(2709 S. K. m. 120) (3713 S. K. m. 21) (1602 S. K. m. 71)
Davacı vekili 20 Şubat 2001 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin Yüksekova İlçe J. K. lığı emrinde görev yapmakta iken, 30.6.1999 tarihinde, teröristlerce araç güzergahına konulan bombanın uzaktan kumanda ile patlatılması sonucu yaralandığını ve tedavileri sonucunda "TSK. nde Görev Yapamaz" raporu verildiğini belirterek 48.000:000.000 TL. maddi ve 2.000.000.000 TL. manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi ile iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacı J. Astsb. Kd.Üçvş ......' ün Yüksekova İlçe J. K. lığı emrinde görevli bulunduğu 30.6.1999 tarihinde alınan bir mayın ihbarını değerlendirmek üzere Uzunsırt J.Krk.K.lığına ait BTR - 60 Zırhlı aracın içinde diğer personelle birlikte olay yerine intikali sırasında, daha önceden teröristlerce yola döşenen uzaktan telsiz kumandalı patlayıcının patlatılması sonucu yaralandığı, yapılan tedavileri sonucunda 2.8.2000 tarihli GATA Sağlık kurulu raporuyla hakkında "D/66 F 9, D/58 Fi D/59 Fi, B/65 F.2, B/26 F 1 TSK'nde Görev yapamaz" kararı verildiği, raporun 11 Eylül 2000 tarihinde kesinleştiği, davacının tazminat talebiyle 02.01.2001 tarihinde idareye yaptığı müracaata olumsuz cevap verilmesi üzerine 20.02.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesiyle dava açtığı anlaşılmaktadır.
Davacı J. Astsb. Kd. Üçvş .......' ün bu kamu hizmetini yerine getirdiği sırada yaralandığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte, taraflara göre üçüncü kişi durumdaki teröristlerin eylemlerinden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde durulmasına gerek görülmüştür.
Terör eylemleri sebebiyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan olağanüstü hal ilan edilmiş, bu olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda güvenlik görevlileri ve askeri kişi yaralanıp malul olmuştur.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığınca olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylığı ile ödenen tütün ikramiyeleri davacının tespit edilen maddi zararından düşüldüğünden maddi tazminat isteyen davacıya vazife malulü aylığı bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 15.11.2001 tarih ve 69577022 sayılı yazılarından, genel müdürlüğün 16.4.2001 tarih ve 311420 sayılı işlemi ile 3713 sayılı Kanuna göre toplam 14 yıl 4 ay 15 gün hizmetine karşılık (vazife malulü olması nedeniyle 30 yıl hizmeti olduğu kabul edilerek) 6. derece 3. kademe (+1150) ek gösterge intibakı 11 yıl 6 ay kıdemi üzerinden 15.3.2001 tarihinden itibaren 269.400.000 TL., 3. derece TSK. vazife malullüğü aylığı bağlandığı, daha sonra 3713 sayılı Kanunun 21. maddesine göre görevdeki emsallerine ödenen görev aylığı miktarları esas alınmak suretiyle ilgiliye bağlanan aylıkların 15.3.2001 tarihinden itibaren 481.410.000 TL. ye, 15.4.2001 tarihinden itibaren 493.450.000 TL. ye, 15.5.2001 tarihinden itibaren 543.290.000 TL. ye, 15.6.2001 tarihinden itibaren 598.990.000 TL. ye, 15.9.2001 tarihinden itibaren 619.360.000 TL. ye, 15.10.2001 tarihinden itibaren 655.290.000 TL. ye ve 15.11.2001 tarihinden itibaren 694.610.000 TL. ye yükseltildiği, 1.9.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4567 sayılı Kanun kapsamında olması nedeniyle daha önce 926 sayılı Kanuna göre tespit edilen 6. derece 3. kademe (+1150) ek gösterge intibakı esas alınarak bağlanan aylıklarına 4567 sayılı Kanun uyarınca tespit edilen 5. derece 1. kademe (+1300) ek gösterge intibakı esas alınmak suretiyle (kıdeminde herhangi bir değişiklik olmaksızın) 1.9.2001 tarihinden itibaren 4567 sayılı Kanun uygulanmış olup, takip eden yıllarda yükselebileceği en üst dereceyi aşmamak kaydıyla intibakının yükseltileceği, 3480 sayılı Kanun uyarınca 2001 yılı için tahakkuk ettirilecek tütün ikramiyesi 1 Ocak 2002 tarihinde belirlenecek katsayı esas alınarak 2002 yılının ilk üç ayında ödeneceği, 3713 sayılı Kanun uyarınca (30 yıl hizmeti varmış gibi) toplam 6.800.260.000 TL. emekli ikramiyesi ödendiği, 14 tam hizmet yılına karşılık 3.173.500.000 TL. emekli ikramiyesi ödeneceğinin bildirildiği görülmüştür.
Davacıya 2330 sayılı Kanun gereğince, 11.8.1999 tarihinde 941.940.000 TL., 18.5.2001 tarihinde 8.538.484.000 TL. nakdi tazminat ödenmiştir. Aynı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince ödenen bu nakdi tazminatın davacının maddi ve manevi tazminatlarının karşılığı olduğu her türlü şüpheden varestedir.
Davacı ayrıca 3713 sayılı Kanun gereğince kira yardımı almamıştır.
Bu açıklamaların ışığında, davacı maddi ve manevi tazminat istemekle birlikte maddi ve manevi zararlarının karşılığı olarak bağlanan maluliyet aylığı, tütün ikramiyesi ve nakdi tazminatın ne kadarının maddi zararını karşıladığı ve ne kadarının manevi zararını karşıladığının tespiti için resen seçilen bilirkişinin 29.1.2002 tarihinde tanzim ettiği, bilirkişi raporunun tetkikinden davacının maddi zararının bağlanan vazife malullüğü aylığı ödenen tütün ikramiyesi ile çok fazlasıyla karşılandığından davacının maddi tazminat hakedişinin bulunmadığı, ayrıca davacının 13.420.497.280 TL. nakdi tazminat yararı sağladığının bildirildiği görülmüştür.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından; bilirkişinin hesap yöntemine itiraz edildiği ayrıca davacının kira yardımı hakkından vazgeçmediği, ileride kullanacağını ayrıca aleyhe ücret vekalete hükmolunmaması zira davacının müracaatından sonra ilgili yasalarda ki değişiklikler nedeniyle maaş ve ikramiyelerde artış olduğundan, yararlandığı yararların' davadan sonra bağlandığını, manevi tazminat istemlerini yinelediği anlaşılmakta ise de Bilirkişinin hesaplama yönteminin Mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmi verilere uygun olduğu, davacı kira yardımından yararlanmak için talepte bulunmadığından bilirkişi raporunda davacının kira yardımı almadığı kabul edilerek hesap edildiği, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce uygulanan yasa hükümlerinin dava tarihinden önce yürürlükte olması nedeniyle davacı vekilinin itirazlarına itibar olunmamıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ilerde duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş, ancak davacının maddi zararları nakdi tazminat yararı dışında sağlanan yararlarla fazlasıyla karşılanmış bulunduğundan nakdi tazminat yararının tamamen manevi zararın karşılığı olarak ödendiği ve miktarının emsal davalarda hükmedilen manevi tazminat miktarının üzerinde olduğundan davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat miktarı nazara alınarak davacı .......' ün maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine,
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) davacıya Yükletilmesine,
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre 4.920.000 TL. başvurma, harcı ile 6.610.000 TL. esastan ilam harcı toplamı olan 11.530.000 TL. (onbirmilyonbeşyüzotuzbin TL.) harcın davacı üzerinde Bırakılmasına, bu miktarın davacı tarafından peşin yatırılan 685.000.000 TL. harçtan mahsubu ile arta kalan 673.470.000 TL. (altıyüzyetmişüçmilyondörtyüzyetmişbin TL.) harcın istek halinde davacıya iadesine.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy