(1602 S. K. m. 63) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 30.03.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1999 yılında Astsubay Sınıf Okuluna kabul edildiğini, ancak 04 Mayıs 2000 tarihinde güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle okuldan çıkarıldığını, bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın kabul edilerek işlemin iptaline karar verildiğini, müvekkilinin Şubat 2001 yılında tekrar okula döndüğünü, müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı olarak askeri öğrencilikten çıkarılmak suretiyle kendisinin büyük üzüntü ve elem içerisine düşmesine, toplumda hakkında menfi düşüncelerin oluşmasına sebebiyet verildiği, müvekkili hakkında verilen yürütmeyi durdurma kararının idarece uzunca bir süre uygulanmamak suretiyle müvekkilinin mağdur edildiğini, bu olay nedeniyle akrabaları, sosyal çevresi ve okul arkadaşları arasında düştüğü durumdan dolayı büyük derecede elem ve üzüntü duyduğunu, müvekkilinin bu işlem nedeniyle mezuniyetinin bir yıl ertelenmiş bulunduğu, anılan işlem tesis edilmemiş olsa idi,
30.08.2000 tarihinde okuldan mezun olacağını ve bu tarihten itibaren astsubay çavuş rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevine başlayacağının muhakkak olduğunu, müvekkilinin en erken 30.08.2001 tarihi itibariyle 2001 yılı mezunlarıyla mezun edilebileceği göz önüne alındığında 30.08.2000-30.08.2001 tarihleri arası kalan 12 ay boyunca astsubay çavuş maaşından mahrum kalacağının, ayrıca bu olay nedeniyle 30.08.2000-30.01.2001 tarihleri arasında sair özlük hakları ile Emekli Sandığı, OYAK Kesintisi ve sair Kurum karşılığı kesintilerini de alamamış bulunduğunu, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararın 30.08.2000-30.08.2001 tarihleri arasında olması gereken brüt aylıklarının toplamından ibaret bulunduğunu, toplam 6.750.000.000 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Dava, hakkında yaptırılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması sonucu Tuzla Piyade Astsubay Hazırlama ve Sınıf Okulundan ilişiği kesilen, Askeri Yüksek İdare Mahkemesince bu işlemin iptali üzerine yeniden okula dönen davacının 30.08.2000-30.08.2001 tarihleri arasında alması gereken aylıklarının brüt tutarı kadar maddi, işlem ve yürütmenin durdurulması kararının geç ifa edilmesi nedeniyle duyulan manevi zararlarının tazmini istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 04.05.2000 tarihinde Astsubay Sınıf Okulundan çıkarıldığı, bu işlemin iptali istemiyle 16.05.2000 tarihinde AYİM'de dava açıldığı, 29.09.2000 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın 27.09.2001 tarihinde idareye tebliğ edildiği, 10.01.2001 tarihinde işlemin iptaline karar verildiği, bu kararın 19.02.2000 tarihinde idareye tebliğ edildiği, 05.02.2001 tarihinde davacının kendiliğinden gelmesi üzerine okula alındığı, 15.02.2001 tarihinde idarenin karar düzeltme isteminde bulunduğu, 30.03.2001 tarihinde davacı vekilinin tam yargı davasını açtığı, 11.04.2001 tarihinde karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği, 20.04.2001 tarihinde idareye tebliğ edildiği, 29.08.2001 tarihinde astsubay çavuş nasbedildiği anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa Prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Maddi tazminata hükmedilmesinde meydana gelen zararın idarenin işleminden doğmasının yanı sıra, bu zararın dava tarihinde kesin ve gerçekleşmiş bulunması gerektiği idare hukukunun temel ilkelerindendir. Başka bir anlatımla mutasavver zararlar için maddi tazminattan söz etme olanağı yoktur. Davacının hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanan bir idari işlemle Astsubay Sınıf Okulundan çıkarıldığı maddi bir vakıadır. Ancak bu işlemden doğan tam yargı davası 30.03.2001 tarihinde açılmıştır. Bu tarihte davacı Astsubay Sınıf Okulunda öğrencidir. Henüz daha okulu bitirip bitirmeyeceği belli değildir. İstenilen maddi tazminat kalemleri 30.08.2000-30.08.2001 tarihleri arasında mahrum kalınacak olan aylıklardır. Dava tarihinde öğrenci olan davacının astsubay çavuş aylığı almaya hak kazanmamıştır. Ortada kesin gerçekleşmiş bir zarar bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacının gerek hukuka aykırı bir biçimde okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle duyduğu ye gerek yürütmenin durdurulması kararı idareye 27.09.2000 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen bu tarihten itibaren 1602 Sayılı Kanunun 63/2 nci maddesi uyarınca en geç 60 gün içinde okula alınması gerekirken bu kapsamda davacıya tebligat çıkarmadığı, aradan dört aydan fazla süre geçtikten sonra davacının müracaatı üzerine okula alınmasından dolayı duyduğu elem ve ızdırabın kısmen de hizmet kusuru esaslarına göre idarece giderilmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının Maddi Tazminat İsteminin Reddine,
2. Takdiren davacıya 100.000.000 TL (yüzmilyon TL) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin Reddine,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına 04 Mayıs 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (yüzdealtmış) yasal faiz yürütülmesine,
4. Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan 96.300.000 (doksanaltımilyonüçyüzbin TL) harcın istek halinde DAVACIYA İADESİNE,
6. Peşin yatırılan ve sarf edilen 10.250.000 TL (onmilyonikiyüzellibin TL) posta pulu giderinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifeleri üzerinden hesap edilen 10.000.000 TL (onmilyon TL) Avukatlık Ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
Dava duruşmalı olarak görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri üzerinden (Tarifenin 11 nci maddesi nazara alınarak) 88.470.000 TL (seksensekizmilyondörtyüzyetmişbin TL) Avukatlık Ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı ..............'ın 04.05.2000 tarihinde Astsubay Sınıf Okulundan çıkarılma işleminin iptaline karar verildiği ve davacının okula tekrar alınarak öğrenimini sürdürdüğü, 29.08.2001 tarihi itibariyle astsubaylığa nasbedildiği, böylece davacının okuldan çıkarılmamış olsaydı emsalleri ile birlikte 30 Ağustos 2000 tarihinde astsubay nasbedilip astsubay çavuş rütbesiyle Silahlı Kuvvetlere katılacakken tam bir yıl gecikmeye idarenin neden olduğu, bu bir yıllık gecikme nedeni ile maddi ve manevi zarara uğradığı sabit iken çoğunluğun DAVA TARİHİ itibariyle davacının henüz öğrenci olduğu, bu nedenle okulunu bitirip bitirmeyeceğinin de belirsizliği karşısında kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin birinci maddesine aşağıda belirttiğim nedenlerle katılamadım.
1. Davanın açıldığı 30.03.2001 tarihi itibariyle davacının öğrenci olduğu ve dolayısıyla okulu başarıyla bitirip bitirmeyeceği, buna bağlı olarak da maddi zararının doğup doğmayacağı ve "kapsamı" henüz belirgin değildir.
Bu yönüyle çoğunluğun görüşüne katılıyorum. Ne var ki dava AYİM'de 30.03.2001 tarihinde açılmış, o tarihte çoğunluğun belirttiği gerekçelerle davanın reddi kararı verilmesi gerekirken bu kararın verilmesi AYİM Genel Sekreterliğince Dairemizden istenmemiş ve yine AYİM Genel Sekreterliğince dava dilekçesi, 44 ve 45 nci maddeler uyarınca "İLK İNCELEME" aşamasında kanuna aykırı görülmeyerek, dilekçenin "TEBLİGAT İŞLEMLERİ" tamamlatılması yoluna gidilmiş, davalı idarenin savunması 10 Temmuz 2001 tarihinde alınmış, davacı 10 Ağustos 2001 tarihli ikinci dilekçe hakkını kullanmış, AYİM Başsavcılığı 02 Ekim 2001 tarihli "DÜŞÜNCE"si ile "ESAS"a ilişkin görüşünü bildirmiş ve dava dosyası AYİM Genel Sekreterliğince, 04 Ekim 2001 tarihinde Dairemize "ESAS"tan bir karar verilmek üzere, 1602 Sayılı AYİM Yasasının 47 nci maddesi uyarınca gönderilmiştir.
2. Dairemizin 05 Aralık 2001 tarihli ARA KARARI ile bazı hususlar araştırılmış ve 05 Nisan 2002 tarihinde KARAR verilmiş bulunmaktadır.
3. Dosyanın bu aşaması dikkate alındığında; 30 Mart 2001 tarihinde açılan bu davanın henüz öğrenci olduğu döneme rastladığı, ortada "kesin ve dava edilebilir" bir "zarar"ın bulunmadığı, kararın en geç 30 Ağustos 2002 tarihine kadar verilmesi gerektiği halde verilmediği, davanın ilk inceleme aşamasında reddedilmediği ve "ilk inceleme" aşamasının geçildiği, davacının "işleme dayalı" olan bu tazminat davasının 30 Ağustos 2002 tarihinden sonraki bir tarihte 60 (altmış) günlük süreçte açmamasının nedeninin görülmekte (derdest) olan bu davasının mevcudiyeti olduğu açıkça görülmektedir.
Bu nedenlerle, davacının herhangi bir hak kaybına neden olunmaması için, "Hak ve nesafet" ve "Usul Ekonomisi" kuraları uyarınca, davacının MADDİ TAZMİNAT davası görülüp maddi zararının miktarı "ARA KARARI" ile soruşturulup belirlenerek bir karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine katılmadım ve karşı oy kullandım.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy