(2330 S. K. m. 6)
Davacı vekili, 24.05.2001 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının Şırnak-Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugayı 2 nci Tabur 1 nci Bölük Komutanlığı emrinde J.Eri olarak askerlik hizmetini yapmakta iken 09.04.1999 tarihinde Kuzey Irakta icra edilen operasyon sırasında bölücü terör örgütü mensupları tarafından açılan ateş sonucu yaralanarak sakat kaldığını, olayı müteakip sevkedildigi askeri hastanede ayağından ameliyat edildiğini GATA Hastanesi Sağlık Kurulunun 29.03.2000 tarih ve 2927 sayılı raporu ile ASY bağlı sağ tibia açık parçalı kırık ameliyatlısı teşhisiyle A/59 F 1 Askerliğe elverişlidir. Hasta yaralanmadan dolayı hayati tehlike geçirmemiştir. Mevcut yaralanmadan dolayı 45 gün iş ve gücünden kalmıştır. Uzuv kaybı ve zaafı yoktur kararı verildiğini, ancak müvekkilinin ayağında sekel kaldığını, bacak kemiğindeki kırığın düzelmeyen bir eğri oluşturduğunu, bacağında incelme ve ayağında kasılma meydana geldiğini, uzuv kaybına uğradığını, rahatsızlığının devam etmesine rağmen iyileştiğine dair sağlık raporu verilmesi nedeniyle terhis edildiğini, mevcut rahatsızlığının kalıcı olduğunu, ömür boyu sürecek bir beden gücü kaybına maruz kaldığını, Ankara Numune Hastanesinin 10056 sayılı raporunda; davacının sağ tibia kemiğindeki kırığın defermasyon oluşturduğunu ayrıca ayak kemiğinde eğrilik olduğunu belirttiğini, GATA raporunun gerçeği yansıtmadığını, yeniden sağlık kuruluna sevk edilerek arizası hakkında rapor aldırılmasını, uğranılan zararın kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince idarece karşılanmasının gerektiğini, idareye yaptıkları başvurunun 16.05.2001 tarihli yazı ile olumsuz yanıtlandığını, davacıya nakdi tazminat ödendiğini, ancak T.C. Emekli Sandığı tarafından aylık bağlanmadığını, bağlandığı takdirde yapılan ödemenin zararları karşıladığı ölçüde taleplerinden feragat edileceğini belirterek 20 milyar TL.maddi, 2 milyar TL. manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiş, adli yardım ve duruşma isteminde bulunmuştur.
Davacının adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin 13 Haziran 2001 tarih ve Gensek.No: 2001/973, Esas No: 2001/440 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Adli yardım isteminin reddi üzerine, davacı vekilinin, 06.11.2001 tarihinde kayda geçen dilekçesi ile tazminat taleplerinden kısmen feragat ettiklerini belirterek 4 milyar TL. maddi ve 500 milyon TL. manevi tazminat isteminde bulunmuş ve harcını yatırmıştır.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı ....................in Çakırsöğüt-Şırnak Jandarma Komando Tugayı 2 nci Tabur 1 nci Bölük Komutanlığı emrinde J.Komd.Eri olarak askerlik hizmetini yapmakta iken 09.04.1999 tarihinde icra edilen bir operasyon sırasında bölücü terör örgütlü mensuplarıyla girişilen silahlı çatışmada ayağından yaralandığı, yapılan tedavileri sonunda GATA Hastanesi Sağlık Kurulunun 29.03.2000 tarih ve 2927 sayılı raporu ile Ateşli silah yaralanmasına bağlı sağ tibia açık parçalı kırık ameliyatlısı tanısı konularak 1. A/59 F1 Askerliğe elverişlidir. -2. Yaralanmadan dolayı hayati tehlike geçirmemiştir. -3. Altmış gün iş ve gücünden kalmıştır. -4. Uzuv zaafı ya da kaybı yoktur. kararı verildiği, bu rapora davacının itirazı üzerine sevkedildiği Ankara 600 Yataklı Mevki Askeri Hastanesinde yapılan Kontrol muayenesinde 10.05.2000 tarih ve 2609 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile A/59 F1 Askerliğe Elverişlidir. Komando olamaz. 45 gün iş gücü kaybı olmuştur. Hayati tehlike geçirmemiştir. Sakatlık bırakmamıştır. kararı verildiği, davacının 21.08.1999 tarihinde terhis edildiği, anlaşılmıştır.
Mahkememizin 20 Mart 2002 tarihli ara kararı ile, davacı hakkında düzenlenen GATA ve 600 Yataklı Mevki Asker Hastanelerinin Sağlık Kurulu raporları SSK. Genel Müdürlüğüne gönderilerek davacının yapılan çivilemeye bağlı çıkıntılar, sağ uyluktaki 2 cm atnofi, sağ extremitede 1 cm. kısalık, dizdeki minimal varus defermitemin, SSK Sağlık işlemleri Tüzüğüne göre sakatlık (maluliyet) oranının tespiti istenilmiş, SSK Bsk.lığı Hukuk Müşavirliğinin 10 Haziran 2002 tarih ve B.13.2.SSK.O.61.00.00.11-231/8640 sayılı yazılarıyla davacıda % 3.3 iş göremezlik oranının tespit edildiği bildirilmiştir.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacının asayişle ilgili bir görevin ifası sırasında yaralanıp sakat kaldığı, olayın meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmadığı, zararın doğrudan doğruya idarenin eyleminden doğmayıp idarenin dışındaki bir olaydan kaynaklandığı, zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğu, zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılmasının adalet, eşitlik ve hakkaniyet esaslarına uygun düşeceğinden davacının zararlarının idarece kusursuz sorumluluk ilkelerine göre karşılanmasının gerekeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselere olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşülmektedir. Diğer taraftan 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığının maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların göz önünde tutulacağı öngörülmüştür.
Davacıya, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce aylık bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenmediği, ancak Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 10.02.2000 tarih ve 2000/42 sayılı kararı ile avans olarak 947.625.000 TL. 13.06.2000 tarih ve 2000/42 sayılı kararı ile 1.676.275.000 TL. nakdi tazminat ödendiği anlaşılmıştır.
Davacının maddi zararlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 07.10.2002 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ......................in 3.777.374.641 TL. gerçek maddi zararına karşılık 6.031.962.382 TL. nakdi tazminat yararı sağladığı, bu nedenle maddi tazminat hakedişinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından, müvekkilinin rahatsızlıklarının devam etmesi, ayağında eğrilik oluşması nedeniyle yeniden askeri hastaneye sevki ile durumunun Sağlık Kurulu raporu ile tespit ettirilmesini, eski raporlar esas alınarak yaptırılan bilirkişi incelemesinin gerçeği yansıtmadığını, aldırılacak Sağlık Kurulu raporundan sonra yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını belirterek itirazda bulunulmuştur.
Davacının sakatlık oranının SSK. Genel Müdürlüğünce SSK Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre yaptırıldığı dikkate alınarak davacı vekilinin davacının yeniden Sağlık Kuruluna sevkine dair talebinin kabul edilmediği, Bilirkişi tarafından düzenlenen raporun Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin itirazı yerinde görülmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Bilirkişi raporu uyarınca davacının maddi zararının fazlasıyla karşılandığı ayrıca sağladığı nakdi tazminat yararının maddi zarardan düşülmesiyle geriye kalan miktarın, aynı tür olaylarda Mahkememizce takdir olunan manevi tazminat miktarından fazla olduğundan 2330 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesi dikkate alınarak davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve sağladığı nakdi tazminat yararı dikkate alınarak davacı ......................in MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy