(2253 S. K. m. 34)
Davacı 24 Nisan 2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; Yüksekokul mezunu olan müvekkilinin er olarak şevkine karar alınarak çağrı pusulasının tebliğ edildiğini, bu şevkin yasal olmadığını, suçu 12 yaşında iken işlediğini, bilahare lise ve yüksek öğrenimini tamamlayarak 1999 yılında öğretmen olarak göreve başladığını, sabıka kaydını kaldırttığını, memnu haklarının iadesini istemeyi unuttuğunu, küçükken işlenilen bir suçtan dolayı ömür boyu cezalandırılmanın doğru olmadığı belirtilerek öncelikle yürütmenin durdurulmasını ve er olarak askere sevk işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması yönündeki talebi AYİM. 2 nci Dairesinin 9 Mayıs 2001 gün ve E.2001/345 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının 01 Ocak 1987 tarihinde işlediği hırsızlık suçu nedeniyle Salihli Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığı ve 02 Şubat 1987 gün ve 1987/62-62 E.K. sayılı kararla TCK. nun 492/1-son, 522, 523/1,2253 sy. 12/2, TCK maddeleri gereğince iki ay on yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen hapis cezasının paraya çevrilerek teciline karar verildiği, kararın 09 Şubat 1987 tarihinde kesinleştiği, Salihli Asliye Ceza Mahkemesinin 27 Ekim 1994 gün ve 94/231 sayılı kararıyla davacının suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğu, kararın kesinleşme tarihini takip eden 5 yıllık süre içinde başka suç işlemediğinden bahisle adli sicildeki söz konusu mahkumiyete ilişkin kaydın çıkartılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
1076 Sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunun 8 nci maddesinde, Yedek Subay adayı olarak askere şevkten önce veya yedek subay yetiştirilmekte iken, Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olduğu anlaşılanların askerlik hizmetlerini er olarak yerine getirecekleri öngörülmüştür.
Davacının TCK 492 nci maddesine göre aldığı mahkumiyetin 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunun 26 Mart 2000 gün ve 4551/6 md. İle değişik As. C.K. 30 ncu maddesi gereğince TSK'den çıkarma cezasını gerektiren suça ilişkin olduğu ve 1076 Sayılı Kanun 8/a-l nci maddesinde sayılan engellerden olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak söz konusu suçun işlendiği tarihte davacının 15 yaşından küçük olması bu konu üzerinde durulmasını gerektirmiştir. 16 Şubat 1974 doğumlu olan davacının suçun işlendiği 01 Ocak 1987 tarihinde 15 yaşın altında bulunduğu anlaşılmıştır.
Gerek Uluslararası sözleşmeler gerekse iş hukuku kuralları ile suç işleyen çocuklar koruma altına alınmışlardır. Nitekim Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında 9.12.1994 gün ve 4058 sayılı kanun 11.12.1994 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan bu sözleşmenin kanun hükmünde olduğu Anayasanın 90 nci maddesinin amir hükmüdür. Bu sözleşmenin 3 ncü maddesinin birinci fıkrası, Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir hükmünü, 40 nci madde ise Taraf Devletler hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlal ettiği kabul edilen her çocuğun, çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları göz önünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler hükmünü amirdir.
Diğer taraftan 15 yaşını bitirmeyen küçükler tarafından işlenen ve genel mahkemelerin görevlerine giren suçlarla ilgili davalara bakmakla görevli kılınan 2253 Sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 34 ncü maddesi Küçükler hakkında adli sicile geçirilen bilgiler, ancak soruşturma ve kovuşturma konusu olan işler sebebi ile Cumhuriyet Savcıları, sorgu hakimleri, mahkemelerce veya yasama meclisi üyeleri seçimleri ile ilgili olarak yetkili seçim kurullarınca istendiği takdirde adli sicilce bildirilir. Birinci fıkra gereğince verilmiş olan bilgiler başka herhangi bir iş ve konu için kullanılmaz hükmünü amirdir.
Yukarıda özetlenen mevzuat hükümlerine göre Kanun Koyucunun suç işleyen küçükleri topluma kazandırmayı amaçladığı, bu nedenle küçüklerle ilgili sabıka kayıtlarının kullanılmayacağı, başka bir ifade ile küçüklerin sabıka kayıtları esas alınarak bir işlem tesis edilemeyeceğini, sabıka kayıtlarının Cumhuriyet Savcıları, Mahkemeler ve Yüksek Seçim Kurulu dışındaki mercilere bildirilmeyeceğini hüküm altına almıştır.
Davalı idare tarafından davacı hakkında tesis edilen işlemin nedeni, 2253 sayılı Kanunun 34 ncü maddesi uyarınca davalı idareye verilmemesi ve idarece kullanılmaması gereken, kanun koyucunun bir bakıma hükmen yok saydığı sabıka kayıtlarına dayandırılmış bulunduğundan Yedek subay statüsünden çıkarılarak 18 aylık er statüsünde askere sevk işlemi sebep ve maksat yönünden hukuka ve mevzuata aykırı olduğundan İŞLEMİN İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy