karşılanmış olduğundan 2330 sayılı Kanun yarınca ödenen nakdi tazminatın manevi zararların karşılığı olarak ödendiği ve miktarının ise emsal davalarda hükmedilen manevi tazminat miktarının üzerinde olduğundan davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen Nakdi Tazminat miktarı nazara alınarak davacı .......'in MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE, 1602 sayılı Kanunun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
2. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı (1) sayılı cetvele göre alınan 4.920.000.TL. başvurma harcı ile 6.610.000.TL. ilam harcı toplamı olan 11.530.000.TL. harç ile davacı tarafından sarfedilen 13.500.000.TL. posta ücretinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, davacı tarafından peşin yatırılan 417.130.000.TL. harçtan 11.530.000.TL. harcın mahsubu ile artan 405.600.000.TL. (Dörtyüzbeşmilyonaltıyüzbin TL.) harcın istek halinde davacıya İADESİNE,
3. Davacı tarafından yatırılan ve sarfedilen 70.000.000.TL. (Yetmişmilyon TL.) bilirkişi ücretinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesabedilen 97.500.000.TL. nispi, reddedilen manevi tazminatla ilgili olarak 202.500.000.TL. maktu Avukatlık ücreti toplamı olan 300.000.000.TL.(Üçyüzmilyon TL.) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy