(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 11 Ocak 2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinin reddedilmesi üzerine 2 Mart 2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin askerlik hizmetini ifa ederken 6.10.1999 tarihinde arkadaşı Er ..........................in kullandığı itfaiye aracının yaptığı kazada yaralandığını, ameliyatı sonrasında % 15 oranında işgücü kaybına uğradığını, askerliğe elverişsizdir kararı verilerek terhis edilen müvekkilinin uğradığı zararların karşılanması amacıyla yaptıkları idari başvuruya cevap verilmediğini belirterek 15.000.000.000 TL. maddi ve 15.000.000.000.TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren isleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut belge ve bilgilerin tetkikinde, davacının GATA Haydarpaşa Asker Hastanesinin itfaiye bölümünde görevli olduğu, 6.10.1999 tarihinde binmiş olduğu itfaiye aracının sanık er .......................... tarafından kullanıldığı, rampadan ikinci vitesle çıkmaya çalışırken aracın çekmemesi üzerine birinci vitese geçirmeye çalıştığı, vitese geçmeyen aracın kaymaya başladığı, frenlerinin de tutmadığı, misafirhanenin yanına kadar gelen aracı buradaki boşluğa aracı sokmaya çalışırken davacının ayağının duvara sürtünmesi sonucunda yaralanıp sakat kaldığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslarla belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandirilmaktadir. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Yaralanma olayının meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve isletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığı söz konusu değil ise de, zararın askerlik hizmetinin ifası sırasında itfaiye aracı ile duvar arasında ayağın sıkışması neticesinde meydana geldiği, hizmet ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğu aşikardır. Bu itibarla zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılmasının adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden davacının zararlarının davalı idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacıya T.C. Emekli Sandığınca Emekli Sandığı Kanununun 12 nci maddesinin (k) bendi uyarınca bağlanacak aylık ve ödenecek tütün ikramiyeleri yarar olarak kabul edilmektedir. Zira askerde geçirdiği bir kaza nedeniyle maaş bağlanan davacının askerlik öncesinde emekli sandığına bağlı kişiler gibi prim ödemesi bulunmamaktadır. Bu husus araştırılmış, T.C. Emekli Sandığının 24 Nisan 2002 tarihli yazısından Genel Müdürlüğün 27.03.2002 gün ve 532660 sayılı işlemi ile 1.04.2001 tarihinden itibaren davacıya 186.390.000 TL. 6 ncı derece TSK Vazife Malullüğü aylığı bağlandığı, en son olarak 1.01.2002 tarihinden itibaren 311.790.000 TLye yükseltildiği, 2001 yılı için 499.950.000 TL. tütün ikramiyesi ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacının zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 30.09.2002 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinden davacının maddi zararının 39.662.735.606 TL., toplam maddi yararının 90.690.647.298 TL. olduğu, davacının zararlarının maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı maddi tazminat hak edişinin bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş, Mahkememizin yerleşik kararlarına tespit ettiği kıstaslara, içtihatlarına ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duymaya devam edeceği acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa telafisi amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü ve sosyal durumu, paranın alma gücü ve isletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı Gn. Md. nce ödenen maluliyet aylığı ve tütün ikramiyesi maddi tazminat miktarlarından düşülmektedir. Zira davacı bu olay nedeniyle T.C. Emekli Sandığında gerek maluliyet aylığı ve gerekse tütün ikramiyesinin ödenmesi uzun zamana ihtiyaç göstermekte ve başlangıçta bu aylığın bağlanması kesin olmadığından idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanlar bir yandan aylık bağlanması hususunda başvururken öte yandan dava açma süresini geçirmemek için maddi tazminat verilmesi istemiyle bağlanacak aylıkları da içerecek şekilde tam yargı davası açmaktadırlar. Başka bir deyişle başlangıçta davacıların maddi tazminat istemiyle tam yargı davasını açma veya aylık bağlanması için başvuruda bulunma yollarından birini seçmeleri haklarının kaybolmasını önlemek yönünden imkan dahilinde bulunmamakta, zorunlu olarak iki yola birden başvurma durumunda kalmaktadırlar. Hal böyle olunca duruşmalı görülen davalarda mahsup muamelesinden dolayı maddi tazminat isteminin kısmen veya tamamen reddi halinde davacılar aleyhine hükmolunması haksızlığa ve hak aramak için başka çaresi olmayan davacının zarara uğramasına yol açmaktadır. Bu görüsün ışığı altında Mahkememizdeki benzer davalarda ilgili uygulamalar da dikkate alınarak davacının maddi tazminat talebinin reddi sebebiyle aleyhe vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
Bu itibarla;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı ..........................un maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2- Takdiren davacıya 600.000.000 TL. (ALTIYÜZMİLYON TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 06 Ekim 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (yüzdeselli), 01 Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 60 (Yüzde altmış) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE, 20 Kasım 2002 tarihinde Üye Hak. Kd.Alb.Ertuğrul TAKA nın karşı oyu üzerine OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇEM
Davacı manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen süredeki değişen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacının olay tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüsünde bulunduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy