(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekillerinin 10.4.2001 tarihinde Diyarbakır idare Mahkemesine verdiği ve 13.4.2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlu P.Er ...........'in Lüleburgaz 65 nci Mknz.P.Tug.K.lığı emrinde askerlik hizmetini ifa ederken görevin sebep ve tesiri ile vefat ettiğini, ölüm olayında idarenin sorumluluğu bulunduğunu belirterek davacılara maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekillerinin adli yardım talebi Mahkememizin 2.5.2001 gün ve Gensek No: 2001/652, Esas No: 2001/327 sayılı kararı' ile kabul edilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre; davacıların yakını P.Er ....................'ın 65 nci Mekanize Piyade Tugayı 1 nci Mekanize Piyade Taburu 3 ncü Mekanize Piyade Bölük Karargah Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 19.05.2000 tarihinde depo kademe tel boyu nöbetçisi olduğu sırada yarım dolduruşta bulunan G-3 piyade tüfeğinin kurma kolunu çekip bırakmak suretiyle namluya mermi sürüp doldurduğu silahın namlusunu sol şakağına yaklaştırarak ateş etmesi sonucu ağır yaralandığı, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybettiği anlaşılmıştır. Olay hakkında yapılan soruşturma sonucunda müteveffanın bir ay kadar önce birliğine katıldığı, birliğinde, ailesinde yada çevresinde her hangi bir probleminin bulunmadığı etrafında içine kapanık birisi olarak tanındığı, ancak yakın çevresine sürekli olarak askerlikten yakındığı, sık sık askerliğe alışamadığını, askerliğinin bitmeyeceği beyan etmesinin dışında başkaca bir bulgu elde edilemeyerek P.Er ................'in intihar ettiği, bu hususta hiç kimsenin ikna ve yardımda bulunmadığı, olay öncesinde ya da sonrasında başkaca bir suç işlendiğine dair her hangi bir delil elde edilemediğinden adı geçenin ateşli silahla yaralanması sonucu ölümü hakkında 5 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 23.5.2000 gün ve E.:2000/l 168, K:2000/4888 sayılı kararı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Karar verilmiştir.
İdare Hukuku İlkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Bu şartlardan birinin yokluğu idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır. Bu nedenle ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zararın idari eylem ve işlemle ilgisi bulunmuyorsa, idari faaliyet zararın gerçek nedenini, illiyetini teşkil etmiyorsa, arada illiyet bağı mevcut değilse idarenin sorumluluğu ortadan kalkmaktadır.
Dava konusu olayda müteveffanın nöbet sırasında kendisini nöbet silahı ile vurarak intihar etmesi eylemini idari nitelikte bir eylem veya böyle bir eylemin sonucu olarak kabul etmeye imkan bulunmamaktadır. Zira intihar olayı müteveffanın kendisini silahla vurması sonucunda meydana geldiğinden ve bu nedenle sebep sonuç ilişkisi ortadan kalktığından, zararlı sonucu doğuran eylem idari olma özelliğini kaybetmektedir. Bu bakımdan idare hukuku ilkelerine ve Anayasanın 125/7 nci maddesine göre ölüm olayından idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Hukuki dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy