(3713 S. K. m. 23) (1602 S. K. m. 42)
Davacı vekili 12 Mart 2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin terörle mücadele kapsamında 20.05.1997 tarihinde yaralandığını, 7.01.1998 tarihinden geçerli terhis belgesi düzenlendiğini, vazife malullüğü hükümlerinin tatbik edilmemesi yönünde tesis edilen işlemin AYİM. 1 nci Dairesinin 22 Şubat 2000 tarihli kararı ile iptal edildiğini, vazife malullüğü hükümlerinin Emekli Sandığınca 3713 sayılı Kanun hükümleri dışında kısmen tatbik edildiğini, İçişleri Bakanlığına vazife malullüğü onayının verilerek müvekkiline askeri kimlik kartı ve TSK. Sağlık Muayene fişi için yaptıkları müracaatın reddedildiğini, oysaki bunların müvekkilinin hakkı olduğunu, 3713 sayılı Kanunda tanınan hakların verilmemesi üzerine bu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirterek askeri kimlik kartı verilmemesi, TSK. Sağlık Muayene Fişi verilmemesi ve 3713 sayılı Kanunun 21 nci maddesindeki hakların tanınmaması işlemlerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
3713 sayılı Kanunun Yardım başlıklı 21 nci maddesinin birinci fıkrası Memur ve kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uygulanır. hükmünü amirdir. Müteakip fıkra ve bentlerde ise yapılacak yardımlar tek tek sayılmıştır. Bu yardımlardan yararlanmanın asıl ve en önemli şartı terör eylemlerine muhatap olmaktır.
Terörle Mücadele Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/802) (S.Sayısı:554) Genel gerekçe bölümünün madde gerekçelerinin 23. Maddesi Maddede, kamu görevlilerinden yurtiçinde veya dışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör suçları tarafından yaralanmaları veya sakat bırakılmaları halinde kendilerine veya öldürülmeleri durumunda eşi ve çocuklarına bağlanacak aylık veya yapılacak yardımlar düzenlenmektedir. şeklinde bir gerekçe getirilmiştir.
1602 sayılı AYİM Kanununun 42 nci maddesine göre ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Dava konusu olayımızı dönüldüğünde AYİM. Birinci Dairesinin 22 Şubat 2000 gün ve E: 1998/784 K:2000/257 sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere davacının Diyarbakır J. Asy. Özel Harekat Grup Komutanlığı emrinde görevli olduğu, 20.5.1997 tarihinde Çekiç Harekatı Çerçevesinde yürütülen operasyonda Kuzey Irak Chiya-e Meluni bölgesinde arazide ilerlenirken bölücü terör örgütü mensuplarının döşemiş olduğu mayına basarak şehit olan J. Astsb. Kd. Çvş. ......................' a yardım etmek ve olaya müdahale sırasında kayalık araziden düşmesi sonucunda omzundan yaralandığı, tedavilere rağmen sakat kaldığı, bu yaralanıp sakat kalmanın 3713 sayılı Kanunun düzenlediği anlamda terör suçluları tarafından ika edilen bir yaralanma olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davacı dilekçesinde TSK. Kimlik Kartı ve Sağlık Muayene fişi verilmemesi işlemlerinin iptali isteminde bulunmuş ise de, dava dilekçesinin ekinde bulunan 30.01.2001 tarihli başvuru dilekçesinde bu yönde bir talebinin bulunmadığı davalı idarenin davacının böyle bir talebinin bulunmaması nedeniyle kimlik kartı ve sağlık muayene fişi verilmemesi yönünde tesis ettiği bir idari işlemin olmaması karşısında bu hususlarda açılan davanın erken açıldığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Bu itibarla;
1- Davacı ...................' ün 3713 sayılı Kanunun 21 nci maddesinden yararlandırılmaması işleminin iptali istemiyle açtığı davanın REDDİNE,
2- TSK. Kimlik Kartı, TSK. Sağlık ve Muayene fişi verilmemesi yönündeki işlemin iptali istemiyle açılan davada, ortada iptal edilebilecek idari işlem bulunmadığından karar verilmesine YER OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy